Samipaşazade Sezai

İstanbul'da doğdu. Evkaf'ta kısa bir memurluktan sonra Londra elçiliğin­de çalıştı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. II. Abdülhamit döne­minde Paris'e kaçtı. Şurâ-yı Ümmet gazetesinde "hürriyet" konulu yazılar yazdı. Meşriutiyet'in ilanıyla geri döndü ve Madrit elçi­si oldu.

Sanat Anlayışı - Edebi Kişiliği:

Sanatçı konakta büyümüş, yenilikçi bir çevrede yetiş­miş, kültürlü bir aydındır. Doğu kültürünü konakta, Ba­tı kültürünü ise görevleri sırasında bulunduğu Avru­pa'da öğrenmiştir. Eserlerinde bu iki kültürü kaynaştır­mayı bilmiştir. "Sanat, sanat içindir." görüşünü benim­semiş, edebî zevk için kalem oynatmıştır. Roman, hikâye, sohbet, piyes, anı, gezi yazısı, makale ve şiir türünde eser vermiştir. Şiirlerinde romantizmin, roman ve öykülerinde ise realizmin etkisinde kalmıştır.

Divan edebiyatına karşı çıkan Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan gibi yazarların etkisiyle Batı edebiyatına yönelmiştir. Hâmit ve Ekrem'in yakın dostudur. Önce­leri onların etkisinde kalmıştır. Kısa sürede kendi üslu­bunu oluşturarak edebiyatımızın Batılılaşması tarihin­de önemli bir yer almıştır.

Sanatçı, Alphonse Daudet'ten esinlenerek yazdığı kısa öykülerle Batılı anlamda ilk gerçekçi ürünleri vermiştir. Alphonse Daudet'nin "Jack" adlı romanı ile "Arlezyalı" adlı hikâyesini Türkçeye çevirmiştir. Kamer gazetesin­de yayınlanan söylev türündeki yazılarıyla adını duyur­muştur. Sonra, üç perdelik tiyatro oyunu olan "Şâr"i yayımlamıştır. İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde batı edebiyatı ve edebiyatın yenileşmesi üzerine yazı­lar yazmıştır.

İlk romanı olan ve kendisine büyük ün sağlayan "Ser­güzeşt" Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin başarılı örneklerinden biri sayılır. Romanın ba­şarısında sosyal yaşamdan aldığı izlenimleri, o yıllarda Batıda yaygınlaşmaya başlayan realist bir tavırla de­ğerlendirmesinin payı büyüktür.

Hikâye yazarlığı, romancılığından daha üstündür. Kısa hikâye türünün kurucusu sayılır. Onun kısa hikâyele­rinde realist Fransız edebiyatının açık etkisi vardır. Sa­natçı, hikâyelerinde doğa güzelliklerini insan ile uyum içerisinde anlatmıştır. Ona göre bir hikâyede bulunma­sı gereken öğeler "tabiat sırları, insan kalbi ve konuya uygun bir üslûp"tur. İstanbul tasvirlerine ağırlık veren sanatçı, gözlemlerinden yola çıkarak gerçekçi bir sanat anlayışına ulaşmıştır. Ancak gereksiz benzetme ve sa­natlardan, Farsça tamlamalardan kendini kurtaramamıştır. Hikâyeleri teknik açıdan çok güçlüdür. "Küçük Şeyler" adlı eseri, hikâye türünün olgun örnekleriyle doludur. Bu eserdeki hikâyelerinde kahramanlar ger­çekten küçük, basit insanlardır. Sanatçı, bu eserinde en önemsiz şeylerden bile güzel hikâyeler çıkarılabile­ceğini göstermiştir. Hikâye türünde yaptığı denemeler­le Servet-i Fünunculara örnek olmuştur.

Sanatçı, bazı makale, hikâye ve sohbetlerini "Rumûzü'l Edeb" adlı bir kitapta toplamıştır. Bu eserin yayımlanma­sından yirmi altı yıl sonra da, çok sevdiği yeğeni İclâl'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile bazı nesir ve hatıralarını "İclâl" isimli bir kitapta yayınlamıştır. Duy­gulu bir yapısı olan sanatçının arada bir romantik özellik­ler taşıyan şiirler yazdığı da olmuştur.

Eserleri:

  • Roman: Sergüzeşt
  • Öykü: Küçük Şeyler
  • Tiyatro: Şîr (Arslan)
  • Gezi, Sohbet: Rumuzu'l Edeb
  • Mektup: İclal
  • Çeviri: Jack, Arlezyalı (Alphonse Doudet'ten)

Eserlerinden Seçmeler:

Sergüzeşt: "Sergüzeşt" eski dilde "macera" anlamına gelir. Esaret konusunun anlatıldığı romanın kahramanı Dilber'dir. Kafkaslardan) , esir olarak getirilen Dilber, hizmetçi zengin ve soylu bir aileye verilir. Ailenin oğlu Celal Bey, Dilber'e âşık olur. Bunun üzerine Celal Bey'in annesi, Dilber'i bir esirciye satar. Celal Bey aklını oynatır, Dilber de kölelikten kurtuluşu Nil nehrine atlayıp intihar etmekte bulun Roman; kölelik kurumuna yöneltilen toplumsal bir eleştiridir.

Küçük Şeyler: Yazar, kitapta "Bu Büyük Adam Kimdir?", "Hiç", "Kediler", "Düğün", "Pandomima" adlı hikâyelere yer vermiştir Bu hikâyelerle birtakım küçük hayat olaylarını başarıyla anlatmıştır. Aynı kitaptaki "Arlezyalı" adlı bir hikâyeyi, Alphonse Daudet'den tercüme etmiştir

oges

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk öykü denemesi Emin Nihat'ın "Müsameratname" adlı eseridir.
Cumartesi, 04/19/2014 22:08
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.