Ziya Gökalp

Diyarbakır'da doğdu, İstanbul'da ya­şamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Ziya. Babası yerel bir gazetede çalışan memurdu.  Eğitimine Diyarbakır'da başladı. Amcasından geleneksel İs­lam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında inti­hara teşebbüs etti.  Bir yıl sonra 1895'te İstanbul'a gitti. Baytar Mektebine kaydını yap­tırdı. Jön Türkler'den etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. Muhalif eylemleri nedeniyle 1898'de tu­tuklandı. 1924'te yaşamını yitirdi.

Edebi Kişiliği (Sanat Anlayışı)

Ziya Gökalp, sanatı, düşüncelerini yaymak için araç olarak kullanan şairlerdendir. Şiirde duygularını anlat­maktan çok, inandığı düşünceleri dile getirir. Sanatçı­nın şiirleri, her şeyden önce en küçük ayrıntısına kadar düşünülmüş bir programın parçalarını oluşturan bir özelliğe sahiptir.

Şiirlerinde toplum hayatının yeniden düzenlenmesi, in­sanların eğitimi, millî bir hafıza oluşturmak için girişilen mücedeleler gibi konular kendine yer bulur.

Edebiyatı şuur ve şiir devri olmak üzere iki bölüme ayı­ran Gökalp, kendi yaşadığı dönemi şuur devri olarak tanımlar. Bu bakımdan kendi döneminde millet şuuru­nu, bilincini besleyecek şiirler, yazılar yazmanın gerek­liğine inanır. Ziya Gökalp, şiir yazma yeteneğini, Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âti sanatçıları gibi sanat yapma amacıyla değil, topluma yarar sağlamak için kullanır.

Ziya Gökalp, Osmanlı Devleti'nin çeşitli cephelerde üst üste yenilgilerle çöküşe geçtiği bir dönemde Türk milletine birdenbire yeni bir hedef ve ideal gösterir. Ümmetçi bir Osmanlı'dan yakın bir gelecekte Türkçü bir devlete dönüşmenin programını yapar. Bunun adı "Yeni Hayat"tır. Bu adı taşıyan şiir kitabında şair, bir topluluğu oluşturan bütün unsurları masaya yatırarak gelecekteki devletin üzerinde oturacağı esasları yeni­den yorumlayarak belirler. Din, vatan, ilim, kavim, me­deniyet, halife, köy, askerlik, lisan, ahlak, vazife gibi her biri kendi başına birer sosyal kavram olan mesele­leri tartışır. Bu kavramlardan yola çıkarak bir bakıma geri kalışımızın bilançosunu ortaya koyar. Onun Yeni Hayat'ı sayısız teklifle doludur ve bunların bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran irade tarafından yaşama geçirilmiştir.

Çocukları milletin geleceği olarak gören şair, "Altın Işık" kitabında çocuklar için manzum ve mensur ma­sallar, kıssalar kaleme alır. "Keloğlan, Alparslan, Deli Dumrul" gibi metinlerle çocukların belleğinin millî un­surlarla dolmasına katkıda bulunur.

Ziya Gökalp'ın sanatının en önemli özelliklerinden biri de Türk şiirine o zamana kadar ihmal edilen Türk mi­tolojisini sokmasıdır. Şair, destan yönünden çok zen­gin olan Türk mitolojisini şiirlerinde yansıtmıştır.

Böylece Türk varlığını inşa eden figür ve olaylara dik­kat çekmiştir. Aslında o, bir destan şairidir. Kaleme al­dığı "Şakî İbrahim Destanı, Ak Destan, Kara Destan, Kızıl Destan" adlı şiirleriyle çağının tanığı bir şair oldu­ğunu gösterir.

O dönemde birçok şairin yaptığı gibi, ilk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Sonraki dönemde hece ölçüsünü kullanır. Şiirlerinde çoğunlukla ikili (mesnevi), koşma, sone vb. nazım şekillerini kullanan Gökalp, şiir sanatı­nın teknik yönüyle pek ilgilenmemiştir. O, şiirin ne söy­lediği kısmıyla ilgilenmiştir. Bu yönüyle onun şiirlerinde kuru bir didaktizm göze çarpar.

Ziya Gökalp, şair olmanın yanında önemli bir Türk ay­dınıdır. Osmanlı Devleti'nin parçalanma sürecinde ye­ni bir ulusal kimlik arayışına girer. Düşüncesinin teme­linde, Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültü­rel değerleriyle, Batı'dan aldığı bazı değerleri kaynaş­tırarak bir senteze ulaşma çabası yatar. "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" diye özetlediği bu yakla­şımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlaki öğesi de İslam­cılıktır. Uluslararası kültürün yapıcı öğesinin ulusal kül­türler olduğunu savunur. Saray edebiyatının karşısına halk edebiyatını koyar. Batı'nın teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimser. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öge olarak değerlendirir.

Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temelleri­ni kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillenir. Bire­yi temel alan liberalizm ile çatışmacı toplumu temel alan Marksizme karşı mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden solidarizmde karar kılar. Top­lumsal ve siyasi görüşlerini anlattığı sayısız makale ya­zar. "Türkçülük" düşüncesini sistemleştirir. Millî Edebi­yat hareketinin kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynar.

Eserleri:

Şiir:

* Kızıl Elma

* Yeni Hayat

* Altın Işık

Düz yazı:

* Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak

* Türkçülüğün Esasları

* Türk Töresi

* Doğru Yol

* Türk Medeniyet Tarihi

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Çocuklar üzerine yazılmış eserler Nabi'nin "Hayriye" ve Sümbülzade Vehbi'nin "Lütfiye" adlı eserleridir.
Perşembe, 07/24/2014 18:57
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.