Destan Dönemi Türk Edebiyatı

Destan Döneminin Önemi

 

Destan; halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir. Bu tanımdan, tarihi olayla­ra masalsı öğelerin girdiği destanın, halk ruhunda ve hayalin­de şekillenerek oluştuğu anlaşılmaktadır.

 

Bazı milletlerin millet hâline gelmesi tarihin çok eski çağlarında, bilinmeyen döneminde olmuştur. Bu döneme, destan dönemi denir. Dolayısıyla milletlerin tarihlerinin başlangıcını bulmak çok zordur.

 

Destanların ortaya çıktığı zaman kesin olarak bilinmediği için Türk milletinin İslam öncesi yaşamına ait asıl bilgi kaynağı des­tanlardır. Göktürklerin büyük bir yenilginin ardından Ergenekon adını verdikleri yere kaçmaları ve orada çoğaldıktan sonra demir dağı eritmeleri, Saka Türklerinin İskender'le savaşa gir­memek için geri çekilmeleri (Şu destanı), Oğuz Türklerinin Üçoklar ve Bozoklar olarak ikiye ayrılmaları (Oğuz Kağan destanı) gibi birçok bilgiyi destanlardan öğreniyoruz.

 

Destanlar, tarihleri bu şekilde eskilere uzanan milletlerin bilin­meyen ilk çağlarını bize birtakım mitolojik hikâyeler halinde an­lattığı için önemlidir. Bunlar gerçek olmasalar; hatta gerçeğe uymasalar bile, milletlerin kendi geçmişleri hakkında neler bilip neler düşündüklerini haber vermeleri bakımından önemlidir. Destanların, bir ulusun düşünce ve sanat hayatına kaynak olması bakımından da önemi vardır. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydın­latan en önemli kaynaklardandır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatlarını, aşk, ai­le, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında göre­biliriz. Bu yüzden destan dönemi, ulusların edebiyatı, kültürü ve tarihi için önemlidir.

 

Mitlerin Doğuşu ve Efsane

 

Destan dönemine efsanevi, masalsı yani mitolojik öğeler hâ­kimdir.

 

Mitoloji; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından söz eden hikâyelerdir. Mitolojiler, temsil ettiği topluluğun aynası gibi­dir. Mitoloji, Eski çağlar­da yaşamış olan insan­ların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dinî inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır.

 

Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olay­ları konu edinen hayali hikâyelere efsane denir. Efsanede an­latılan olaylar bazen hayali olabilir; ama efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu nedenle her ulusun, efsaneleri, destanlarını, kahramanlık öykü­lerini, kahramanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.

 

Efsanelerin kaynağı tarihî olaylardır. Bu olaylar, halkın hayal gü­cü yardımı ile olağanüstü hayallerle olgunlaşır. Halk, inançların etkisi altında, tarihle ilgili olayları idealize ederek masallaştırır. İşte bu bakımdan efsaneler, tarihî olaylarla örülü masallardır. Bu masallar cin, peri, dev, ejderha gibi masalsı öğelerle süsle­nerek anlatılır.

 

Mitolojik olaylar, tarih öncesi tanrılarının maceralarını anlatan, bir topluluğun duygularını, özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan efsanelerdir. Çünkü efsanelerde tabiat olayları akıl­dışı, olağanüstü açıklamalarla anlatılır. Efsanenin bir yanı az çok tarihe dayanmakla beraber, efsane inanılmaz olaylarla süs­lü halk hikâyesidir.

Mitlerin önemli bir türü bir kültürün, evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inanışları açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir.

 

Türklerin ortak efsanesi türeyiş efsanesidir. Bu efsane neredeyse her Türk topluluğunda vardır.

 

Destanların Olağanüstü Oluşları

 

Türk mitolojisinde hakan, Tanrı tarafından gönderilmiş ve "kut" (mutluluk) verilmiş bir insan olarak kabul edilmektedir. Türk an­layışında hakan iyi veya kötü, bilgili veya bilgisiz olabilen bir in­sandır. Hakan olmak o kişi için bir nasiptir ve hakan buna lâyık olmak zorundadır. Eğer iyi ise, bilge ise, Tanrı'nın yardımı da onunla beraberdir; değilse Tanrı yardımını ondan çeker ve ha­kan öldürülür. Hakanların soyu kutsal kılınmış olduğundan, ha­nedan mensuplarının kanı toprağa akıtılmaz, onlar kirişle boğularak öldürülürler.

 

Tanrı tarafından verilen görev, cihan devletini kurmaktır. Hakan bütün acunu (cihan) yönetmekle görevlidir. Türk Devleti, yeryü­zü ile gökyüzü arasında düşünülür. Orhun abidelerinin ifadesi ile üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğulları üzerine ise Türk kağanları oturtulmuşlardı.

 

Halkı derleyip toparlamak, eğitmek, açı doyurup çıplağı giydir­mek, töreyi hâkim kılmak da hakanın görevleri arasındadır.

 

Halkın hakanlara verdiği olağanüstü nitelikler, destanlarda da olağanüstü olayların anlatılmasına zemin hazırlamıştır.

 

Farklı Uluslarda Destan Dönemleri

 

Destanlar, tarihin bilinmeyen dönemlerinde oluşur ve ulusların yaşadığı büyük olayları yansıtır. Bu bilgiler ışığında köklü bir ta­rihi olan ulusların (Türkler, İranlılar, Sümerler, Yunanlılar, Hintler) destan dönemlerinin olduğu söylenebilir. Bu ulusların tarihin bilinmeyen dönemlerinde yaşamış oldukları büyük olaylar, destanları doğurmuştur. Dolayısıyla destan sahibi büyük ulus­ların destan döneminin olduğundan söz edebiliriz.

Konuyla İlgili Test Çözmek İster misiniz? Buradan Çözebilirsiniz...

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk tarihi roman Namık Kemal'in "Cezmi" adlı eseridir.
Cuma, 08/01/2014 05:42
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.