Servet-i Fünun Döneminde Sosyal ve Siyasi Ortam

7 Eylül 1876'da tahta çıkan II. Abdülhamit, devletin du­rumunu ve halkın kendisinden ne istediğini bilir ancak güvenebileceği bir ekibi yoktur. Sadrazamlığa "Genç Osmanlılar" teşkilatının desteklediği Mithat Paşa getiri­lir. Bir yandan da Kanûn-i Esâsî çalışmaları sürdürül­mektedir. II. Abdülhamit devlet tehlikeye düştüğünde meclisi kapatma yetkisini kendisine veren 113. mad­deyi anayasaya koydurmayı başarır. 23 Aralık 1876'da Kanûn-ı Esâsî ilan edilir. 29 Mart 1877'de Meclis-i Meb'usân açılır. Bu arada Rusya, Avusturya ile birleşe­rek devleti parçalama anlaşması yapar. II. Abdülhamit, ordunun savaşacak gücü olmadığını bildiği için savaş taraftarı değildir. Ancak Meclis-i Ayan ve Meb'usân'ın harp konusundaki kararına karşı gelemez. Rusya, 19 Nisan 1877'de savaş ilan eder. Böylece "93 Harbi" başlamış olur. Ruslar, Edirne'ye kadar girerler.

Azınlıklar arasında yayılan milliyetçilik duyguları, Tanzi­mat'ın sağladığı ortam içerisinde Türk aydınlar arasın­da da yayılır. Ancak Tanzimat aydınları bu fikrin devle­ti parçalanmaya götüreceğini bildikleri için her türlü dinî ve etnik farklılıkları reddederek, sadece siyasî mensubiyeti yeterli sayan "Osmanlıcılık" fikrine bağla­nırlar. Buna rağmen aralarında fikir ayrılıkları vardır. Za­ten bu fikre Müslüman Türklerden başka samimiyetle inanan yoktur. 93 Harbi ve Balkanlardaki Sırp, Erme­ni, Bulgar ve Rumların Müslüman halka yaptıkları zu­lümler, Osmanlılık fikrine gölge düşürür. Hürriyet ve meşrutiyet fikrini savunan "Genç Osmanlılar" ise bir teşkilatlanma gerçekleştiremezler. Meclis-i Meb'usân tatil edilince, aydınların bir kısmı Avrupa'ya kaçar. Bir kısmı ise yurt dışındaki çalışmalar hakkında Yıldız İstihbârâtı'na bilgi vermek üzere Sultan Abdülhamit tara­fından gönderilir. Yurt dışında bulunanlar, Batılı devlet­lerin de desteğiyle değişik dillerde gazeteler yayımla­yarak Sultan Abdülhamit aleyhine propagandaya giri­şirler.

1889 yılında İstanbul'da gizli olarak Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti kurulur. 1895'te cemiyetin ileri gelen­leri yakalanıp İstanbul'dan çeşitli görevlerle uzaklaştı­rılırlar. Bir kısmı da Avrupa'ya kaçar. Aralarında görüş birliği sağlayamazlar ve bir süre sonra da dağılırlar.

Sultan Abdülhamit, yurt içinde Batı'dan gelme fikir akımlarının yayılmasına izin vermez. Basına karşı sıkı bir sansür uygulanır. Bundan Servet-i Fünûn sanatçıla­rı da etkilenir, toplumsal ve siyasi konulardan uzak du­rarak bireysel temalara yönelirler. Jurnalcilik yaygınla­şır. Bu ortam içerisinde yurt dışına gidemeyenler sus­mak zorunda kalırlar. Genç Osmanlıların iktidar heve­sine kapılmış kişiler olduğunu düşünen Sultan Abdül­hamit, yabancı devletlerin bunlar üzerinde oynadıkları oyunları bozmak ister, onlara mümkün olduğunca yu­muşak davranır. Ancak fikir ve inanç yönünden taviz vermez. Osmanlı unsurları arasında millî şuurun doğamayacağını, azınlıkların dinî imtiyazlarından vazgeç­meyeceklerini ısrarla vurgular. Eğitime büyük ağırlık veren Sultan Abdülhamit, sadece Müslüman halkı bir­birine bağlayan dinî şuura güvenmektedir.

Selanik, Şam, Kahire ve çeşitli Avrupa merkezlerinde yeni ihtilalcı cemiyetler kurulur. İttihat ve Terakki Cemi­yeti, 1907de orduya dayalı ihtilalcılığı mücadele yönte­mi olarak benimser. II. Meşrutiyet'in ilanının Osmanlı unsurlarının birliğini sağlayacağını düşünürler ancak Türkçülük düşüncesi de oldukça yayılmıştır.

Ordunun siyaset dışı bırakılmaması, 31 Mart Vakası'na yol açar. Miladî takvime göre 12-13 Nisan 1909 gece­si Avcı Taburları ayaklanır. Bu ayaklanma sırasında ba­zı ittihatçılar öldürülür. Sultan Abdülhamit, bu ayaklan­mayı tasvip etmez. Tevfik Paşa yeni hükümeti kurar ancak ayaklanmalar bitmez. Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa ve Enver Paşa gibi ittihatçıların ileri gelen subayları Selanik'te bulunan Kurmay Başkanı, Kolağa­sı Mustafa Kemal komutasındaki Hareket Ordusu'nun başına geçerler. Hareket Ordusu İstanbul'a girer. Sul­tan Abdülhamit'in çatışma olmaması için gösterdiği bütün çabaya rağmen, kışlalar topa tutulur.

Meclis-i Meb'usân, Sultan Abdülhamit Han'ın tahttan indirilmesi için fetva alır ve 27 Nisan 1909'da veliaht Mehmet Reşat tahta çıkarılır. Sultan Abdülhamit Han, tahttan indirildiği günün hemen gecesinde Selanik'e gönderilir. Çok sıkıntılı yıllar geçiren Sultan Abdülha­mit, 1913'te İstanbul Beylerbeyi Sarayı'na nakledilir. Balkan Harbi ve Birinci Dünya Savaşı felaketlerini gö­rür. 10 Şubat 1918'de vefat eder.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Bunlari Biliyor musunuz?

İlk kadın romancı “Fatma Aliye”dir.
Perşembe, 11/23/2017 01:38
Telif Hakkı © 2017 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.