Tanzimat Edebiyatı

Tanzimat Edebiyatı ve Tanzimat Edebiyatını Hazırlayan Etkenler

Osmanlı Devleti'ni çağdaşlaştırmak için yapılan atılımların tümüne "Siyasal Tanzimat" denir. Bu kuşak içinde yetişmiş gençler, Batı kültür ve edebiyatını tanımış ve yepyeni bir edebiyat oluşturmuşlardır.

İşte bu edebiyata Tanzimat edebiyatı adı verilir.Tanzimat edebiyatı, Tanzimat'ın ilanından yirmi yıl kadar sonra 1860'ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkarılmasıyla başlar ve 1895'e kadar sürer. Bu edebiyatın içinde yer alan sanatçılar yapıtlarında Tanzimat'ın getirdiği reformları savunmuşlardır. Bu nedenle eskileri sürekli eleştirmişler, sanatı öğretici bir araç olarak kullanmışlardır. Uygarlık değerlerini öğretmek, onların baş amacı olmuştur. Bunun da en iyi biçimde "gazetecilik" ile yapılacağını düşünmüşler ve işe "gazete" ile başlamışlardır.

Tanzimat Fermanı

"Tanzimat" sözcüğü, düzenleme, düzeltme anlamlarına gelen tanzim sözcüğünün çoğuludur. 1839 yılının, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa Uygarlığı arasındaki ilişkilerde önemli bir yeri vardır.

Tanzimat Fermanı'na, 3 Kasım 1839'da Gülhane Parkı'nda okunduğu için, Gülhane Hatt-ı Hümayunu adı da verilir. Bu ferman Reşit Paşa tarafından halka duyurulmuştur. Bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu'nun "insan haklarının korunması" ilkesini kabul ettiğini bildirdiği tarihtir.

Osmanlı Tarihi'nde, Tanzimat Dönemi denilen yeni bir dönemin başladığını haber veren Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nda bildirilen başlıca değişiklikler şunlardır:

  • Müslüman olsun olmasın bütün halk yasa önünde eşit olacak.
  • Müslüman olsun olmasın herkes canından, malından, namusundan emin olacak.
  • Vergiler düzenli bir şekilde toplanacak. Az kazanandan az vergi, çok kazanandan çok vergi alınacak.
  • Rüşvet alınmayacak ve bütün devlet görevlileri maaşlı olacak.
  • Yargı kararı olmadıkça hiç kimse ceza göremeyecek; yargısız idam edilmeyecek, zehirlenmeyecek, idam edilenlerin mallarına el konulmayacak.
  • Askerlik süresinin bir sınırı olacak.
  • Gerek padişah gerek diğer yetkililer yeni kararların uygulanması için yemin edecektir.

Alınan bu önemli kararlar o günkü toplumsal yaşamı ve yapılacak değişiklikleri ortaya koymaktadır. Bununla beraber 18 Şubat 1856'da Avrupalılar (Fransa, İngiltere, Avusturya) Padişah Sultan Abdülmecit'ten bir ferman daha çıkarmasını istemişlerdir. "Islahat Hatt-ı Hümayunu" "Vak'ayı Hayriye" veya "Tanzimat-ı Hayriye" adlarıyla da anılan bu ferman, bütün din ve mezheplerin hürriyetini garanti altına alıyordu. Her ne şekilde olursa olsun bu fermanlarla Osmanlı Devleti yasal ve Avrupai bir şekil aldı. Böylece devlet idaresi, Doğu-İslam uygarlığı etkisinden çıkarak Avrupa uygarlığı etkisine girmiş olacaktı. Çeşitli alanlardaki yeniliklerin edebiyat alanında da görülmeye başlanması kaçınılmaz bir gelişme oldu.

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatına Genel Bakış

Tanzimat edebiyatıyla birlikte Avrupa'dan alınmış roman, öykü, tiyatro, makale gibi edebi türler kullanılmaya başlanmıştır. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa gibi Tanzimat'ın I. dönem edebiyatçıları Fransız Devrimi'yle dünyaya yayılan vatan, millet, adalet, hürriyet gibi kavramları işlemişlerdir. Sanatın amacını toplumu eğitmek, halka ulaşmak olarak gördüklerinden yalın bir dili kullanmayı savunmuşlar; ama eski alışkanlıklarından da kurtulamamışlardır.

İlk Türkçe gazete 1831'de çıkarılan Takvim-i Vakayi adındaki resmi gazetedir. Churchill adında bir İngiliz'in daha sonra çıkardığı Ceride-i Havadis (1840) yarı resmi bir yapıya sahiptir. 1860 yılından sonra gazetelerin sayısı çoğalır. Bu yıl Şinasi, Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval'i (1860) ilk özel Türk gazetesi olarak çıkarır.

1862'de de Şinasi Tasvir-i Efkâr’ı çıkarır. Gazete aracılığıyla topluma sosyal ve politik alanda yeni fikirler sunulur.

Bu dönemde etkisi en geniş ve sürekli olan kişi Namık Kemal'dir. Celâleddin Harzemşah adlı piyesinde ve Cezmi adlı romanında kendi idealine uygun tarihi kişilikleri işler. İntibah'ta ise sosyal sorunlar üzerinde durur. Ahmet Mithat Efendi, Felâtun Bey ile Rakını Efendi ve Kıssadan Hisse adlı eserlerinde halkı bilgilendirmek, eğitmek amacını güder. Şinasi, Şair Evlenmesi adlı piyesinde görücü usulüyle evlenmeyi eleştirir. Böylece bir folklor çalışması da yapar. Şemsettin Sami, Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat romanında evlenme şeklinin yanlışlığına değinir. Ziya Paşa, Şiir ve İnşa adlı makalesinde Tanzimat Dönemi'nin sanat anlayışını benimsemiş görünürken Harabat adlı eserinin ön sözünde önceki görüşlerini inkâr eder.

II. Abdülhamit Dönemi politik ve sosyal durum itibariyle baskıların arttığı bir dönemdir. Parlamento rejiminin, Osmanlı Devleti'ni parçalayacağını düşünen II. Abdülhamit, Mebusan Meclisi’ni kapatarak ülkeyi Yıldız Sarayı'ndan idare eder. Hürriyet taraftarlarını İstanbul'dan uzaklaştırır. Politik ve sosyal düşüncelerin yasaklanması edebiyatı da etkiler.

Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal'den oluşan topluluk genel olarak "toplum için sanat" yaparken; Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai'nin oluşturduğu grup "sanat için sanat" anlayışına yakınlık göstermişlerdir. Abdülhak Hamit Batı edebiyatının şekil ve türlerini, klasik ve romantik Avrupa edebiyatı örneklerini edebiyatımıza başarıyla yansıtmış, Avrupailiğin bizde tam bir temsilcisi sayılmıştır.

Sami Paşazade Sezai, roman, hatıra ve küçük hikâyeleriyle romantik ve realist ekollerin inceliklerine ulaşmış bir yazar olarak karşımıza çıkar. Bu dönemde yol gösterici, edebi bilgiler yazan ve bir edebiyat öğretmeni gerekliydi ki o yıllarda bu görevi Recaizade Mahmut Ekrem yapmıştır.

Tanzimat'ın II. döneminde Türk edebiyatının temsilcileri, ülkedeki devlet otoritesinin, sanatçılara fırsat vermeyecek kadar sert olmasından dolayı "toplum için sanat" ilkesinden uzaklaşmışlardır. Bunun yanında bu dönem temsilcilerinin mücadeleci bir ruha sahip olmadıklarını kabul etmek gerekir.

Tanzimat Döneminde Edebi, Siyasi ve Sosyal Değişimler

  • Bu dönem şair ve yazarları, Doğu kültüründen kopmamış, Batı kültürünü de tam anlamıyla benimseyememişlerdir. Kavram ve düşünce karmaşası içine düşmüşlerdir.
  • Hepsi kendi imkânlarıyla özel eğitim görmüş, yabancı dil (özellikle Fransızca) öğrenmişlerdir.
  • Büyük çoğunluğu Avrupa'yı görme imkânı bulmuş Batı'yı yakından tanımışlardır.
  • 1789 Fransız Devrimi'nin sosyal ve siyasi sonuçlarından olan hürriyet, eşitlik, sosyal adalet, meşrutiyet, dünya kardeşliği gibi kavramları benimsemiş, Osmanlı toplumuna bu düşünceleri aşılamaya çalışmışlardır.
  • Bu düşünceleri topluma aşılarken siyasi baskı altında olduklarını savunmuşlardır.
  • Toplumu eğitmek ve eğitilen topluma eğitici olmak iddiasını taşıdıklarından branşlaşma yerine her şeyden haberdar olmak, hiç olmazsa azar azar bir şeyler bilmek için okumuşlardır.
  • Yukarıda sözü edilen sosyal ve siyasi düşünceleri ayrı kaynaklardan öğrenmeleri nedeniyle kavram kargaşası içindedirler.

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı Dil ve Anlatım Özellikleri

  • Tanzimat Dönemi "Türk dil tarihi" konusunda çalışmaların başladığı, sözlük çalışmalarının ilk defa bilimsel olarak yapıldığı bir dönemdir.
  • Konuşma dilindeki sadeliğin yazı dilinde de olması görüşünü benimsemişlerdir.
  • Roman ve hikâyelerde dil iki değişik görüntü verir. Karşılıklı konuşmalarda sadeleşen dil, ruh çözümlemeleri ve tasvirlerde ağırlaşır.
  • Tiyatroların dili genellikle sahne diline uygundur. Şive taklitleri ve cinaslar, geleneksel Türk seyirlik oyunlarından Meddah, Orta Oyunu ve Karagöz'den esinlenme, eserlere yansımıştır.
  • Birkaç şairin özenti ile halk şiiri yolunda yaptıkları şiir çalışmaları dışında, şiirin dili oldukça ağırdır. Divan edebiyatını bile geride bırakan bu ağır dil, Arapça Farsça tamlamalarla doludur. Bu ağır dil, Tanzimat'ın birinci dönemindeki "Toplum için sanat" görüşüne ters düşer.
  • Divan nesrinin belirgin özelliği olan sanatlı ve uzun cümle yapıları terk edilmiş, kısa ve açık anlatımlı cümleler kullanılmaya başlanmıştır.

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri

  • Tanzimat şiirinde şekil eski, öz yenidir.
  • Divan edebiyatının ölçü, kafiye, nazım birimi gibi şekil özellikleri aynen korunarak bu şekiller içinde edebiyatımızda ilk defa sosyal ve felsefi konular işlenmiştir.
  • Tanzimat'ın birinci döneminde "Sanat toplum içindir." görüşü benimsenerek "Şiirin konusu sosyal olmalıdır." denirken Tanzimat'ın ikinci döneminde "Sanat sanat içindir." görüşü benimsenmiştir.
  • "Kafiye göz için mi, kulak için mi?" tartışması yapılmıştır.
  • Bu dönemde ilk defa şiirin kaynağı araştırılmış ve buna bilimsel açıklamalar getirilmeye çalışılmıştır.
  • Ziya Paşa "Şiirimizin kaynağı divan şiiridir." derken; Namık Kemal de "Şiirimizin kaynağı halk şiiridir." demiştir.
  • Şiirde köklü şekil değişikliklerinden çok şekil değişikliği denemeleri yapılmıştır.
  • Özellikle Tanzimat edebiyatının ikinci dönemindeki bu çabalar daha sonraki yıllarda Servet-i Fünun edebiyatını doğurmuştur.
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Kış mevsimi için yazılan kasidelere "şitaiye" adı verilir.
Perşembe, 07/31/2014 23:37
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.