Meddah ve Özellikleri

* Methedici (övücü), taklitler yapıp hoş öyküler anlatarak halkı eğlendi­ren sanatçıya meddah denir. Türk halk zekâsının ve halkın, olayları karikatürize etme gücünün büyük sanatlarından biri olan meddahlık, yüzyıllar boyunca usta-çırak ilişkisine bağlı kalınarak devam ettirilmiş ve Türk halkı arasında büyük ilgi görmüştür.

* Meddahlık geleneği göstermeye bağlı edebî metinler içinde yer almak­la beraber, "anlatma" eyleminin ön planda olduğu geleneksel Türk tiyat­rosu türlerinden biridir. Çünkü meddahlar genellikle, taklit yeteneği ve geniş hikâye dağarcığıyla insanları eğlendirmeye çalışır.

* Meddahlık için tek adamlı tiyatro veya tek kişilik orta oyunu da diye­biliriz. Gerçekten de meddah oyuncusu, orta oyunundaki bütün tipleri, varlığında birleştirip kılıktan kılığa girerek sesini, değiştirerek, küçük aksesuarların da yardımı ile sahnede canlandıran bir aktördür. Yüksek­çe bir yerde oturarak bir öyküyü başından sonuna kadar, canlandırdığı kişileri ağız özelliklerine göre anlatır.

* Meddah da Karagöz ve orta oyunundaki gibi gücünü taklit sanatından alır. Meddah, kişilerin ağız özelliklerini taklit ettiği gibi hayvanların, do­ğanın ve cansız nesnelerin seslerini de taklit eder. Bu oyunun teme­linde taklit öğesinin bulunması, onun göstermeye bağlı edebî metinler içinde değerlendirilmesinde önemli bir etkendir.

* Karagöz ve orta oyununda zaman sınırlaması (bir-iki saat) olmasına karşılık meddah oyunlarının yer ve zaman sınırlaması yoktur. Anlattığı hikâyenin içeriğine uygun olarak meddahın gösterisi saatlerce, çoğu zaman ikindiden gece yarısına, hatta sabaha, bazen birkaç hikâyenin birbirine bağlanarak ve o anda doğaçlanarak (coşkuyla uydurularak) günlerce, haftalarca sürdüğü belirtilmektedir.

* Meddahlar, repertuarlarında her zaman hazır bulunan Köroğlu, Bat­tal Gazi, Hz. Ali'nin kahramanlık hikâyeleri, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Arzu ile Kamber, Aslı ile Kerem gibi halk hikâyelerini anlatırlar. Bunun yanı sıra yaşanmış olayları, duydukları yeni aşkları derleyerek, sanatçı içgüdüleri ile bunları yeniden yorumlayarak, har­manlayarak, yerine göre uzatıp kısaltarak, seyircinin profiline ve izleme coşkusuna göre, o anda doğaçlama yoluyla anlatırlar. Diyebiliriz ki med­dahlar bazen anlatarak, bazen oynayarak mesleklerini icra ederler.

* Perdesi, sahnesi, elbiseleri, dekoru, kişileri bulunmayan bu tiyatronun her şeyi meddah denilen o tek adamın zekâsına, bilgisine, söz söyle­medeki başarısına bağlıdır. Sanatlarını kahvehane veya benzeri yerler­de icra ettiklerinden bir sahne düzeni yoktur.

* Meddahların çoğu, klasikleşmiş, "tekerleme"ye benzeyen beyitlerle veya söz gruplarıyla öykülerine başlar ve bitirir. Meddah "Haak dos­tum Haak!" diyerek çoğunlukla şu beyitlerle öyküye girer:

 

Haak dostum Haak!

Sühansaz-ı gülistan-ı nezâket

Nihal-i gonca-ı bag-ı zarafet

Söyledikçe sergüzeşti, verir bezme letâfet

Dinle imdi bende-i âcizden bir hoş hidâyet

İdeyim meclise bir kıssa beyân

"Kıssadan hisse âlâ ârif olan

İsim isme, kisib kisbe, semt semte benzer

Çeçmiş zaman söylenir, yalan-gerçekvakit geçer

 

* Meddahın iki aracı vardır; biri boynuna doladığı mendili, öteki de elinde tutuğu sopasıdır. Mendille çeşitli başlıklar yapar, terini siler. Sopayı da oyunu başlatmak, seyirciyi suskunluğa çağırmak, kapıyı vurmak için ya da saz, süpürge, tüfek, at yerine kullanır. (Osmanlının son dönemlerin­de sopa veya baston diye tabir edilen bu aletin önceki adı "pastav"dır.)

* Bitişte özür diler, oyundan çıkan sonucu (kıssa) bildirir. Bir sonraki anla­tacağı öykünün adını ve öyküyü nerede anlatacağını söyler.

* Meddahlıkta da Karagöz ve orta oyununda olduğu gibi yazılı bir metne bağlı kalmak söz konusu değildir.

* Tek kişilik gösteri olmaları yönüyle meddahlık ile günümüz sahne et­kinliklerinden olan "stand up" arasında benzerlikler vardır. Bu etkinliği gerçekleştiren şovmenler ile meddahlar arasında benzerlikler olduğu gibi farklar da vardır.

* Meddahlık sözlü gelenek içinde günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde meddahlıkla ilgili birkaç dağınık yazma ve taş baskısı kitap dışında fazla kitap yoktur. İstanbul Üniversitesi Kitaplığında bulunan "Mecmua-ı Fevaid" meddahlar üzerine yazılmış önemli bir kaynaktır.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk resmi gazete 1831 'de çıkarılmaya başlanan “Takvim-i Vekayi”dir.
Çarşamba, 11/26/2014 23:06
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.