Betimleyici Anlatım Biçimi (Betimleme)

Sözcüklerle resim çizme diyebileceğimiz bu anlatım biçiminde amaç; bir kişiyi, manzarayı ... okuyucunun ya da dinleyicinin gözünde, hayalinde canlandırmaktır. Bunun için de betim (tasvir) yapmak zorundadır. Betim için nitelik (özellik) bildiren sözcüklerden, sözcük öbeklerinden yararlanı­lır, yani bol bol sıfat (ön ad) kullanılır. (Sıfat kullanılmadan betimleme ya­pılamaz.)

Betimlemede genelden özele, özelden genele; dıştan içe, içten dışa; ya­kından uzağa, uzaktan yakına gibi bir sıra uygulanır. Bu sıra gözetilmezse anlatımın akışı bozulur. Kişi betimlemelerine "portre" denir. Yaş, boy pos, kaş göz, güçlülük zayıflık gibi "gözlenebilen" özellikler fiziksel (dış) portreyi; karakter, kişilik, huy, davranış özellikleri ruhsal (tinsel) portreyi oluşturur.

Betimlemede amaç okuyanda, dinleyende betimlenen varlığı görüyormuş gibi izlenim uyandırmaktır. Bu izlenim niteliğine göre betimleme iki türlü­dür;

a) Açıklayıcı Betimleme: Bilgi vermek, tanıtmak amacıyla yapılan betimlemedir. Anlatım açık, yalın, düzdür. Sanatsızdır. Anlatıcının yorumu, değerlendirmesi, izlenimi anlatıma katılmaz. Duyu organlarıyla algılanan­lar, gözlemler aynen yansıtılır. Bunun için bu tür betimleme "yansıtmacı betimleme" olarak da adlandırılır.

Örnek Metin:

Zorkun, Osmaniye'nin güneydoğusuna düşen Amanoslar'ın en yüksek va­disine kurulmuş bir yayladır. Osmaniye'ye tam 21 km'dir. Daha şehri çık­madan, yollar kıvrılmaya başlar, kıvrıldıkça dikleşir. Zorkun'a çıkabilmek, ancak usta şoförlerin işidir. 12. km'de bir mola yeri vardır, hem kendinizi hem arabanızı, dinlendirirsiniz. Bu yaz kasabasının her yeri çam, ladin... Girişte sağlı sollu kasaplar, manavlar, fırınlar ... Bir tek eksiği var bu şen­likler yaylasının: Kalacak yer.

 

Örnek Soru: (2000-ÖSS)

Eylülde Kaçkarların çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kes­tanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanelerin hem mey­vesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülme­ye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pen­cerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıy­la hazırdır uzun ve beyaz kışa.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

A)   Karşılaştırma - tanımlama - öyküleme

B)   Açıklama - öyküleme - betimleme

C)  Tartışma - karşılaştırma - öyküleme

D)  Tanımlama - örnek gösterme - betimleme

E)   Açıklama - tartışma - örnek gösterme

Cevap: B

 

Örnek Soru:

İlk bombayı Çakırsaraylı patlatmıştı. Fakat bu neticeyi değiştirmedi ve haydutlar kapıdan dışa­rı beş - on adım atmadan yere serildiler. Yüzba­şı Nazım sessizlikten kuşkulanıp böyle bir çıkışı beklemeye başlamıştı. Yanındaki namlular kapı­ya çevrili idi. Kendisi de daha bomba patlar pat­lamaz, yüksekliği beş metreyi bulmayan dam­dan aşağıya atlayıvermişti. O doğrulurken ayak­ta kalan haydut yoktu. Bir koşuda gübre yığını­na gitti.

- Niyazi!

Niyazi cevap vermiyordu. Ötekilere baktı. Onlar da öyle. Dama doğru bağırdı.

- Doktor koşsun!

Yukarıdaki parça için aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A)   Edebî bir üründen alınmış bir parçadır.

B)   Okuyucuyu olayın içerisine çekmeyi amaç­layan bir anlatımı vardır.

C)   Sanatlı öyküleme yapılmıştır.

D)   Parçada, hareketten daha çok durağanlık hâkimdir.

E)   Parçada savaş öyküleniyor.

Cevap: D

 

b) İzlenimci (İzlenimsel, Sanatlı) Betimleme: Bu tür betimlemeler, duyu organlarıyla algılananlara çeşitli izlenimlerin, duygu ve hayallerin de katılmasıyla yapılır. Anlatım derin ve sanatlıdır. Amaç, okuyucu ya da din­leyicide izlenim yaratarak anlatılan çevre, kişi veya varlıkları onların zih­ninde canlandırmalarını sağlamaktır. Sanatın inceliği, nitelik bildiren söz­lerin etkileyiciliği bu anlatım biçiminde ortaya çıkar.

 Örnek Metin:

Kapıdan girer girmez bir sis bulutu, bir gürültü karşıladı bizi. Herkes ayak­ta ... Ortalara doğru yürüyoruz. Siyahlar içinde bir kadın ... Çevresinde birkaç kişi... Gözler tek noktaya odaklanmış. Sisler çoğalıyor, bir ışık de­meti sadece siyahlar içindeki sarışını sarıp sarmalıyor. Gecenin büyüsü sarışında ... Çevre gittikçe silikleşiyor, renksizleşiyor. Her şey sarışın ... Sesler, konuşmaya değil bu büyülü dekora eşlik eden fon müziği... Derin­den derine, inceden inceye derunî bir ahenk ... Hani içli bir şiir okunurken görünmeyen, bilinmeyen bir yerlerden bir ney, kaval, ut... Sesi gelir ya, iş­te öyle... Siyahlar içindeki elbiseden mi çantadan mı çıktığı anlaşılmayan, pırıl pırıl, yanıp yanıp sönen, simsiyah oltu işlemeli altın ağızlık- altın ve oltu hiç bu kadar ahenkle birleşmemiştir- dudaklara yaklaşırken birkaç ışıklı el, dudak, ağızlık ve gözlerden oluşan büyülü dekora doğru, rüyalardaki yavaşlıkla ilerliyor. Dudak, ağızlık ve büyülü ışıklar artık olağanüstü bir tablo...

 

Örnek Soru: (1994-ÖYS)

Küre Dağları'nı döne döne tırmanıyorduk. Gü­neş sabah sisinin grileştirdiği yeşil tepelerin ara­sında portakal renkli yüzünü gösteriyordu; ama güneşin daha ulaşamadığı derin koyuklar vardı. Yeşilin en güzel tonlarıyla bezeli, mendil kadar tarlalar, gerçek değilmiş gibi duruyordu. Derin derin uçurumlar, dipten doruğa çamlarla, akka­vaklarla donanmıştı.

Bu parça ile ilgili olarak aşağıdaki yargılar­dan hangisine varılamaz?

A)   İkileme kullanılmıştır.

B)   Söz sanatlarına başvurulmuştur.

C)   Betimlemeye beğeni duygusu katılmıştır.

D)   Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.

E)   Tartışmacı anlatım biçimiyle yazılmıştır.

Cevap: E

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk adının geçtiği ilk metin “Orhun Abideleri”dir.
Pazartesi, 10/20/2014 23:07
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.