Etkili Anlama Yöntemleri

Problemi Kendinizde Aradınız mı?

Öğrencilerimizin en çok yakındıkları durum okuduklarını anlayamamaktır, işin garibi okunan parça Türkçedir ve anlayamadığını söyleyen insanın anadili de Türkçedir. Demek ki problem okunan parçada değil okuyan kişidedir. Onun için paragraf sorularındaki parçaların zorluğu, uzunluğu, kapalılığı, seçeneklerin çeldiriciliği üzerine söylenen sözlerin hepsi söyleyen kişinin yetersizliğinin göstergesidir.

Bu konuya uygun düşen bir anekdot anlatılır. Yeni avcının biri isabetsiz atışlarının sebebini hep tüfeğinde aramaktadır. Ona göre hata bazen namluda, bazen hedefte yer yer de dipçiktedir. Bu bahaneleri dinleyen güngörmüş kibar bir avcı bizimkini uyarmak ister ve şunları söyler. Evet, azizim, sorunun gerçekten dipçikte olduğuna inanıyorum ama dipçiğin biraz gerisinde. Evet, biz biraz da kendimize, anlama yeteneğimize dikkat etmeli suçu biraz da kendimizde aramalıyız.

Okunan parçanın anlaşılamamasının sebebi, yazılı bir metni okumakla anlamak arasındaki dağlar kadar farkın anlaşılamamasıdır. Evet, okumak farklı, anlamak ise büsbütün farklıdır. Bir metni herkes okuyabilir ama herkesin aynı oranda anlaması beklenemez. Ama insanların anlama yetenekleri geliştirilebilir. Bu mümkündür. İşte birazdan okuyacağınız başlıklar okuduğunu çoğunlukla anlayamayan, yer yer anlayan veya genellikle anlayan insanların hepsinin yararlanabileceği bilgiler içeriyor.

Şunu unutmayalım ki birazdan sıralayacağımız kurallar uygulanabilir kurallardır, fantazi değildir. Uygulandığı ölçüde yararlıdır. Bu bölümü sadece okumakla yetinen, bu kuralları uygulamayan kişi doğal olarak bir yarar sağlayamayacaktır.

Birazdan sıralayacağımız yararlı kuralları okuyup da uygulamayanın hali, hastalığı dolayısıyla aldığı ilacı kullanmayıp rafta bekletenin hali gibidir. Evet, alınan ilaç kullanılmazsa bir yarar sağlamayacaktır. Aşağıdaki kuralları da kılı kırk yararcasına okumalı ve uygulamalısınız. Uygulayacağınıza kesin karar verdikten sonra bu bölüme geçebiliriz.

Kişisel Dilinize Çevirin

Okuduğumuz parçadaki bir cümleyi iyi anlamanın önemli bir yolu o cümleyi kendi sözcüklerimizle tekrar etmektir. Okuduğumuz yazılardaki cümleler kendi cümlelerimiz değildir. İnsan kendi kurduğu cümleyi başkasının kurduğu cümleden daha iyi anlar. Onun için bize kendi ders notlarımız başkalarınınkinden daha anlaşılır gelir. Bu sebeple, anlamadığımız cümleleri kendi sözcüklerimizle tekrar etmeliyiz.

Okuduğumuz cümlelerin bazen tam anlaşılmamasının bir sebebi o cümlelerdeki dil yapısının okuyucunun kullandığı dil yapısına benzememesidir.
Daha açık bir ifadeyle: Okunan ve anlaşılmayan cümleler okuyucunun günlük hayatında pek kullanmadığı kelimelerden kuruludur. Okuyucu kelimelerin anlamlarını tek tek bilse bile onları günlük hayatında kullanmıyorsa onların bütününden oluşan cümleleri de zor anlayacaktır. O halde okuyucunun izleyeceği yol o kelimeleri pratikte kullandığı kelimelerle değiştirmektir.
Örneğin, anlayamadığı cümle, yazın dünyasında bazı yaratılar vardır ki başyapıt düzeyindedir, olsun.

Okuyucu yazın, yaratı, başyapıt gibi kelimeleri pratikte kullanmıyorsa bunlarla düşünmesi çok zordur. O halde okuyucu, cümleyi okurken, yabancısı olduğu sözcüklerin yerine kendi kullandığı sözcükleri yerleştirmelidir: Edebiyat dünyasında bazı eserler vardır ki şaheser seviyesindedir. Evet, anlaşılamayan bir cümleyi kendi cümlemiz şeklinde söylemek anlaşılırlığı kolaylaştırmanın iyi bir yoludur.

Örnek Verin

Öğrencilerin bir kısmı okunanı anlayamamaktan, büyük bir kısmı da anladığını aklında tutamamaktan yakınmaktadır. Paragrafın sonuna geldiğimde başta ne okuduğumu unutuyorum diyen öğrenciler bu gruptandır. Böyle bir öğrencinin uygulayacağı en yararlı yöntem okuduğu soyut bilgileri zihninde somutlaştırmaktır. Bu da okuma devam ederken bir yandan da zihninden örnek vererek olur.

Okul yıllarında dikkat etmişsinizdir, dersini en iyi anladığınız öğretmen, en çok örnek veren öğretmendir. Demek ki örnek vermek zihnimizdeki soyut bilgiyi zor unutulur hale getiriyor. Yani bilgiyi pekiştiriyor. Bilgiyi pekiştirdiği gibi yarım anlaşılmış bir cümlenin anlamını da belirginleştirir.

Onu daha iyi anlamamızı sağlar.
Buna örnek verelim. Okunan parçada, spor yapan bir gencin adalelerinin gelişeceği anlatılıyorsa yakın çevrenizden bir sporcu gencin veya ünlü bir atletin alabildiğine gelişmiş kaslarını aklınıza getirebilirsiniz. Böylelikle soyut bilgiyi bir örnekle hafızaya çivilemiş olursunuz.

Nükteli insanların halk tarafından sevildiği anlatılırken örneğin Nasrettin Hoca'yı zihninizden örnek verebilirsiniz. Bu yöntemi uygulayan insanlar okudukları soyut bilgileri somut örneklerle zihinlerine kodlamış olurlar. Artık bu bilgi uzun zaman unutulmaz ve yeri geldiğinde örneğiyle birlikte hatırlanır. Hatta çoğu zaman soyut bilgi değil kendi verdiğimiz örnek önce akla gelir ondan sonra soyut bilgi hatırlanır.

Evet, örnek vermek hem anlamak için. hem de unutmamak için iyi bir yoldur.

Aktif Okuyun

Okuyucu, yazıları, satırlara göz gezdirmekle anlayacağını zannetmekten vazgeçmelidir. Bakmak ve okumak ayrı anlamak ise apayrıdır. Hedefimiz okumak değil anlamak olmalıdır. Okumak, yazılanları sese dönüştürmeye denir. Okuma yazma bilen herkes okur ama okuduklarını tamamen anlayan çok azdır. Kısaca okuyucu, pasiflikten kurtulmalı ve yazılanlara sadece göz gezdirmekle pek bir şey anlayamayacağını aklından çıkarmamalıdır. Yazıyı okuyan insan, en azından, penaltı şutu bekleyen bir kaleci kadar dikkatli olmalıdır. Yazar hangi sözcükten sonra hangi sözcüğü söyleyecek, okunan cümleyi nasıl bir cümle takip edecek, bunları tahmin edebilmelidir.
Özetle, gözümüzü sözcükler üzerinde dolaştırmamalı, kelimelerin içini görerek, kavramını zihinde canlandırarak okumalıyız. Pasif okumamalı aktif okumalıyız.

Gözlerinizle Okuyun

Paragrafı dudaklarımızla değil gözlerimizle okumaya alışmamız gerekmektedir. Dudakla okumak yavaş, gözle okumak çok daha hızlıdır. Dudak ve gözün okuma hızları kaplumbağayla tavşanın hızları gibidir. Hangisinin daha hızlı olabileceğini söylemeye gerek yok sanırım.
Gözün okuma hızı, zihnin düşünme ve anlama hızına, dudağınkinden daha yakındır. Dudakla okuma, daha yavaş olacağı için iki sözcük arasında boş kalan zihin başka şeylerle uğraşacak, başka şeyleri düşünecek ve zihnin dikkati dağılacaktır. Böylelikle dudak okumaya devam edecek ama zihin belki dün izlenen maçın kritiğini yapmakla belki de akla takılan bir filmi değerlendirmekle uğraşacak, ama kesinlikle okunanları değerlendiremeyecektir.

Özetlersek, okuma sırasında dudak, hatta kapalı ağızdaki dil dahi hareket etmemelidir, yani gözlerimizle okumamız gerekmektedir.

Anlamıyorsanız Yavaşlayın


Bazı kişiler kendilerini okumanın hızına kaptırırlar ve parçayı hızlı hızlı okumaya başlarlar. Parça biter ve parçadan pek bir şey anlamazlar. Geri dönüp yeniden okumaya koyulurlar. Bu duruma düşmemek için anladığınız sürece okumaya hız vermeli, anlama yavaşladığı anda hızı da yavaşlatmaksınız. Okunan cümleler anlaşılamıyorsa hızlı okuma size bir yarar sağlamayacaktır. O halde bu gibi durumlarda uygulanacak birinci yöntem okunanı anlayabilecek bir hıza düşmektir. Anlam zincirini bir uçtan yakaladıktan sonra hızınızı rahatlıkla artırabilirsiniz.
Anlamadığı halde hızlı okumaya çalışanın durumu, araba sürmeyi bilmediği veya yeni öğrendiği halde ralliye katılıp hız denemesi yapmaya kalkan kendini bilmezin durumuna benzer.

Okuyucu çabuk okuyarak, daha iyi anlamaya doğru gitmez, iyi anlayarak okur ve sonuç olarak "anlayarak çabuk okuma"yı öğrenir.

 


Çok Okuyun, Sözcük Öğrenin

İnsan sözcüklerin anlamını bilmeyince o sözcüklerle kurulmuş cümleleri anlayamaz. Bizim bir başka dili anlayamamamızın en basit sebebi budur. Anlamı bilinmeyen sözcükler ister kendi dilimizde olsun ister başka bir dilde hiç fark etmez, anlamını bilmeme yönüyle eşittir. O halde sözcük dağarcığımızı geliştirmemiz gerekmektedir. Bu da çok okumakla olur.
İnsan sözcüklerle düşünür. Sözcük dağarcığı fazla olmayan bir insan ancak o oranda düşünebilir. Okuduğumuz parçalarda anlayamadığımız veya tam karşılığını belirleyemediğimiz sözcükleri seçmeli, anlamlarını öğrenmeli ve onları cümle içinde kullanmalı onları bir başka metinde okuduğumuzda çabucak anlayabilmeliyiz.

Çok uzun ve zor gibi görünen bu yöntemi uygulayanlar kısa zamanda birçok sözcüğü öğrendiklerini görecekler ve bu işten doyulmaz bir zevk alacaklardır.

Batıl İnançlara İnanmayın


Okuma ve anlama bütün bedenimizi ve ruhumuzu etkileyen bir çalışmadır. Zannedildiği gibi sadece gözü ve zihni ilgilendirmez. Bundan dolayı dikkati, okunan metin üzerinde yoğunlaştırmak için el, ayak vb. organlarımızın dikkati dağıtacak başka işlerle uğraşmamaları gerekir. Çoğu öğrencide: "Parmağımı çıtlatmasam dikkatimi toplayamıyorum.', "Ayaklarımı olduğu yerde mutlaka sallamam gerek, zaten istemesem de sallıyorum", "Kalemi elimde fırıldak gibi çevirmezsem konsantre olamıyorum." gibi değil dikkat toplamaya yarayacak, aksine dikkat dağıtmaya birebir olan yanlış düşünceler ve hareketler vardır. Bu hurafeleri bir tarafa bırakmalı kendimizi inandırdığımız batıl inançlarla dikkatimizi dağıtmamalıyız.

Kendinizi Okumaya İkna Edin

Birçok öğrenci ders çalışma veya herhangi bir metni okuma sırasında dikkatini toplayıp kendini, uğraştığı metne verememektedir. Böyle insanlar adeta o uğraştan kurtulmak için çaba sarf etmektedirler. Kendilerini oturdukları sandalyede silah zoruyla oturuyor gibi hissetmektedirler. Kitap okurken açılan kapıya dönüp bakmak, caddeden gelen gürültüye kulak kesilmek, gözleri satırlarda gezinirken zihnini metinle ilgisiz bir konuda düşündürmek hep bu zoraki okumanın sonucudur.

Bedenimizi zorla götürüp okunacak kitabın başına dikmeden önce yapacağımız çok önemli bir iş vardır: O kitabı veya metni okumaya kendimizi ikna etmek. Unutmayalım ki çobanın gönlü olsa tekeden süt çıkarırmış. İnsan istediğinde her şeyin en iyisini yapabilir.
Okuyacağımız yazı veya kitabın bize sağlayacağı getirileri düşünüp kendimizi ikna edersek saatlerce okur, okuduğumuzu anlar, yaptığımız okuma uğraşından zevk alırız. Böylelikle ne okurken başka konular düşünürüz ne de dikkatimizi dağıtabilecek başka uyarıcılara dikkat ederiz.

 

Paniklemeyin

Bir metni anlamanın en önemli engellerinden biri paniktir. Okuduğumu anlayabilecek miyim, ya anlayamazsam... Soruyu doğru çözebilecek miyim, ya çözemezsem... düşüncesiyle, yani panikle yaklaşılan ve okunan bir metin iyi anlaşılamaz.

Okunacak parçaya panikle yaklaşan, okuduğunu iyi anlayamayan veya yanlış anlayanın durumu birçok durumla örneklendirilebilir: Panikleyen bir kelecinin ters köşeye yatması, Panikli bir şoförün fren yerine gaza basması... Kale önüne gelmiş ve heyecanlanmış bir futbolcunun kendine engel olacak rakip yokken topu dışarı şutlaması... vb.

Özetlemek gerekirse okuyucu parçaya panikle yaklaşmamaktır. Okuduğunu anlayamamanın ucunda ölüm yoktur. Sakin olun. Evet, kendinizi sıkmayın. Rahatlayın. Unutmayın ki sizin hiç olmazsa sınava kadar sonsuz sayıda yanlış yapma hakkınız vardır. Kaslarınızı gevşetin ve kendinize güvenin.

Okuduğunuzu Doğru Okuyun

Bir metni doğru anlamanın en birinci yolu o metni doğru okumaktır. Kelimeleri yanlış okuyan, okurken kekeleyen, sözcükleri benzerleriyle karıştıran, hece yutan, hece ekleyen insanların anlama güçleri yaptıkları yanlışlarla ters orantılıdır. Yani bir metin ne kadar çok yanlışlı okunursa o kadar az anlaşılır, ne kadar az yanlışla okunursa o derece iyi anlaşılır.

Metinleri sesli veya sessiz okurken yanlışsız okumakta zorlanan insanlara tavsiyemiz ilk önce sesli olarak yanlışsız okuma denemeleri yapmalarıdır. Haber spikerleri gibi vurgulara dikkat ederek okuyabilir hale gelmeli, ondan sonra içten okumaya başlanmalıdır. Bunun için sessiz bir ortamda kendilerini bir haber spikeri yerine koyup bir gazete haberini yanlışsız ve sesli okumaya çalışmalıdırlar. Bu çalışmalara devam edenler çalışmalarının sonuçlarını kısa zamanda görecekler ve konuşmalarını ve okumalarını iyi yönde değiştireceklerdir.

Uzun Süreli Okuma Çalışmaları Yapın

Biraz kitap okuyunca veya soru çözünce canım sıkılıyor, birkaç sayfa okuduktan sonra gezip dolaşmak isteği geliyor. Bir oturuşta uzun zaman kitap okumak veya sıkılmadan çok soru çözmek için hangi yolu izlemeliyim?
Evet, öğrencimiz böyle soruyor. Bu sorunun cevabı gayet açıktır: Uzun mesafe koşucuları uzun mesafe koşabilmek için ne yaparlar? Elbette koşudan önce birçok defa uzun mesafe koşmayı denerler ve buna alışırlar. Peki, ağır bir halteri kaldırabilmek için halterci en çok hangi çalışmayı yapar? Elbette kaldıracağı ağırlığı daha önce birçok kez kaldırarak kendini alıştırır. Demek ki ağır kaldırabilmek için ağır kaldırma çalışması yapmak, uzun mesafe koşabilmek için uzun mesafe koşu çalışması yapmak gerekir.

Yorumlar (10)Add Comment
0
...
yazar piyanita, Şubat 11, 2011
Bu bilgiler çok güzel fakat okuduğum paragrafı anlasamda ilk satırda ne yazdığını unutuyorum bunun yanında dikkatimden kaçan şeyler (anahtar kelimeler olabilir) oluyor
0
...
yazar Anlamaa, Ocak 09, 2011
yazar OSMAN AYKUT YÜKSEKAĞAÇ, Ocak 09, 2011
Merhabalar. Sizden bir yardım isteyeceğim. Ben okuduğumu anlayamıyor ve çabuk unutuyorum. Mesela bir paragraf sorusunda başını okuyorum ortalara geliyorum başını unutuyorum. Tekrar başa dönüyorum. Bu konuda ne gibi önerileriniz var. SAYGILAR...


Paragraf sorusu çözerken önemli gördüğün noktaların altını çizebilirsin mesela. En önemlisi de bol bol kitap okuman gerekiyor.
0
...
yazar OSMAN AYKUT YÜKSEKAĞAÇ, Ocak 09, 2011
Merhabalar. Sizden bir yardım isteyeceğim. Ben okuduğumu anlayamıyor ve çabuk unutuyorum. Mesela bir paragraf sorusunda başını okuyorum ortalara geliyorum başını unutuyorum. Tekrar başa dönüyorum. Bu konuda ne gibi önerileriniz var. SAYGILAR...
0
...
yazar Bilal Kutlu, Ekim 24, 2010
Teşekkürler , çok yararlı.
0
...
yazar khanS, Haziran 27, 2010
Paylaşım için teşekkürler. Uygulanması basit ve harika formullersmilies/smiley.gif
0
...
yazar aliye burak, Haziran 17, 2010
Paylasımınız için teşekkürler.
0
...
yazar demir, Mayıs 23, 2010
Paylaşımınız için teşekkür ederim.
0
...
yazar Imad, Nisan 24, 2010
Bu çok güzel çalışmanızdan dolayı çok teşekkür ederim.Bu yöntemleri uygulayarak inşallah daha iyi çözüm alacağımı ümid edeyorum.Tekrardan teşekkürler.
0
...
yazar Sinan Gezeroğlu, Mart 03, 2010
Çok güzel bilgiler. Teşekkürler.
0
...
yazar meraklı, Ocak 02, 2010
Teşekkürler. Uygulanmasıyla birlikte,getirileri çok olacak olan bir paylaşım.

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 
oges

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Dizeleri uyaklı olmayan beyitlere "müfred (bağımsız beyit)" denir.
Perşembe, 04/24/2014 07:01
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.