Tanzimat Şiirinin Yapı Özellikleri

Tanzimat döneminde şiirin yenileşmesinde ikinci önemli adımı, mevcut şiir şekilleri üzerinde yapılan değişiklikler oluşturmuş­tur. Bu değişikliğin ilk öncüsü Şinasi olmuştur. Şinasi, Reşit Pa­şa için yazdığı kasidelerde beyit sayısı, kafiyeleniş gibi yönler­den klasik kasideden bütünüyle ayrılmıştır. Namık Kemal de "Hürriyet Kasidesinde eskinin kaside nazım şeklini değişik bir tarzda kullanmıştır. Akif Paşa ise koşma tarzında mersiye yazmıştır.

Çeviriler, Türk şiirinin biçimsel yapısını etkilemiş ve edebi­yatımıza "yeni nazım şekilleri" daha çok çeviri yoluyla gir­miştir. Çevirilerle birlikte Batı'nın sone, terzarima gibi nazım şekilleri de kullanılmaya başlamıştır. Örneğin Şinasi 1859'da yayınladığı "Tercüme-i Manzume"de yeni şekiller denemiştir. Bu şiirlerde kullandığı kendi aralarında kafiyeli dörtlükler ve La Fontaine çevirilerinde uyguladığı eşleme kafiye tarzı daha son­raları çok tercih edilen şekiller olmuştur. Sadullah Paşa "Le Lac (Göl)" çevirisini bentlerle oluşturmuş ve eşleme tipi kafiye­de ısrar etmiştir.

Bu çeviriler, ileride Tanzimat'ın ikinci kuşağından olan Recaizade Ekrem ve Hamit'in bolca deneyeceği sekizli bentlerin (ottavarima) ilk örneğini teşkil etmektedir. Hamit, ünlü şiiri "Makber"i bu tarzda oluşturmuştur. Yine Duhter-i Hindu'daki "Tanaggum" manzumesini sekizli bentlerle kurmuştur. Ekrem ise Volney, Lamartine, Gilbere, Victor Hugo çevirilerini "Naçiz" ad­lı kitabında toplamıştır. Bu kitaptaki şiirlerde dörtlüklerden se­kizli, hatta onlu bentlere kadar değişen şekiller kullanmıştır.

Bütün bunlara rağmen Tanzimat döneminde, Divan nazmının şekilleri tamamıyla atılamamıştır. Bunun içindir ki, nazım şekil­leri bakımından, Tanzimat şiirinde bütünlük görülmez. Yeni şe­killerin yanında bazen aynen ve bazen de değişik olarak Divan nazmının şekilleri de (daha çok gazel, terkib-i bend ve kıt'a) yer alır. Bu durum, Tanzimat devrinin hemen her alanda görülen "yeninin yanında eskinin de devamı" tutumunun nazım şekille­rinde de görünüşünden başka bir şey değildir.

Recaizade M. Ekrem, Batı'dan yaptığı çevirilerde eşleme, sar­ma, çapraz kafiye tarzını karışık kullanarak denemiştir. Abdülhak Hamit bazı şiirlerini sarma kafiye tarzı ile şekillendirirken, bazılarında sarma ve çapraz kafiye düzenini karışık kullanmış­tır. Ekrem ise yalnızca sarma tipi kafiye tarzını kullanmıştır. Na­mık Kemal de "Vaveyla", "Hilâl-i Osmanî" gibi yeni tarzda ka­leme aldığı şiirlerde, şekil ve kafiye düzeni bakımından Ekrem ve Hamit'i izlemiştir.

Bu dönem şiirinde bir başka değişiklik "hecenin" denenmesidir. Yani Tanzimat'la birlikte Türklerin ulusal vezni olan heceye olan ilgi artmıştır. Ziya Paşa, Namik Kemal, Ahmet Cevdet Pa­şa gibi şairler, şiirlerin bu ölçüyle yazılması gerektiğini savun­muşlardır. Fakat bu istek geniş bir akım hâlini alamamış, sade­ce Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Abdülhak Ha­mit, Recaizade Mahmut Ekrem gibi birkaç sanatçı tarafından yazılan birkaç hece denemesi ile sınırlı kalmıştır. Ziya Paşa "Şi­ir ve İnşa" makalesinde bir yeni fikir olarak hece ölçüsünü sa­vunmuş ve hece ölçüsüyle bir "Türkü" de yazmıştır. Namık Ke­mal ise Akif Bey'de "Meyhaneci", Gülnihal'de "Mezarcı", Cela-leddin-i Harzemşah'ta "Cabir"i hece ile konuşturarak bu vezne ne kadar önem verdiğini ortaya koymuştur. Hamit, Namık Ke­mal'in de tavsiyesiyle heceyle "Nesteren"i yazmıştır. Fakat ba­şarısızlığını kendi de fark ederek bir daha heceyi kullanmamış­tır. Recaizade Ekrem de "Zemzeme"lerindeki bazı şiirleri he­ceyle yazmıştır. Zemzeme'de 8'li hece ölçüsüyle yazdığı bir şarkıdan bir dörtlük okuyalım:

Sular çağıl çağıl akar

Aşk ateşi beni yakar

Dünya güzelmiş kim bakar

Aşk ateşi beni yakar

Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamit konuya göre vezin seç­me görüşünü savunmuştur. Şiirlerinde canlılığı ve hareketliliği sağlamak için de değişik yapıda vezinler denemişlerdir. Ek­rem, Takdir-i Elhân'da, Hamit tiyatrolarında bu tür vezinleri denemiştir. Bu anlayış, Servet-i Fünûn şairleri tarafından da benimsenmiş ve Fikret başta olmak üzere, işlenen konunun özüne uygun kalıplarla şiir yazma yolu başarıyla uygulanmıştır. Ayrıca Hâmit "Bâlâ'dan BirSes"le herhangi bir vezin kullanma­mıştır.

Tanzimat döneminde öne çıkan bir özellik de "beyit değil, bütün güzelliğine" önem verilmesidir. Divan edebiyatında beyit (parça) güzelliğine önem verilirdi. Tanzimat edebiyatında ise beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısraların aralarında bir anlam bağı bulunmasına, şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; ya­ni "konu birliği"ne ve "bütün güzelliği"ne önem verilmiştir.

Sonuç olarak Tanzimat şiirinin Divan şiirine daha çok, yapı ve ahenk unsurları yönünden bağlı kaldığı söylenebilir. Bu dönemde, Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde dile getirilmiştir. Özellikle Tanzimat'ın ilk döneminde Divan şiirinin birçok nazım şekli (gazel, kaside, terkib-i bent vs.) aynen kullanılmıştır. İkin­ci dönemde ise eski biçimler bırakılarak yeni biçimler kullanıl­maya başlanmıştır. Yeni nazım biçimleri ilkin Fransızcadan ya­pılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır. Özellikle Şinasi, Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit gibi sanatçılar yeni nazım biçimleri ile şiirler yaz­mıştır.

Bu dönemde hece ölçüsü savunulmuş, ama tam olarak uygu­lanamamıştır. Aruz vezni bu dönemde de eski hâkimiyetini sür­dürmüş, şiirlerin büyük çoğunluğu aruzla kaleme alınmıştır. Ay­rıca kafiyenin göz için olmasına önem verilmiştir

Şiir Örnekleri:

Dosya Sahibi:
İndirilme: 860
Beğenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

Dosya Sahibi:
İndirilme: 280
Beğenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Noktalama işaretlerini kullanan ilk sanatçı “İbrahim Şinasi”dir.
Salı, 07/29/2014 10:39
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.