Paragrafta Ana Fikir (Ana Düşünce) - Sayfa 3
Makale İçeriği
Paragrafta Ana Fikir (Ana Düşünce)
Ana Düşünce Cümlesinin Yeri
Ana Düşünce Cümlesinin İşlevi ve Nitelikleri
Ana Fikri Bulmanın Püf Noktaları
Örnek Sorular
Özet
Tüm Sayfalar


Ana düşünce Cümlesinin İşlevi ve Nitelikleri

Ana düşünce cümlesi, anlatacaklarımızı bulma işini kolaylaştırır. Yazıya birlik, bütünlük kazandırır. Çünkü yazının örgüsü, ana düşünce cümlesi üzerine kurulur. İyi bir ana düşünce cümlesinde şu nitelikler bulunur:

 

* Ana düşünce cümlesi konu değil, düşünce belirtmelidir.


Örnek:

"Yaban romanı" ==>Konu ama ana düşünce cümlesi değil.

"Yaban, köy ve köylü sorununa parmak basan gerçekçi bir romanımızdır." ==> Ana düşünce cümlesi


* Ana düşünce cümlesi, açık ve özlü olmalıdır.

Örnek:

"Yaban romanı Anadolu halkının yaşayışı üzerine yazarın türlü görüşlerini kapsar ki her biri okuyanı ve halkı acı acı düşündürür." ==> Ne açık ne de özlü.

"Yaban'da Türk köylüsüyle Türk aydını arasındaki derin uçurum ortaya konmuştur." ==> Ana düşünce cümlesi.

* Ana düşünce cümlesi açık ve anlaşılır olmalı, değişik yorumlara yol açmamalıdır.

Örnek:

"Bu yaz, Anadolu'da yaptığım bir geziden türlü izlenimler edindim ki, her biri bölgesel bir değer ve renk taşımaktadır." ==> Açık ve anlaşılır değil.

"Anadolu'daki gezimden Doğu Anadolu köylerindeki ev tipleriyle Batı Anadolu'dakiler arasında büyük farklılıklar olduğunu öğrendim." ==> Ana düşünce cümlesi.

* Ana düşünce cümlesi açıklama yapmamıza, örnek vermemize, karşılaştırmalara, nedenleri belirtmemize, etki ve sonuçları göstermemize, kısacası geliştirilmeye uygun olmalıdır.

Örnek:

"İstanbul Boğazı, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlar." ==> Geliştirilmeye uygun değil.

"İstanbul Boğazı'nın Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlamasının askeri yönden değeri büyüktür."==> Geliştirilmeye uygun, ana düşünce cümlesi olabilir.



 

Örnek:

Tutunamayanlar, Türk romanının zamansız doğmuş çocuğudur. 1961'de ölen çok değerli Ahmet Hamdi Tanpınar'ı bile ölümünden nice zaman sonra tanımaya ve anlamaya başlayan Türkiye, Oğuz Atay'a ve hacimli romanı Tutunamayanlar'a zaman ayıramazdı. Yediden yetmişe kendilerini memleketi kurtarmakla görevli bilmiş insanların bireysel sorunlara ayıracak zamanları yoktu.

Parçanın konusu Tutunamayanlar ve ana fikri de Tutunamayanlar romanının değerinin anlaşılamamış olması olmalıdır.

 

Örnek:

Bizi geçmişe götüren en önemli üç uyarıcının koku, ses ve müzik olduğu üzerine inancım her yeni olayda şiddetle güçlenerek pekişiyor. Özel bir duyguyu yaşarken dinlenen bir melodi kadar hangi dürtü insanı, unutulmuş sanılan geçmişe götürebilir? Ses tonları, özel bir ses, özlenen bir kahkaha, nasıl da aniden durdurur zamanı ve kuvvetle çekip götürür insanı o başka zamanlara.

Bu parçanın konusu; koku, ses ve müziktir. Ana fikri ise koku, ses ve müzik geçmişteki bir olayı veya kavramı kolayca çağrıştırırdır.

 

Örnek:

Bir zamanlar her edebiyatçının elinin altında Yaşar Nabi'nin yıllıkları vardı. 80'lerin başında kısa süreli de olsa birkaç yıllık onların boşluğunu doldurmaya çalıştı. Haklarını yemiş olmamak için yalnızca şunu söylemekle yetineyim, bu dönem boyunca neredeyse bütün dergiler düzenli düzensiz yıllıklar yayımladılar. Sonra yavaşça, iş, dergilerdeki önce kapsamlı, sonra kapsamsız yıllık değerlendirmelere dönüştü ve son yıllarda da iyice sıradanlaştı ve yok oldu.

Bu parçanın konusu, yıllıklardır. Ana fikri de yıllıklar, zaman geçtikçe, kapsamlı olmaktan uzaklaşmış, sıradanlaşmıştırdır.


Örnek:

Bir kitabı iki kez okumak hiçbir zaman iki ayrı kitap okumaktan farklı değildir. İlk okuyuştaki siz ve yaşamınız, ikinci okuyuştaki siz ve yaşamınızdan son derece farklıdır. Anlayışınız, yorumlarınız, yaşam deneyimleriniz ilerler, siz gerçek siz olmaya yakınlaşırsınız. Olayları daha derinden kavrar, yüzeysellikten uzaklaşırsınız. Kitabı ikinci okuyuşta daha bir mutlu olursunuz daha bir yararlanırsınız ondan kısacası. Mutluluğun sebebi de kitaptan yararlanabilmenin rahatlığıdır.

Konu: İkinci okumadır.

Ana fikir: Bir kitabın ikinci kez okunuşunun ilkinden farklı hatta daha yararlı olduğudur.

 

Örnek:

Halk oyunlarımız hakkında neyi ne kadar biliyoruz. Bugüne kadar halk oyunlarımıza ilgi nerelere taşındı diye ipuçlarını gözden geçirdim. En çok sevindiğim şeylerin başında ülkemizde bir konservatuar bünyesinde Halk Dansları bölümünün bulunuyor olması geliyor. Henüz çok yeni olan bu bölüme konservatuarda büyük ilgi olduğu haberini verebilirim. Artık, yeni kuşaklara otantik kültürü aktaracak akademik yerlerimizin olması, kişisel, büyük çabaları boşa çıkarmayacak.

Konu: halk oyunlarımız

Ana fikir: halk oyunlarımıza ilginin giderek arttığı ve halk oyunlarımızın geleceğinin parlak olduğu-dur.

 

Örnek:

İkinci Meşrutiyet devrinin parti kavgaları üzerine kurulmuş bu romanda, yaşamış kişilerin adlarıyla karşılaşınca, romanın gerçek yaşamı anlattığını düşündüm. Yazara romandaki başkişinin kendisi olup olmadığını sordum. O da romandaki kişilere kendisinden ve tanıdığı kimselerden bir şeyler kattığını söyledi, romandaki filan tipin mutlaka hayattaki falan olmadığını da eklemişti. Romanlarındaki kişiler tanıdığı birkaç kişinin hayal meyal yansımasıydı. Yaşadığı olaylara dayanmakla birlikte onları oldukça değiştirmişti.

Konu: adı geçen romanın kişileridir

Ana fikir: adı geçen romandaki kişilerin gerçek hayattaki kişilerden esinlenerek oluşturulmasına rağmen gerçek kişilerin aynısı olmadıklarıdır.

 

 

Örnek:

Goethe, "Faust'ta ne demek istiyorsunuz?" diye soran bir okuruna, "Ben de bilmiyorum" demiş. Faust'ta ne demek istediğini bilmediğinden değil, hiçbir sanat yapıtının bütünüyle açıklanamayacağını bildiğinden... Evet, evet gerçekten de hiç önemi yok, birçok kimsenin Hamlet'i öve öve bitirememesinin ya da Eliot'ın onu yerin dibine batırmasının. Hiç ama hiç önemi yok, Nihavent Saz Semaisi'ni dinler ya da Guernica'ya bakarken sizin ne duyup anladığınızla, Mesut Cemil ya da Picasso'nun ne anlatmak istediğinin. Çünkü "sanatçının söylemek istediği" ile "bizim anladığımız" başka başka şeyler çoğu zaman.

Konu: sanat yapıtının anlattıkları

Ana fikir: sanat yapıtının bütünüyle açıklanamayacağıdır.

 

* İyi olan bir paragrafta yalnızca bir ana fikir vardır. Diğerleri yardımcı fikirdir.



 
oges

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Trajedi türünün ilk temsilcisi “Aiskhylos”tur.
Perşembe, 04/17/2014 23:26
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.