Paragrafta Ana Fikir (Ana Düşünce) - Sayfa 5
Makale İçeriği
Paragrafta Ana Fikir (Ana Düşünce)
Ana Düşünce Cümlesinin Yeri
Ana Düşünce Cümlesinin İşlevi ve Nitelikleri
Ana Fikri Bulmanın Püf Noktaları
Örnek Sorular
Özet
Tüm Sayfalar

 

Örnek Soru:

"Edebiyatımız karamsar mı, değil mi? Tartışılması gereken bir konu. Yalnız önce şunu belirtmeliyim: Karamsarlık konusunda sorun, en kötüyü, en dertliyi anlatmak sorunu değildir. Sorun, en kötüye, en dertliye bakış sorunudur. Yani yazarın gerçeğe bakışı, gerçeğe yaklaşma biçimidir. Çünkü acıyı dile getirmek başka şeydir, karamsar olmak başka şey."

Aşağıdaki cümlelerden hangisi, bu paragrafta söylenmek istenenle aynı doğrultudadır?

A) Aynı konuyu işleyen iki yazardan birinin eseri karamsar, öbürününki iyimser olabilir.
B) Karamsarlık sorununu tartışırken yazının konusundan çok, yazanın durumuna bakılma-lıdır.
C) Gerçeği ele alıyorsa, yazarın karamsar olup olmaması önemli değildir.
D) Sorunların özüne inebilen yazar, ya karamsar ya da iyimser olmak zorundadır.
E) Bir yapıtın iyimser ya da karamsar olması edebiyatımız açısından önem taşımaz.

(1983/ÖYS)

Yanıt: A

 

Örnek Soru:

İnsan yaşlandıkça, anılarıyla yaşamaya başlar, belleğinin girdilerinde çıktılarında birtakım güzellikler arar. Ne var ki anılar, eski bir sandık odasında, karanlık dolabın içinde bulunan bir lamba gibidir. Tozlarını alın, fitilini düzeltin, şişesini silip parlatın, gazyağını yenileyin, sonra bir kibrit çakıp yakın; solgun bir ışık verir. O güzelim lambanın gizemli ışığı, hiçbir zaman elektriğin yerini tutmaz.

Bu parçada anılarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Zihinde kalan ayrıntıların zamanla yok olması
B) İçerdiği olayların, yaşandıkları günkü güzelliklerini koruyamaması
C) İnsanı, yaşadığı zaman diliminden uzaklaştırması
D) Zaman içinde fazla değişikliğe uğramaması
E) Değerinin ve etki gücünün, kişiden kişiye değişmesi

(1990/ÖSS)

Yanıt: B

Örnek Soru:

"Gençliğimde okuduğum kitapları yeniden okuyacak yaşa geldim." demiş bir yazar. Ne kadar doğru! On ya da yirmi yıl önce okuduğumuz bir kitabı yeniden elimize aldığımızda ya da eski bir filmi tekrar izlediğimizde ne kadar değişik izlenimler ediniyor, nasıl da farklı yorumlara varabiliyoruz! Aynı durum, kuşkusuz, tiyatro için de geçerli. On yıl önce izlediğimiz bir oyunu, aynı yönetmenin on yıl sonraki yorumuyla seyrederken, bu gerçeği daha iyi algılıyoruz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Değişik sanat yapıtları temelde benzer nitelikler taşır.
B) Tiyatro yönetmenleri aynı oyunu zaman zaman farklı yorumlarla sunarlar.
C) Yazarlar yaşlandıkça yaratma güçleri artmaktadır.
D) İnsanların bakış açıları, değerlendirme ölçütleri yaşla birlikte değişmektedir.
E) Tiyatro yapıtları, değişik biçimlerde yansıtılmaya uygundur.

(2001)

Yanıt: D

Örnek Soru:

Çocukları okumaktan soğutan bir neden de öğretici olmayı her şeyin başında tutmamızdır. Ders vermeyen, hem de bunu açık seçik yapmayan hiçbir yazınsal yaratı, anadili öğretiminde yer almaz; çünkü yazıların seçiminde, işlenişinde temel ölçüt ders vericiliktir. Bir yazı, bir şiir ne denli güzel, renkli bir yaşantı birikimiyle yüklü olursa olsun ders vermiyorsa hiç değeri yoktur. Oysa bu konuda Goethe şöyle der: "Yalnızca ders vermekle kalan, duygu dünyasının sınırlarını genişletmede hiçbir katkısı olmayan kitaplardan nefret ederim."

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Anadili öğretimi, çocukta okuma alışkanlığı geliştirme amacından yoksun olmamalıdır.
B) Okuma-yazma becerisini sürekli kullanmayan kişi, dış dünyaya kapalı kalacaktır.
C) Öğrencilere okutulacak yazılar, onların yetişme ortamları göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır.
D) Çocuklara okumayı sevdirmek için, öğretici nitelikli kitaplarda da onların iç dünyalarını zenginleştirici özellikler bulunmalıdır.
E) Değişik yazı türleriyle sık sık karşılaşmayan çocuklar, tembel, edilgen bir kafa yapısına sahip olurlar.

(2004)

Yanıt: D

 

DİKKAT: Bir yazının ya da paragrafın ana düşüncesini bulmakta bazı ipuçları işe yarayabilir. Özlü sözler önemli bir ipucudur. Konuyu biraz açalım:

İnsanlar kısa, veciz, özlü sözleri severler. Bizim toplumumuzda özlü söz söyleme çok önemlidir. Bakmayın son dönemlerde çok konuşan bir toplum olmamıza; aslında az ve öz konuşmadan yanayızdır. Bu gerçeği atasözlerimizde de öne çıkarmışızdır. Peki bunların ana fikirle ne ilgisi var? Yazar bir şeyler anlatır, anlatır; daha sonra sözü bağlamak ister. Bunun için de kısa ve öz bir cümle yazmak zorunda hisseder kendini. Unutmayın; toplumların genel özellikleri barındırdığı bireylere de yansır. Yazarlar da bu toplumun içinden gelen kişiler. Bir yazar, örneğin şu sözlerle başlayan cümlelerle anlatmak istediklerini toparlar:

  • "Asıl önemli olan...
  • Kısacası...
  • Gerçek olan şu ki...
  • Bunlar doğrudur, ancak...
  • Anlatmak istediğim...
  • ...olduğunu düşünüyorum.
  • Bence...
  • İşin sırrı...
  • Önemli olan..."

Benzeri bazı kalıp cümlelerle, yazar asıl anlatmak istediğini söyler. Yazar "Ben ... olduğunu düşünüyorum." diyorsa bize düşen onun görüşlerine katılmaktır; çünkü paragrafta geçerli olan yazarın bakış açısıdır. Bu durum tüm paragraf sorularında geçerli olacak şeklinde bir kural yoktur. Böyle bir kolaylık birkaç soruda dahi olsa, on-on beş satırlık paragrafın bir anda tek cümleye inmiş olması önemli bir avantajdır.

Örnek Soru:

Önemli bir edebiyat yapıtını çevirirken o yapıtın yazarıyla çok farklı bir ilişki kurmanın mutluluğunu da tadar çevirmen. Bir yazarla çeviri aracılığıyla ilişki kurmak, onun söyledikleri ve söyleme biçimleri üzerinde kafa yormayı gerektirir. Çünkü çeviride yapılması gereken, yalnızca okumakla, okunanı anlamakla sınırlı değil; asıl önemli olan, yazarın söylediklerine, söyleme biçimlerine, hangi dile çeviriyorsak o dilde varlık kazandırmaktır.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başarılı çevirmenler,   yapıtları çevirirken tarihsel ve toplumsal koşulları da düşünürler.
B) Bir çevirinin başarısı, yapıtın, çevrildiği dilde düşünce ve anlatım yönünden yeniden oluşturulmasına bağlıdır.
C) Çevirmenle çevrilen yapıtın yazarı arasında duygusal yönden benzerlik olması, çeviriyi olumlu yönde etkiler.
D) Çevirmenler,   çeviriyi bitirinceye değin çok değişik duygular yaşarlar.
E) Anlatım olanakları birbirine benzeyen dillerde yapılan çeviriler daha başarılı olur.

(2003)

Yanıt: B

 


Örnek Soru:

Bir sanatçı için, romanı, şiir ya da öyküsü konusunda bilgiler vermek, o yapıtı nasıl yazdığını orada neler söylemek istediğini anlatmaya girişmek, hem boş bir çaba hem de okura karşı saygısızlıktır. Ayrıca böyle bir tutum yazarın kendine güveninin olmadığını da gösterir. Doğrusu şudur: Sanatçı yapıtını ortaya koyar, sonra bir yana çekilir. Artık yapıt kendi başına kalmıştır; kendi kendini savunmalı, yaratıcısının koruyuculuğuna sığınmamalıdır.
 

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başarılı yapıt vermenin temel koşulu, okura saygı duymaktır.
B) Sanatçı, yapıtıyla ilgili değerlendirme yapmaktan kaçınmalıdır.
C) Sanatçının yapıtını açıklaması,   onun anlaşılmasını kolaylaştırır.
D) Sanatçının yapıtını savunması olumsuz eleştirilere yol açar.
E) Değişik türlerde yazmaya çalışma, sanatçının başarısını güçleştirir.

(1992/ÖSS)

Yanıt: B

Örnek Soru:

Anadili öğretimini Türkçenin söz değerlerine dayandırmak gerekir. Yıldız yerine "star", gösteri yerine "şov" gibi yabancı sözcükleri kullanır; sürekli olarak, anlamını bilmediğimiz Arapça sözcükleri yinelersek çocukların söz dağarcığı karmaşık bir hal alır. Bundan da öte, sözcükler açık ve aydınlık bir anlam kazanamaz. Çocuklarımız arasından sanatçıların, bilim adamlarının çıkmasını daha başlangıçta engellemiş oluruz. Çünkü bilgin ya da sanatçı, bulgu ve yargılarını, gözlem ve deneyimlerini, anadilinin kavramları üzerine kurar. Kavramlar açısından duruluk kazanmamış bir zihin, açık seçik düşünemeyeceğinden, bir buluş ya da yapıt ortaya koyamaz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Söz dağarcığının konuşma gücünü etkilediği
B) Dil eğitiminin toplumsal gelişme açısından önemli olduğu
C) Yaratıcılığın önkoşulunun yüksek düzeyde bir eğitim görmek olduğu
D) Kimi sözcüklerin anlamda bulanıklığa yol açtığı
E) Anadilini iyi bilmemenin yaratıcılığı engellediği

(2000)

Yanıt: E

Örnek Soru:

İnsanların çoğu, ömürlerini, yarın ile uğraşırken bugünden tat almayı unutarak geçirirler. Falan iş olacak mı? Filan sıkıntıdan nasıl kurtulacağım? Böyle sorunlarla kaygılanarak ve günlük mutluluk olasılıklarını görmezden gelerek yılları öğütürler. Ömrün sonu bir gün birdenbire çıkıverir karşılarına. O zaman dönüp geriye bakar, "Demek dünyadaki serüvenim buymuş." diye şaşakalırlar. Onun için şu sözü çok gerçekçi bulurum: "Yaşam, biz başka planlar yaparken başımızdan geçenlerdir." Bilinçli insanın bu tuzaktan kaçın-ması gerekir.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gelecekle ilgili planlar, insanı hayal kırıklığına uğratır.
B) İnsanın, "Yaşadım." diyebilmesi, yaşadığı günün hakkını vermesine bağlıdır.
C) Yaşam, fark edilmeyecek kadar kısa ve üzüntü vericidir.
D) İnsan günlük yaşamında, geleceği düşünmemelidir.
E) İnsanlar, genellikle yaşamdan beklediklerine ulaşamazlar.

(1988/OYS)

Yanıt: B

 

Örnek Soru:

Sanatta ustalık, sanıldığı gibi bir sanatçının tek başına oluşturduğu bir nitelik değildir. Gerçekte bu, yüzyıllar boyunca bu alanda gösterilen çabaların ve sürdürülen çalışmaların sonucudur. Bu yönden, bir sanatçının kendinden önce verilmiş ürünleri iyice özümsemesi gerekir. Bunu yaparsa ilk yapıtlarında bile belirli bir çizginin üstüne çıkar. Bu çizgi zamanla, kendinden sonrakilere örnek olabilecek biçimde gelişir ve özgün bir nitelik kazanır. Öyleyse hiçbir sanatçı kendisinden önce ortaya konmuş yapıtlara sırt çeviremez.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanat alanında belirli bir düzeye gelmek, geçmişteki birikimleri değerlendirmeyi gerektirir.
B) Bir sanat yapıtı birçok sanatçının ortak çalışmasıyla ortaya çıkar.
C) Yeteneksiz bir sanatçı, başarılı yapıtları taklitten öteye geçemez.
D) Sanatçılar, kendilerinden öncekilerin ele aldığı sorunlar üzerinde durmalıdırlar.
E) Başarılı sanatçılar birbirlerini eleştirmekten kaçınırlar.

(1993)

Yanıt: A

Örnek Soru:

Onu bir arkadaşımın aracılığıyla tanıdım. Buna tanıdım değil de gördüm demek daha yerinde olur. Yanında en çok yarım saat kaldım. Yayımlanması için verdiğim şiir dosyasını eline aldı, bir iki sayfasına donuk bir yüzle şöyle bir göz atarak: "Tamam." dedi. Sonra "Daha ne duruyorsun, hadi gitsene!" der gibi yüzüme alaylı alaylı bakınca, çayımı bile bitiremeden odasından çıkıp gittim. Doğrusu, en önemsiz görgü kurallarına bile ters düşen bu davranışı karşısında, gençliğin ve deneyimsizliğin de etkisiyle yıkıldım. Kısacası bu incecik dev adamı ilk görüşümde hiç sevmedim. Ama bir süre sonra yanıldığımı anladım. Hele şiir kitabım basılıp da elinden bir zarf içinde paramı alınca onu yanaklarından öpmemek için kendimi zor tuttum.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?

A) Bazı kişiler, duygularını açığa vurmaktan kaçınırlar.
B) İlişkilerin resmi olması, insanı daha dikkatli davranmaya zorlar.
C) Saygı duyulan kişilerin davranışları, insanda daha derin izler bırakabilir.
D) Bir kimsenin nasıl bir insan olduğu ilk görüşte anlaşılmayabilir.
E) İnsanın bir davranışı bile, onun iç dünyasını yansıtır.

(1991/ÖSS)

Yanıt: D

 

Örnek Soru:

"Bir zamanlar bir bahçıvanın yanında çalışıyordum. Bahçıvan, bir defne ağacını budamamı istedi. Ağacın küre biçiminde olması gerekliydi. Ben hemen fazla uzamış filizleri kesmeğe başladım. Ama bir defa bir yanını, bir defa öbür yanını fazla kesiyordum. Sonunda ortaya bir küre çıktı, ama çok küçüktü. Bahçıvan düş kırıklığıyla, 'Çok güzel! Bu bir küre, ama defne ağacı nerede?' dedi. Bu durum şiirde de böyledir."

Bu hikâyeden çıkarılabilecek sanatla ilgili yargı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Sanatta güzellik kadar boyut da gözetilmelidir.
B) Biçimle uğraşırken içerik de korunmalı.
C) Sanatçılar, piyasa kurallarını yakından izlemeli.
D) Sanat eserlerinde toplumsal yarar da aranmalı.
E) Yeni sanatçılar, ustaların eleştirisinden yararlanmalı.

(1984/ÖSS)

Yanıt: B



 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Musamatların on dizeden oluşanlarına "muaşşer" denir.
Cuma, 07/25/2014 05:43
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.