Öyküleyici Anlatım Biçimi (Öyküleme)

Amacı olayları anlatmak; okuyucuyu, dinleyiciyi olayların içinde yaşatmak olan anlatımdır. Roman, öykü, masal, tiyatro türleri, asıl amaç bu olmasa da, olay anlatımına dayanır. Anı, gezi yazısı, biyografi (yaşam öyküsü) tür­lerinde de öyküleme oldukça ağırlıklı kullanılır. Öyküleyici anlatım bazen düşünce yazılarında da görülebilir. Amaca göre, öyküleme iki alt türe ay­rılır:

a) Açıklayıcı Öyküleme: Olay hakkında okuyanı bilgilendirmek ama­cıyla yapılmış öykülemedir. Anlatım açık ve sadedir. Bir tarih kitabındaki savaş sahnesi anlatımı, bir polis raporundaki kaza anlatımı bu tür öykülemeye örnek verilebilir. Gezi yazısı, anı, yaşam öyküsü, röportaj gibi türler­de de kullanılır.

 

Örnek Soru:

O gün sabahtan itibaren Türk ordusunda hazırlık başlamıştı. Cuma nama­zı kılındı. Allah'a dualar edildi. Alparslan beyaz üniformasını giyerek ordu­nun karşısına geçti. Orduya savaşla ilgili son taktikleri verdi. Askerin cesa­retini arttırmak için nutuk söyledi. Ardından düşman üzerine taarruz emri­ni verdi. Savaş, Türk ordusunun saldırısıyla başladı.

Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)   Kişisel yargılar kullanılmıştır.

B)   Cümlelerde sanatlı söyleyişler vardır.

C)   Duygusal bir anlatım vardır.

D)   Parçada yaşanmış tarihi bir olayın anlatımı kurgu yapılmadan dile ge­tirilmiştir.

E)   Parçanın özgün bir anlatımı vardır.

Cevap: B

 

b) Sanatlı Öyküleme (İzlenimsel Öyküleme): Olaylardan yararla­narak duygu, düşünce ve izlenimleri göstermeyi; okuyucuyu bu ortama çekmeyi amaçlayan öykülemedir. Anlatım daha sanatlıdır. Roman ve öy­külerde daha çok kullanılmakla birlikte her tür yazıda rastlanabilir.

Örnek Metin:

"Hayır!" diye bağırdı en sonunda. "Hayır, bu ancak zayıflık olurdu, ancak aptallık olurdu, ancak ahlâksızlık olurdu! Eğer sahip olduğumuz tek ve en son çareyi sonu belirsiz öfke ve kıskançlık tutkularıma kurban edersem, hiçbir zaman affedilmeyi hak etmem. Hayır, Rosa! Hayır, yarın sendeki lâ­le soğanı için en iyi yeri kararlaştıracağız ve sen de benim talimatlarıma uyarak soğanı dikeceksin. Üçüncü parçaya gelince o parçayı koruyacak­sın. Bir cimrinin son altınını koruduğu gibi, annenin çocuğuna baktığı gibi, bir yaralının damarlarındaki kanın son damlasına sahip çıktığı gibi onu ko­ruyacaksın! İçimden bir ses, bu son soğan bizim kurtuluşumuz olacak, bi­zim yaramıza merhem olacak diyor.

 

Bu parçada, bir kişinin karşısındakine söyledikleri yer almaktadır. Bu ko­nuşmada duygu değeri taşıyan cümleler, sanatlı söyleyişler göze çarp­maktadır. Yazarın amacı, okuyucuyu olayın içerisine çekebilmek, okuyu­cuda izlenim bırakabilmektir; bu nedenle "öyküleyici" anlatım (öyküleme) biçimi kullanılmıştır, üstelik bu anlatım sanatlı yapıldığı için "izlenimsel öy-küleme"dir.

  

Örnek Soru:

Eskiden köy bakkalları vardı. Ne güzel kokardı içleri. Zaman zaman babamdan para alıp koşar­dım bakkala. Kafasını biraz öne eğip gözlükleri­nin üstünden bakar, babacan tavırla ne istediği­mi sorardı. Tezgâhın üzerinde duran şekerleri gösterir; "onlardan" derdim Avuçlayıp alırdım. Mahallede oyun oynayan çocukların yanına gi­der oyun kurulmuşsa girer, kurulmamışsa he­men bir oyun kurardık. Şimdi ne o bakkallar ne boyalı şekerler ne de mahallede oyun oynayan çocuklar var.

Yukarıdaki parça için aşağıdakilerden hangi­si söylenemez?

A)   Sanatlı bir anlatımla çocukluk dönemini öykülediği

B)   Açıklayıcı öyküleme yapıldığı

C)    Yalın bir anlatımının bulunduğu

D)   Anı şeklinde kaleme alındığı

E)   Çocukluk yıllarıyla içinde bulunduğu zama­nı kıyasladığı

Cevap: A

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk edebiyatında ilk bibliyografya Kâtip Çelebi'nin "Keşfü'z-Zünun" adlı eseridir.
Perşembe, 08/21/2014 00:23
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.