Zarflar (Belirteçler)

Zarflar; fiilleri, sıfatları ve görevce kendine benzeyen sözcükleri niteleyen, anlamlarını güçlendiren, derecelendiren, sınırlayan sözcüklerdir.

Zarfların asıl görevi değişik yönlerden fiilleri belirtmektir. Zarflar, fiilleri "durum, zaman, yer-yön, ölçü, soru" yönüyle belirtir.

"Kim bilir sen peşimden nasıl ağlayacaksın

Belki de sandığımdan daha çok yanacaksın

Sürmesin sakın sakın bir günden fazla yasın

Bir gün bir acı rüzgâr esiverecek birden."

(Yusuf NALKESEN)

Yukarıdaki dizelerde zarflar kullanılmıştır.

"Bize okul anılarını anlattı." cümlesine fiilden önce, fiili niteleyen, belirten sözcük ya da söz grupları getirelim.

Bize okul anılarını, uzun uzun anlattı.

...çok anlattı

...daha önce

...ağlayarak

...üç yıl

...her akşam

...ayrıntılı biçimde

...nasıl anlattı?

...ne zaman anlattı?

Bu örnekte olduğu gibi zarflar değişik yönlerden fiilleri belirtir.

* Zarflar fiilleri belirtirken fiilden önce gelmek zorunda değildir.

  • "Üç yıl biz bu semtte oturduk." cümlesinde "üç yıl" fiilden önce gelmemiştir, ama zarftır.

* Zarflar derece yönüyle sıfatları da belirtir.

  • "Zor bir gün geçirdik."


Bu cümlede geçen "zor", ismi nitelemiştir, sıfattır. Cümleyi "Çok zor bir gün geçirdik." ya da "Oldukça zor bir gün geçirdik." biçimine getirirsek; "çok" ve "oldukça" sıfatın (zor) derecesini bildiren zarf olur. Böyle bir cümlede sözcükler ayrı ayrı ele alınacak olursa "çok" zarf, "zor" sıfat olur. "Çok zor" söz grubunun ne olduğu sorulursa, "çok zor" birlikte ele alındığında sıfattır.

  • Çok zor bir gün geçirdik. (birinci sözcük zarf, ikinci sözcük sıfat)      

  • Oldukça başarılı bir öğrenciydi. (zarf)      

* Sıfatlardan önce gelip onların derecesini bildiren sözcükler zarftır; yoksa bir sıfattan önce gelen her sözcüğe zarf denilmez.

  • Bu köyde dürüst, temiz, çalışkan insanlar yaşıyordu. 


Örnek Soru:
"Onun böyle sözler söyleyeceğini ummazdım."

Hangi cümlede "böyle" kelimesi bu cümledeki ile aynı görevde ve anlamda kullanılmıştır?

A)   Böyle arkadaşlıklar hiç hoşuma gitmiyor.
B)   Böyle söyleme, gücenirim.
C)   Böyle güzel bir maç hiç seyretmemiştim.
D)   Olay böyle duyulmuş anlaşılan.
E)   Demek ki o da böyle düşünüyormuş.
(1983/OYS)

Yanıt: A


* Zarflar, kendilerine benzeyen sözcükleri, yani başka zarfları üstünlük, aşırılık yönüyle belirtir.

  • "Çocuklar, bugün iyi anlaşıyorlar." cümlesindeki "iyi" zarftır.
  • Çocuklar bugün çok iyi anlaşıyorlar.

-----------------------gayet

----------------------pek

----------------------oldukça

Yukarıdaki "çok, gayet, pek, oldukça" sözcükleri zarfın derecesini bildirmektedir; bu sözcüklere "aşırılık belirteci" denir.

  • Bu iş zor değil, sen daha zor işleri de halledersin.

Bu cümlede geçen "daha" sözcüğü, "zor"u üstünlük derecesine çıkarmıştır.  "Daha" sözcüğüne "üstünlük zarfı" denir.

  • O daha hızlı koşar.
  • Daha büyük bir taş getirin.

* Zarflar adlaşmış sıfatları da derece yönüyle belirtir.

  • Ondan daha iyisi bulunmaz.
  • Çocuğun taşıdığı karpuz bir hayli büyüktü.
  • Odaların en güzelini size ayırmışlar.

Yukarıdaki cümlelerde geçen "daha, bir hayli, en" sözcükleri adlaşmış sıfatların derecesini bildirmektedir; bu sözcükler de zarftır.

Zarflar görev bakımından beş çeşittir:

1)  Durum zarfları
2)  Zaman zarfları
3)  Azlık-çokluk zarfları
4)  Yer-yön zarfları
5)  Soru zarfları

 

1) Durum Zarfları: Eylemin nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu belirten sözcüklerdir. Durum zarfları fiile sorulan "Nasıl?" sorusunun cevabıdır.

  • İçerde hasta var; sessiz konuşun.
  • "Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak''
  • "Efkârlandım, içlendim ağladım sensiz, sessiz."
  • "Ölen ile kolay kolay ölünmez."
  • "Kuşların bakışlarından büyülenip
    Dalmışım akşamın alacasına."

Yukarıdaki dizelerde durum zarfları kullanılmıştır. Zarf göreviyle kullanılan sözcükler "nasıl" sorusunun cevabıdır.


Bazı dizelerde, zarf göreviyle kullanılan sözcüklerin fiilden sonra geldiğini görüyoruz. Bu örneklerde de olduğu gibi zarf göreviyle kullanılan sözcükler fiilden sonra da gelebilir. Önemli olan fiile sorulan "nasıl" sorusunun cevabı olmalarıdır.


* Niteleme sıfatı olarak kullanılan sözcükler fiilin başında kullanılacak olursa durum zarfı olur.

  • Zor anlarımızda hep yanımızda oldu. (sıfat; çünkü adı nitelemiş) 
  • Burası çok kalabalık, içeri zor gireriz. (zarf; çünkü fiili nitelemiş)
  • Elinde ağır bir paket vardı. (sıfat; çünkü adı nitelemiş) 
  • Hava yağışlı olduğu için inşaat ağır ilerliyor. (zarf; çünkü fiili nitelemiş)


* Niteleme sıfatı olarak kullanılan her sözcük durum zarfı olamayacağı gibi, durum zarfları da her zaman niteleme sıfatı olarak kullanılmaz.

Aşağıdaki cümlelerde geçen durum zarfları, gerektiğinde niteleme sıfatı olarak kullanılamaz:

  • Çocuk, anlatılanları dikkatle dinliyordu.
  • Orada oyalanmadan yola devam ettik.

Örnek Soru:


Aşağıdakilerin hangisinde cümlenin anlamını "durum" bakımından tamamlayan bir sözcük vardır?

A)   Anlatılanları sessizce dinliyorduk.
B)   Öğleyin bize geleceğini söylüyor.
C)   Kimlik kartını cüzdanına yerleştirdi.
D)   Bu yıl Ege kıyılarını gezmek istiyoruz.
E)   Aşırı sıcaklardan çamların çoğu kurudu.
(1995/ÖSS)

Yanıt: A


2)  Zaman Zarfları: Zaman zarfları, fiillerin bildirdiği işin zamanını sınırlayan sözcüklerdir.

  • Bizi bugün bekleyecek.
  • Geçen hafta Ankara'ya gitti.
  • Bugün gelmedi, sanırım yarın da gelmez.
  • Yarım saat önce başladı, biraz sonra biter.

* Zaman zarfları fiile sorulan "Ne zaman?" sorusunun cevabıdır.

* Zaman bildiren her sözcük, zaman zarfı olarak kullanılabilir:

  • "Bugün, bu hafta, geçen yıl, geçen gün, az önce, dün, akşam, sabah, çabuk, derhal, bir an önce, eskiden, sonra, kışın, yazın, hâlâ, henüz, her gün, artık, her an..."

Bunlar ve benzeri sözcükler "Ne zaman?" sorusunun cevabı olduğunda zaman zarfı olur.

* Zaman bildiren sözcükler, çekim eki aldığında, zaman anlamı taşımaz ve artık zarf olmaz.

  • Bugünü değerlendirmezsek, dünü çok ararız.
  • Yarına çıkar mı, bilmiyorum.

Bu cümlelerde geçen "bugün, dün, yarın" sözcükleri zarf değildir, birer addır.

* Bazı sözcükler ise çekim eki almalarına rağmen, "Ne zaman?" sorusuna cevap verdikleri için zaman zarfı olur.

  • Ekim başında buralarda kimse kalmaz.
  • Bazıları akşamdan yola çıkmış.
  • İlk ders saat 8'de başlıyor.

Yukarıdaki cümlelerde çekim eki aldığı halde zaman zarfı olarak kullanılan sözcükler vardır.

3)  Azlık-Çokluk Zarfları: Fiilleri, sıfatları, adlaşmış sıfatları ve zarfları azlık-çokluk, derece, üstünlük, aşırılık yönüyle belirten sözcüklerdir.

Azlık-çokluk zarfları;

* Fiilleri ölçü yönüyle belirtir:

  • Kar yağışı günlerce sürer burada.
  • Atlar bir hayli yorulmuştu.

* Sıfatların derecesini belirtir:

  • En güzel mutluluk sevmekle başlar.
  • Oldukça sıkıcı bir işi vardı.

* Adlaşmış sıfatların da derecesini belirtir.

  • Dışarısı çok soğuk.
  • Burası gayet serin.

* Sıfatların ve adlaşmış sıfatların  derecesini  belirten zarflara aşırılık zarfı denir.

* Başka zarfları da belirtir:

  • Bugün çok iyi görünüyorsun.
  • Bu hafta oldukça verimli çalıştılar.

Bu cümlelerdeki örnekler de aşırılık zarfı diye adlandırılır.

* Azlık-çokluk zarfları fiile sorulan "Ne kadar?" sorusunun cevabıdır.

Dün hepimiz çok yorulduk.

* Türkçede azlık-çokluk zarfı olarak kullanılan sözcüklerin sayısı çok değildir:

 

  • "Çok, biraz, fazla, azıcık, sık, bir hayli, seyrek, pek, oldukça, daha, gayet..."

* Azlık-çokluk zarfı olarak kullanılan sözcükler adları belirtecek biçimde kullanıldığında belgisiz sıfattır.

  • Kadının azıcık yemeği varmış. (sıfat)
  • Şurada azıcık oturalım. (zarf)

* "e kadar" kalıbıyla kullanılan sözler "Ne kadar?" sorusunun cevabı olduğunda "azlık-çokluk zarfı", "Ne zaman?" sorusunun cevabı olduğunda "zaman zarfı" olur.

  • Sanırım akşama kadar bekleriz. (Ne kadar?) azlık-çokluk zarfı
  • Güneş batana kadar oraya ulaşırız. (Ne zaman?) zaman zarfı

* "daha", üstünlük zarfı olarak kullanılır; sıfatları ve zarfları üstünlük derecesine çıkarır.                            

  • Daha güzel bir kıyafet seç.
  • Bundan daha zoru yok.
  • Kim daha çabuk gider?

* "Daha" sözcüğü "henüz" ya da "hâlâ" anlamında kullanıldığında zaman zarfı olur.

  • Daha okullar açılmamıştı. (zaman zarfı)
  • Biz geldiğimizde daha mesai başlamamıştı. (zaman zarfı)

* "en" sözcüğü ise sıfatları en üstünlük derecesine çıkaran zarftır.

  • En güzel yerler bile insana huzur vermez. (sıfatı derecelendirmiş)
  • Bence çiçeklerin en güzeli güldür. (adlaşmış sıfatı derecelendirmiş)

Örnek Soru:


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "üstünlük" bildiren bir belirteç (zarf) vardır?

A)   Yol yapım çalışmaları büyük bir hızla ilerliyor.
B)   Burada göç, daha çok, büyük merkezlere doğrudur.
C)   Kentlere doğru büyük bir nüfus hareketi görülmektedir.
D)   Burası, nüfus bakımından ikinci büyük kentimizdir.
E)   Nüfus planlamasıyla ilgili büyük sorunlarımız vardır.
(1993/ÖYS)

Yanıt: B

4) Yer-Yön Zarfları: Eylemlerin yerlerini ve yönlerini belirten sözcüklerdir.

  • İçeri girin ve bir daha dışarı çıkmayın.
  • Sakın aşağı bakma.
  • O, yukarı gelsin.
  • Biraz geri gel, çok ileri gittin.

 

Yer-yön zarfı olarak kullanılan başlıca sözcükler; "ileri, geri, aşağı, yukarı, içeri, dışarı"dır. Bu sözcüklerin hepsinde "-eri, -arı" yön eki vardır. ("Aşağı" sözcüğü de ağızlarda "aşarı" biçiminde kullanılır.)

Bu sözcüklerin dışında "-e doğru" ve "-e karşı" yapılı kullanımlar da yön bildirdiğinde yer-yön zarfı olur.

  • Atlılar, köye doğru gittiler.
  • Düşmana karşı yürüdük.

* * Yukarıda sıralanan "ileri, geri, içeri, dışarı..." gibi sözcükler çekim eki almadan eylemin yönünü bildirdiklerinde zarftır. Bu sözcükler çekim eki aldığında zarf olmaktan çıkar ad gibi kullanılır.

  • Hemen yukarıya çıkın.
  • Aşağısı çok kalabalık.
  • Dersi dinle, dışarıyı seyretme.

Bu  cümlelerde  geçen  "yukarıya, aşağısı, dışarıyı" sözcükleri ad olarak kullanılmıştır.

* Yer-yön bildiren bu sözcükler, isimlerin başına geldiğinde sıfat olur.

  • Onlar aşağıda oturuyordu, biz yukarı salona çıkmıştık.                          
  • Aşağı sokağa taşındılar.

* Yer-yön bildiren "alt, üst, ön, arka, sağ, sol" gibi sözcükler, ek almadan fiili belirtemeyecekleri için zarf olmaz.

 

* Yer-yön zarfları eyleme sorulan "Nereye?" sorusunun cevabıdır ve çekim eki almamış sözcüklerdir. Ancak fiile sorulan her "Nereye?" sorusunun cevabı yer-yön zarfı değildir.

 

  • "Berk, az önce okula gitti." cümlesinde fiile sorulan "Nereye?"nin cevabı "okula"dır; ancak bu sözcük zarf değildir.

Örnek Soru:


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yer yön belirteci, tamlayan olduğu için adlaşmıştır?

A)   Dışarının gürültüsü hepimizi rahatsız etti.
B)   Kapının önüne oturmuş, geleni geçeni izliyor.
C)   Yukarıya çıkıp arkadaşımla da görüşeyim.
D)   Beş yüz metre ileriden sağa döneceksiniz.
E)   Çocuğun üstüne kocaman bir battaniye örtmüşler.
(2003)

Yanıt: A


5) Soru Zarfları: Fiilleri, başka zarfları ve adlaşmış sıfatları soru yoluyla belirten sözcüklerdir.

  • Siz okulu ne zaman bitirdiniz?
  • Ne kadar eksik tartmış?
  • Pahalı diyorsun anladık, ama ne kadar pahalı?



* Soru zarfları öteki zarf çeşitlerini bulmaya yarayan soru sözcükleridir. Durum zarflarını bulmak için "Nasıl?", zaman zarfları için "Ne zaman?", azlık-çokluk zarfları için "Ne kadar?" kullanılır. "Nereye?" soru zarfı olarak kullanılmaz, soru zamiridir.


* "Niçin, neden, niye" de soru zarfı olarak kullanılır. Ayrıca "niçin" anlamında kullanılan "ne" de soru zarfı olur.


Aşağıdaki cümlelerde soru zarfları kullanılmıştır:

  • Bu saatte karşıya nasıl geçeceksiniz?
  • Deniz sezonu ne zaman biter?
  • Siz bu konulara ne kadar çalıştınız?
  • Neden size söylediğim yerde beklemediniz?
  • Niçin burada böyle yalnız oturuyorsun?
  • Bu adam ne bağırıp duruyor?
  • Dün akşam bizi niye beklemedin?

* Soru zarfı olarak kullanılan kimi sözcükler başka cümlelerde soru sıfatı ya da soru zamiri olarak da kullanılabilir:

  • Onun nasıl bir kitap aradığını nasıl anladınız? (birincisi sıfat, ikincisi zarf)
  • İşlerin ne kadarını bitirdiniz, yarına ne kadar işiniz kaldı? (birincisi zamir, ikincisi sıfat)
  • Mağaranın içi ne kadar serindi! (azlık-çokluk zarfı, "çok" anlamında.)

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Gazelde matladan sonra gelen beyite "redd-i matla" denir.
Pazartesi, 11/24/2014 18:03
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.