Dinsel Metin Örneği

NAMAZIN HİKMETLERİ

İbadetler, belli biçim ve şekil şartlarına sahiptir. İbadetlerin kabul edilmeleri için bu şekil şartlarına uymak gerekir. Fakat şekil ve dış yapı tek başına ibadetleri oluşturan belli söz, fiil ve davranışlara ibadet değeri kazandırmaz. Bu sebeple şekil kadar, hatta ondan daha da önemli olan, ibadetlerde niyet, içten­lik ve kulluk bilincidir. Kulluk bilinci, her ibadet gibi namazın da, hiçbir çıkar gözetmeksizin sırf Allah'ın emri olduğu için kılınmasını gerektirir. Bununla birlikte namazın birtakım amaç ve hikmetlere yönelik olduğunda da şüphe yoktur.

Toplumlar, bireylerin ruhî yapılarını en üst dereceye yükseltip daima orada tutacak bir manevî güce muhtaçtır. Aksi hâlde bireyler arası ilişkiler maddî ihtiyaçlara ve kişisel menfaatlere indirgenir; bu da hayatın çekilmez hâle gelmesi ile sonuçlanır. İşte toplumun iyileştirilmesi için kaçınılmaz olan manevî gücü topluma sağlayacak temel kaynaklardan biri de namazdır.

Namazın insana pek çok yararı vardır. Namaz, duygu dünyasını zenginleştirir, davranışlarında bi­linçli olmasını sağlar, birlikte yaşama ve dayanışma bilincini geliştirir.

Namaz, Allah'ı Hatırlatır

Namaz, Allah'a kulluğun ikrarı, diğer bütün ibadetlerin bir sentezidir. Namaz, tüm yaratıkların ibadet biçimlerini kendisinde toplayan bir hülasadır. Kıyam eden, rükû ve secde eden meleklerin ibadetleri, canlı cansız tüm varlıkların ibadetleri, zikir ve teşbihleri namazda toplanmıştır.

Namaz, sadece şekilsel hareketler değil; bedenin, aklın ve kalbin katılımıyla gerçekleşen bir ibadet­tir. Namaz, beden için kıyam, rükû ve secde; dil için kıraat, teşbih, zikir ve dua; akıl/kalp için ise düşü­nüp anlama, huşu ve manevî lezzettir.

Namaz, Allah'a sığınmanın ve O'ndan yardım dilemenin bir vasıtasıdır.

"Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah 'tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabre­denlerle beraberdir. "(Bakara, 2/153) anlamındaki ayet bu gerçeğin ifadesidir.

İbadet, kulun iman etmek sureti ile Allah ile kendi arasında kurduğu bağın, davranışlar şeklinde ifade edilmesi esasına dayanır. Kişi yaratıcısı ile bağlantı kurmadığı zaman yalnızlık, huzursuzluk ve duyumsuzluk eğilimleri baş gösterir. İnsan bu durumu, maddî hazlardan yeterince pay alamamış oldu­ğu şeklinde yorumlar ve kendini sefahatin kollarına bırakır. Dünyaya aşırı şekilde bağlanır, bocalama ve kararsızlık içinde kalır. İşte namaz, insana isteklerini Yaratıcısına sunma ve böylece ferahlama, rahatlama fırsatını verir. İnsanı, nefsinin arzuları pahasına bile olsa, Allah'ın emirlerine itaat etmenin gerekliliğine inandırır. Ümitsizlik hâlini yok eder ve yardımı Allah'tan isteme, en büyük zorluklar karşı­sında bile çözüm arayıp bulma yönelişini geliştirir. Namazın bu niteliği sebebi ile Peygamber Efendimiz (s.a.s);  "Gözümün aydınlığı namazdadır1 buyurmuştur.

Namaz da Allah'ı anmanın, O'nu hatırlamanın, O'na lliat ve bağlılığın bütün şekillerini gerçek ya da temsilî olarak içermektedir.

Ayette, "Beni anmak için namaz kıl" (Tâhâ, 20/H) buyurulmuştur. Daha namaza başlanırken ve namaz sırasında getirilen tekbirler, rükû ve secdelerde okunan yüceltme ifadeleri, okunan Tahiyyât duaları hep birer zikir niteliğindedir. Özellikle namazın temel unsurlarından biri olan kıraat, Allah'ı anmanın en mak­bul örneğidir. Kur'ân'ın kendine verdiği isimlerden birinin "zikir" (Mâide, 5/15) oluşu bu açıdan anlamlı­dır.

DOÇ.DR. İSMAİL KARAGÖZ- DOÇ.DR. HALİL ALTUNTAŞ, NAMAZ İLMİHALİ, DİYANET İŞ­LERİ BAŞKANLIĞI YAYINLARI, ANKARA, 2008, s.29-31.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Bunlari Biliyor musunuz?

Bir sözün veya söz grubunun hem önceki sözün sonuna hem de sonraki sözün anlamca uymasına "Sihr-i Helal" adı verilir.
Cumartesi, 01/21/2017 15:26
Telif Hakkı © 2017 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.