Ahmet Hamdi Tanpınar

1939'da İstanbul Üniversitesi Edebi­yat Fakültesi'nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. Adını ilk kez "Altın Kitap" dergisinde yayımlanan "Musul Ak­şamları" şiiriyle duyurdu. Dergâh, Millî Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayımlandı. Bir süre milletvekilliği yaptı.

Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı

Hece vezniyle yazdığı ilk şiirleri, imge zenginliklileri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çekmiştir. Bu şiirlerde, Faruk Nafiz ve öteki hececilerden ayrı bir estetik peşinde olmuş, kendine özgü bir sözcük ve kavram dünyası yaratmaya çalışmıştır.

Bu çabada, Ahmet Haşim ve Edebiyat Fakültesi'ndeki hocası Yahya Kemal Beyatlı'nın sentezciliği, yoğunlaş­ma kaygıları, Haşim'in soyutlama eğilimleri görüldüğü gibi, halk şiiri estetiğindeki alışılmış söyleyiş özellikle­rine de rastlanır.

Küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duy­duğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirmiştir. Şiirlerinde, içe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışmıştır.

Şiirlerinde zaman kavramı üzerinde sıkça durmuştur. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik göster­mez, çok katlı ve karmaşıktır. "Bursa'da Zaman" şiiri bu olgunun güzel bir örneğidir.

Şiirlerinde insan ruhuna, özellikle bilinçaltına ve zama­na yer verişiyle, romanlarında işlediği konulara yakla­şır.

Kişilerin ön planda tutulduğu öykülerinin başkişilerinde kendi iç dünyasını yansıtmış, genelde kişilerin ruh­sal çöküntüsünü, yaşamın gerçeklerinden çok iç ben­liklerine sığınışlarını sergilemiştir.

Düşünceye sık sık yer veren yazar, genellikle yaşadığı ızdırapları, umutlarını, özleyişlerini ve aşklarını dile ge­tirmiştir.

Öykülerinde de zaman kavramı üzerinde sıkça duran Tanpınar, geçmişle içinde bulunulan zamanı bilinç-bilinçaltı çatışması biçiminde vermiştir.

Öykülerinde, geçmişlerindeki kimi olayların etkisiyle akış güçleri dış dünya ile uyumlarını yitirmiş, yaşamla­rı karabasanların, korkulu düşlerin kuyularına yuvarla­nan kişiler çoğunluktadır.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sembolist anlatım tarzı ro­manlarına zaman zaman sirayet eder. Ancak o, muh­teva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişele­rini şiire ayırdığı hâlde, sosyal temalar için nesri seç­miştir.

Romanlarında, zengin hayatların hikâyesinden çok, Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir.

Medeniyet değiştirme girişimlerinin insanımızı soktuğu çıkmazları araştırırken yaptığı tahliller, insanımız ve toplum yapımız açısından dikkate değer hükümler ta­şır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü toplumumuzun bu değiş­me süresi içindeki durumunu, fertten yola çıkarak top­luma varan teknikle anlatıyor.

Sahnenin Dışındakiler, II. Abdülhamit döneminin artık­ları ile II. Meşrutiyette ortaya çıkan XIX. yüzyıl kuşağı­nın okumuş kesiminin romanıdır.

"Sahnenin Dışındakiler" ile "Saatleri Ayarlama Enstitü­sü"nde de Batı ve Doğu uygarlığı arasında bocalayan Türk toplumunun ironik tablosu çizilir.

Ölümünden sonra plan ve notlarına dayanılarak bir araya getirilen ve 1987'de yayımlanan "Aydaki Kadın"da da aynı irdeleme vardır.

İlk romanı Mahur Beste'de dönemlerinin özellikleri, iş ve ev yaşamları, sarayla ilişkileri, alışkanlıkları, merak­ları, tutkuları, felsefeleriyle imparatorluğun son yılların­da yaşayan insanlar sergilenir.

Huzur'da Cumhuriyet'in ilk yıllarında kişiliğini kabul et­tirmek isteyen okumuş genç kadın ve erkeğin sorunla­rı, yeni toplumsal koşullarla ilişkileri, eski ile yeni ara­sındaki uyum arayışları işlenmiştir.

Tanpınar'ın edebiyat ve tarih konularındaki inceleme­leri çeşitli dergilerde yayımlanmış, sonra kitap hâlinde basılmıştır.

Eserleri:

  • Öykü: Abdullah Efendi'nin Rüyaları, Yaz Yağmuru
  • Şiir: Şiirler
  • Roman: Mahur Beste, Huzur, Sahnenin Dışındakiler, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Aydaki Kadın
  • Deneme: Beş Şehir, Edebiyat Üzerine Makaleler, Ya­şadığım Gibi
  • İnceleme: Tevfik Fikret, Namık Kemal, Yahya Kemal, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserleri için tıklayınız...


BURSADA ZAMAN

Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinden gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanın
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzım olmuş hengamelerin
Nakleder yadını gelen geçene.

Bu hayalde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa'da zaman,

Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk Bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.


MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ

Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdı
Boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı...

Garip, güzel, sonra mahzun
Işıkla yağmur beraber,
Bir türkü ki gamlı, uzun,
Ve sen gülünce açan güller,

Beyaz, beyazdı bulutlar,
Gölgeler buğulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.

Mor aydınlıkta bir çınar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde...

Birden gülümseyen yüzün
Sabahların aynasında
Ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında.


BÜTÜN YAZ

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştur bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Dünya edebiyatında ilk hikâye Boccacio'nın "Decameron" adlı eseridir.
Çarşamba, 10/22/2014 05:09
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.