Düşünceyi Geliştirme Yolları - Sayfa 6
Makale İçeriği
Düşünceyi Geliştirme Yolları
Tanımlama
Örneklendirme
Tanık Gösterme
Sayısal Verilerden Yararlanma
Karşılaştırma
Benzetme
Benzerlik
Genelleme
Tüm Sayfalar

Karşılaştırma

Birden çok nesne, kavram, durum arasındaki benzerliklerin ve karşıtlıkların sıralanmasına karşılaştırma denir. Yazar, anlatmak istediği fikre ulaşmak için bu yolu dener, düşüncesini geliştirir. Böylece anlatmak istediği düşünceye ulaşır. Karşılaştırma yapılan bir parçada ne var ki, buna karşılık, oysa, ise gibi karşılaştırma sözleri çokça görülür.

Bu anlatım yöntemi, inandırıcılıkta tartışmadan daha etkilidir. Tartışmada mutlak bir red vardır, oysa yaşam, siyah-beyaz karşıtlığını reddeder. Grilikler, daha çok yakışır yaşama. O nedenle karşılaştırma yöntemi, karşımızdakini üzmeden bir görüşü benimsetmede etkileyici olur. Karşılaştırma yönteminde benzerlikler önemli değildir. Zaten amaç, benzeyen yönleri değil; farklılığı ortaya koymaktır.

Örnek: Mevlana ile Yunus Emre, iki büyük ozanımızdır. İkisi de çağları aşıp gelmiştir. Biri resmi okullarda aydınların desteğiyle, diğeri kendiliğinden. Halkın arasından güldür güldür akan bir ırmak gibi.

Konu: Yunus’un Mevlana'dan üstün yanı

Ana düş: Yunus'un üstün yapan hiçbir desteğe gereksinim duymadan çağları aşmasıdır.

 

Örnek: Reşat Nuri ile çağdaşı kimi yazarlar, Anadolu'yu Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ele almışlardır. Reşat Nuri, Anadolu'yu gerçekçi bir yöntemle anlatırken iyimser bir tablo çizmeye ve okurunun içinde umut ışığı yakmaya çalışmıştır. Diğer yazarlar, gerçekliği karamsar bir tabloyla yansıttıklarından geleceğe umutla bakmak isteyen okurlarca kendiliğinden bir anlayışla dışlanmışlardır.

Konu: Reşat Nuri'nin çağdaşı yazarlardan üstün yanı

Ana düş: Reşat Nuri'yi çağdaşlarından üstün yapan Anadolu gerçeğini iyimser bir bakışla yansıtmasıdır.

Karşılaştırmalar, değerlendirme yazılandır; ancak mutlaka farklılıkları ele alınmalıdır bu yazılarda. Sadece ortak özelliklerin ele alınması karşılaştırma sayılmaz.

 

Örnek: Öykü, bir olayı anlatır. Kahramanlar, olayın gerçekleşmesinde yardımcı roller üstlenirler. Asıl ders olaydan çıkar çünkü. Bu nedenle öykü kişileri karikatür mantığıyla oluşturulur. Romansa bir insanı anlatır. Hem olay örgüsü önemlidir onda, hem de kahramanlar. Olaylar, kahramanların karakterlerini belirlemede görevlidir. Onun için öyküler romanların altyapılarını oluşturur.

Konu: Romanın öyküden farklı yanı

Ana düş: Romanlar, öykülerin bir araya gelerek bir insanı anlatmasını sağlar.

 

Örnek: Eylül, psikolojik ilk romanımızdır. Bunun için önemlidir. Yapıtın pek çok kusuru, sırf bu yüzden görmezden gelinmiştir. Ruh tahlilleri ne kadar başarılı olursa olsun Peyami Safa'nm 9.Hariciye Koğuşu'ndaki tahlillere yaklaşamaz. Mehmet Rauf, tiplerinin ruhsal yapılarını anlatırken sadece kendi içine bakabilmiştir. Oysa Peyami Safa, kendi dışındaki insanların da iç dünyalarına rahatça girebilmiştir.

Konu: Peyami Safa'nın Mehmet Rauf tan üstün yanı

Ana düş: Peyami Safa'yı üstün yapan kendi dışındaki insanların iç dünyalarını rahatça görebilmesidir.

 

Örnek: Bazı yazarlar vardır okur geçersiniz; kazancınız sadece fikir edinmiş olmaktır, dönüp bir daha okuma ihtiyacını pek hissetmezsiniz. Bazıları da vardır ki, onları her okuyuşta onlarda yeni bir derinlik keşfedilir. Tehlikelidirler; çünkü sizi esirleri haline getirir, kendileri gjbi düşünmeye zorlarlar. Adeta söylenecek her şeyi söylemişlerdir de, ne tarafa yönelirseniz yönelin, onlara toslar, kendiniz olmakta zorlanırsınız.

Bu parçada iki tür yazarın karşılaştırması yapılmıştır: Okunup geçilen yazarlar ve her okuyuşta etkileyen yazarlar.

Örnek: "Etik"le "ahlak" arasında bir ayrım yapmak gereklidir. Olağan konuşmalarda ikisi sıklıkla birbirinin yerine kullanılır ama bunların farklı anlamları vardır aslında. Kısaca belirtecek olursak "etik" doğru ve yanlış davranış teorisidir; "ahlak" ise onun pratiği. Ahlaki değil de etik ilkelerden söz etmek doğru olur; çünkü etik, teoridir. Etik değil ahlaki davranıştan söz etmek doğrudur; çünkü ahlak pratiktir. Etik, bir kişinin belli bir durumda ifade etmek istediği değerlerle ilgilidir; ahlak ise bunu hayata geçirme tarzıdır.

Yukarıdaki parçada etik ve ahlak kavramları karşılaştırılmıştır. Bu iki kavramın anlamlarının aynı olmadığı belirtilmiştir. Etik'in teori, ahlak'ın daha çok pratik olduğu üzerinde durulmuştur.

 

Örnek: Elimdeki kitap öyle vapurda, otobüste okunacak cinsten değil. Çok denedim, ama en sonunda hafif bir müzik eşliğinde, loş bir odada bu kitabı anlamayı başardım. Çünkü kaçırdığınız bir sözcük tüm öyküyü yeniden okumanıza mal olabiliyor. Bu kitap şimdiye kadar okuduğunuz öyküler gibi okumadan anlaşılan kitaplardan değil. Edebiyatın zor ulaşılan lezzetini, zekâ içinde yüzen bir yazardan yudum yudum alıyorsunuz. Kendini açmıyor öykü, zorluyor, zaman harcatıyor ama mutlu ediyor. Dikkatsizliği hiç affetmiyor, okuyucusundan özen ve zekâ isteyen tüm eserler gibi.

Okuduğunuz parçada yazar, elindeki zor anlaşılan kitapla, çabuk anlaşılan türden dediği kitapları karşılaştırmıştır.


Örnek: Aşağıdaki parçada yazar, doğa kirlenmesiyle ilgili olarak insanların önceki düşünceleri ile sonraki düşüncelerini karşılaştırıp düşüncelerin çok değiştiğini belirtiyor. Dikkatlice okuyup yapılan karşılaştırmaya dikkat edelim.

Atmosfer ve okyanuslar, yakın bir zamana kadar insanların minik etkinliklerinden tamamen ilişkisiz bir doğanın öğeleri sayılıyordu. Bugün ise kimyasal madde kullanımımızın Ozon tabakasına zarar verdiğini karbondiyoksitin tüm gezegenin iklimini önceden tahmin edilemeyen bir şekilde değiştirdiğini biliyoruz. Balıkçı filolarının okyanusları tararken bir zamanlar sınırsız sanılan balık türlerinin neslini geri dönülemez ölçüde tükettiği biliniyor. Böylece Los Angeles'taki tüketicilerin davranışlarının Avustralyalılarda deri kanserine yol açtığını bilmeyen kalmadı.


İncelediğimiz örneklerden sonra karşılaştırmayı tekrar edelim. Karşılaştırma, birden çok nesne, kavram, durum arasındaki benzerliklerin ve karşıtlıkların sıralanmasına denir.

Örnek: "Doğal destanlar, eski çağlarda ulusların yaşamında derin izler bırakmış olayların o çağların saz ozanları ya da ulusal bir ozanın şiirleştirmesiyle oluşmuştur. Yapma destanlarla doğal destanlar arasında yapısal yönden büyük bir ayrım yoktur. Ayrım doğuşlarındadır. Doğal destanlar ulusların çocukluk dönemlerinde kendiliğinden ortaya çıkan halkın düş gücüyle zenginleşen ürünlerdir. Yapma destanlarsa tek kişinin yaratımıdır. Kişisellik ağır basar. Ozan yakınçağların herhangi bir tarih olayını seçer, bunu kişisel yaratım gücünün süzgecinden geçirerek işler."

 

Örnek Soru:

İki tür şiir vardır: Sesleriyle, sese dayalı üsluplarıyla öne çıkanlar; sesi belirgin olmakla birlikte imge dünyaları ve çizdikleri dünyalarla belirginleşenler. Birinci tür şiir, kişiyi sesiyle sarar ve onu kendine tutsak eder; ikinci tür ise insanı kendi özgür sesiyle baş başa bırakarak ona yeni şiirler yazdırır. Birinci tür kolay taklit edilir; ikinci türü taklit etmek zordur.

Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Öyküleme      B) Karşılaştırma     C) Tanımlama
D) Örnekleme     E) Betimleme
(1996/ÖYS)

Yanıt:



 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Beyit sayısı ikiden fazla kıt'alara "kıta-ı kebire" denir.
Cumartesi, 07/26/2014 13:09
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.