Servet-i Fünun Dönemi Sanatçıları

Şairler: Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin, Hüseyin Sîret Özsever, Hüseyin Suat Yalçın, A. Nadir (Ali Ekrem Bolayır), Süley­man Nesip (Süleyman Paşazade Sami), İbrahim Cehdi (Süley­man Nazif), H. Nâzım (Ahmet Reşit Rey), Faik Ali Ozansoy, Celâl Sahir Erozan...

 

Nesirciler: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Safveti Ziya...

 

Servet-i Fünûn Sanatçılarının genel özellikleri

 

Servet-i Fünûncular, yaş ortalaması 25 civarında olan genç sa­natçılardan oluşuyordu. Servet-i Fünûn dergisinde yazan bu genç sanatçılar, Fransızca biliyor, Fransızca eserleri asıl nüsha­larından okuyorlardı.

 

Servet-i Fünûncular, Fransız edebiyatının anlatım ve biçim özelliklerinden etkilenmişlerdir. Doğu kültüründen ve edebiya­tından uzak kalmışlar, Doğulu yaşam biçimini reddetmişlerdir.

 

 

 

Servet-i Fünûncular, II. Abdülhamit'in başında bulunduğu "isdibdat döneminin" bunalımlı havasını solumuşlardır. II. Abdül-hamit'ten ve onun yönetiminden nefret etmişlerdir. Baskıcı ola­rak nitelendirilen yönetim biçiminden çok etkilenmişlerdir. Bu yönetim biçiminin, devleti koruma adına özgürlükleri kısıtlama anlayışı, genç sanatçıların ruhunda önemli yaralar açmıştır. On­ları bunalıma sürüklemiştir. İstanbul onları sıkmış, bunaltmıştır. Bu bunalımlardan kurtulmak için İngilizlerin sömürgesi olan Ye­ni Zelanda'ya göçmen olarak gitmek, oraya yerleşmek hayalle­riyle avunmuşlardır. Bunun gerçekleşmeyeceğini anlayınca da arkadaşları olan Hüseyin Kâzım'ın, Manisa'nın Sarıçam köyün­deki çiftliğine bir köşk yaparak orada yaşamak istemişlerdir.

 

Servet-i Fünûn sanatçılarının çoğu, ruhen birbirlerine yakın, içe kapanık, gelecek konusunda karamsar, ağırlaşan siyasi şartlar karşısında bıkkın, doğrudan bir mücadeleyi göze alamayacak kadar çekingen insanlardı.

 

Bu dönemde her türlü yayın büyük bir kontrol, basın sıkı bir sansür altında idi. Baskı ve yasaklar onları yıldırıyordu. Bu ba­kımdan, Servet-i Fünûn sanatçıları siyasetten uzak durdular.

 

Servet-i Fünûncuların büyük bir kısmı orta tabakadan gelmiş­lerdir. Batı medeniyetini ve bu medeniyetin sanat ve edebiyat anlayışını öğrenme olanağı bulmuşlardır. Düzenli eğitim gör­meleri, okudukları Batı tarzı okullarda, Avrupalı edebiyatçıları yakından tanımaları, onlarda ortak bir sanat zevkinin doğması­na zemin hazırlamıştır. Fakat aynı sanat zevkine sahip olmala­rına rağmen bu zevki yansıtma biçimleri farklıdır.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 
oges

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk edebiyatında ilk pastoral şiir Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Sahra" adlı şiiridir.
Perşembe, 04/17/2014 11:31
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.