Tanzimat Edebiyatı Şairleri

I. Dönem Şairleri: Tanzimat edebiyatının birinci dönemi 1860 ile 1876 yılları arası­nı kapsar. Bu dönemin en önemli temsilcileri Şinasi, Ziya Pa­şa, Namık Kemal'dir. Hatta bu devreye Şinasi, Ziya Paşa, Na­mık Kemal Mektebi de denilmektedir.

 

Ortak Özellikleri:

* Sanat toplum içindir görüşünü benimsediler ve bu doğrul­tuda eserler verdiler.

* Dilde sadeleşmeyi, ölçüde heceyi savundular; ama bunu tam olarak uygulamadılar.

* Fransız devrimci yazarlarından esinlenerek zulme, haksızlı­ğa kalemleriyle savaş açtılar.

* Divan edebiyatını eleştirdiler, Halk edebiyatını savundular; ama bu düşüncelerini eserlerine yansıtamadılar.

* Şiirde estetik güzelliği değil, içeriği ön plana çıkardılar.

* Edebiyatı fikirlerini aktarmak için bir araç olarak gördüler.

* Önceki şiirimizde bulunmayan vatan, millet, hak, hukuk, hürriyet ve meşrutiyet gibi kavramları şiire taşıdılar.

* Eski nazım şekilleriyle yeni kavram ve duyguları işlediler.

* Edebiyatın yanında siyasetle de ilgilendiler.

Dosya Sahibi:
İndirilme: 775
Beğenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

II. Dönem Şairleri: Tanzimat edebiyatının ikinci dönemi 1876 ile 1896 yılları arası­nı kapsar. Bu dönemin en önemli temsilcileri Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci'dir.

 

Ortak Özellikleri:

* "Toplum için sanat" felsefesini bırakıp "sanat için sanat" görüşünü benimsediler.

* Siyasi ortamlara ve devlet yönetimine pek karışmadılar.

* Sosyal konulardan çok, bireysel konuları ele aldılar.

* Birinci kuşak şairlerine göre daha ağır bir dil kullandılar.

* Birinci kuşağın mücadeleci kişiliğine karşılık bu devre sa­natçıları biraz içe dönük ve uyumlu bir kişiliğe sahiptirler.

* Hem şekil hem de içerik olarak öncekilere göre daha yeni bir edebiyat ortaya koydular.

* Klasik, romantik ve realist edebiyat akımlarını Türk edebi­yatına başarıyla yansıttılar.

* Bu sanatçılar daha bireysel ve yenilikçi sanat anlayışıyla or­taya çıkan Servet-i Fünûn edebiyatının oluşumuna da ze­min hazırladılar.

Dosya Sahibi:
İndirilme: 420
Beğenilme: Average vote 0 stars (0 Oylar)
Sizin Oyunuz:

 

Tanzimat Edebiyatı Şairlerinin Şiir Anlayışı

Tanzimat'tan önceki şairler şiiri meslek edinmiş, gönüllerini, ka­derlerini şiire bağlamış, gerçekten şair olan insanlardı. Tanzi­mat sanatçılarının çoğu, şiir ustası olmaktan çok, şiir heveslisi ve fikir işçisidir. Bu şairlerin en iyilerini bile bugün usta sanatçı olarak değil, birer öncü, yenilik getirici olarak değerlendiremi­yoruz. Bu sanatçıların çoğu, şiir yoluyla toplumu uyandırmak, yüceltmek amacını taşımışlardır. Haksızlığa, baskıya karşı sesi­ni şiirle duyurmaya çalışmışlardır.

 

Ziya Paşa, Şinasi, Namık Kemal gibi şairler söz sanatların­dan, şiiriyetten uzak bir şiir anlayışı benimsemişlerdir. Bu şiire "düşünce şiiri, fikir şiiri" denebilir. Hatta bu dönem şiirine "manzum nesir" demek daha doğru olur.

 

Şiir hakkında ilk değerlendirmeyi Ziya Paşa "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde yapmıştır. Ziya Paşa, bu değerlendirmede Divan şiirine şiddetle karşı çıkarken, gerçek Türk şiiri olarak Halk şi­irini göstermiştir. Ancak yazdığı "Harabat" adlı antolojinin ön sözünde bu görüşlerinin tam tersini, yani Divan şiirini savunur­ken, Halk şiirini alaya almıştır. Bir şiirinde Halk şiirine olan ilgi­sinden dolayı duyduğu pişmanlığı şöyle ifade etmiştir.

 

Gâhice Garîbî'yi okurdum

Âşık Kerem'e yanar dururdum

Âşık Ömer'i ki gâh alırdım

Uçkur sözüne şaşar kalırdım

 

Ayrıca Batı edebiyatını örnek almayı gereksiz görmüş ve

 

"Bilmem ki neden her işte mutlak

Avrupalıya mukallid (taklit) olmak"

 

diyerek Batı taklitçiliğini eleştirmiştir.

 

Ziya Paşa bu ikilemi yaşarken, Namık Kemal eski şiir gelene­ğini yıkma konusunda kararlı bir tutum sergilemiş ve Ziya Paşanın "Harabat"taki fikirlerine "Tahrib-i Harabat" ve "Takib" ad­lı eserlerinde şiddetle karşı çıkmıştır. Namık Kemal, bu eserle­rinde eski şiiri mantıksızlıkla suçlamış, özellikle de bu şiirin "mazmun"larını alaya almış ve Doğu şiir zevkini canlandırma isteğine karşı çıkmıştır. Ayrıca,

 

Türkîde kasîde görmedim ben

Beş beyti bile mutâbık-ı fen

Mazmunları vehmdir zünûndur

Akla göre adetâ cünûndur

 

diyerek Divan şiirini tutarsızlıkla, mantıksızlıkla suçlamıştır.

 

Tanzimat'ın birinci kuşağının toplumsal değerlere dayalı şi­ir anlayışı, ikinci kuşakta kişisel değerlere bağlı şiir anlayı­şı olarak değişme göstermiştir. Ayrıca ikinci kuşak şairleri, şi­iri sanat açısından ele alma yoluna gitmiştir. Mesela Recaizade Mahmut Ekrem, öncekilerin şiir üzerindeki eski-yeni değer­lendirmelerine karşılık, şiirin edebiyat içindeki yerini ve ne ol­duğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Bu konuda o, "sanatın amacı güzelliktir" diyerek sanat ölçülerini ön plana almıştır. Bu güzelliğin oluşumunu ise konu güzelliğinin ve üslup güzelliği­nin bir araya gelmesine bağlamıştır.

 

Birincilerin şiire, somut ve akla dayalı yaklaşımı karşısında Ek­rem, daha soyut sanat ölçüleri içinde yaklaşmıştır.

 

Abdülhak Hamit ise şiir sanatı üzerinde düşünmekten çok, ye­ni şiir tarzını uygulayan bir şair olarak karşımıza çıkar. Namık Kemal'in eski şiir hakkındaki yıkıcı düşüncelerini o, yazdığı şiir­lerle uygulamaya koymuştur.

Sonuç olarak bu dönem şairleri, şiirde şekilden muhtevaya kadar yeni bir arayış içine girmişlerdir. Sanat üzerinde dü­şünme ve bunları uygulama, ilk başta birtakım kusurları ve çe­kinceleri de beraberinde getirmiştir. Hem şekilde, hem konuda eskiden oldukça farklı ve değişmeye yönelik hamlelerin, şiir kültürünü gene eski edebiyattan alan bu sanatçılarda bocala­ma yaratmıştır. Kendi içlerinde zaman zaman düştükleri çeliş­kiler ve ikilemler bundan kaynaklanmıştır, işte bu gerçek, onla­rın yenilik yolunda hızlı ve kesin bir sonuç almalarını engelle­miştir. Aslında onlardan daha fazlasını beklemek de aşırı iyim­serlik olurdu. Çünkü onlar, bir anlamda eskiyi hırpalama, eski şiir geleneğini temelden sarsma gayreti peşinde koşmuşlar ve bunu takip ederek yeni adımlar atma yoluna gitmişlerdir. Bu iki ayrı işlemi yürütme elbette güçtü, işte onlar bu güç işi başar­maya çalışmış ve yeniliğin ileri hamlelerini kendilerinden sonra geleceklere bırakmışlardır. Küçük küçük de olsa, atılan her bir adım, yeniliği benimseyen ve devam ettirenlerce ileriye götü­rülmüş ve böylece Tanzimat dönemi, yenileşen Türk şiirinin kaynağı olma özelliğini kazanmıştır. Nitekim onların açtığı yolda yürüyen Servet-i Fünûncular, başta Tevfik Fikret ile Ce­nap Şehabettin olmak üzere Türk şiirinin çehresini değiştirme­ye çalışmışlardır. Cumhuriyet döneminde ise Ahmet Haşim ve Yahya Kemal'in de katkıları ile yenileşen Türk şiirinin, olgun ürünlerini vermeye başladığını görüyoruz.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 
oges

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Edebi bildiri ile yayın hayatına giren ilk edebiyat topluluğu “Fecri Ati”dir.
Pazar, 04/20/2014 07:40
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.