İsim Fiiller (Ad Eylemler- Mastarlar)

Fiilimsilerin Tanımı ve Özellikleri

 

Eylem anlamı taşıyan, ancak kişi ve kip çekimleri olmayan, cümlede ad, sıfat ya da zarf olarak görev yapan sözcüklerdir.

 

Özellikleri:

1. Eylemlerden türetilir; eylem anlamını yitirmediklerinden mastar eki (-mek, -mak) alabilirler.

2. Olumsuzluk eki (-me, -ma) alabilirler.

3. Türetildikleri eylemin çatı özelliğini aynen devam ettirirler.

4. Yarım yargı bildirir, yan cümlecikte yüklem olurlar. Yan cümlecikte özne, tümleç gibi öğeler bulunabilir. Geçişli olanlar nesne de alabilirler.

5. Kip ve kişi çekimleri yoktur. Fiil değil, ad çekim eklerini alırlar.

6. Cümlede ad soylu sözcük (ad, sıfat, zarf) gibi görev yaparlar.

 

AD EYLEM (İSİM-FİİL) (MASTAR, EYLEMLİK)

 

Fiil kök veya gövdelerine -mek (-mak), -me (ma), -iş (-ış, -üş, -uş) ekleri getirilerek türetilen eylemsilerdir. Hem eylem anlamı taşır, hem ad gibi görev yaparlar. Yanla­rına aldıkları öğelerle birlikte yan cümlecik kurar; ad çekim eklerini alarak cümlede öge olurlar.

Tatil günlerinde balığa çıkmak en büyük eğlencesiydi.

Ayşe, kitap okumayı, tiyatro seyretmeyi çok sever.

Köşede saatlerce bekleyişlerinden kuşkulandık.

En beğendiğim tarafı, her olaya iyimser yaklaşmasıydı.

Çocukların neşeyle bağrışmaları, içimi açtı.

 

Not: Mastar ekleriyle türetildikleri halde, eylem anlamını yitirmiş adlar eylemsi değildir. Bunlar olumsuz yapılamazlar:

 

* dolma, kapama, sarma, kızartma, yazma, dondurma

* çakmak, ekmek, yemek, koymak

* dikiş, alışveriş, uçuş, bakış, gösteriş

 

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük eylemsidir?

A) O yıl Karadağ yöresinde bir ayaklanma çıkmıştı.

B) Bu konuda çevredekilere danışma gereği duymadı.

C) Tayın alnında ince bir akıtma vardır.

D) Gözlerine sanki yaradılıştan sürme çekilmiş.

E) Ocaktaki kavurma suyunu çekmek üzere.

Cevap: B

 

 

 

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili adeylem "özne" görevinde değildir?

A) Güzelleşmek, günümüz kadınlarının en önemli sorunudur.

B) Aldatılmayı hiçkimse istemez.

C) Okuma, gençlerin en büyük eksikliğidir.

D) Düşünme, geliştirilmesi gereken bir yetenektir.

E) Görüşme, gizli yapılacakmış.

Cevap: B

 

 

Uygulama:

Sanatçı yapıtlarında gündelik yaşama dair çatışmalarını anlatmaktan kaçınıyor. Bu nedenle bu romanı beni sarmadı. Sanki yazar bir bekleyiş içinde ve henüz bu süre dolmadı.

Bu parçada yer alan ad eylemleri yazınız,

 

Sıfat Fiiller (Sıfat Eylem - Ortaç)

Fiil kök ya da gövdelerine -en(-an), -esi(-ası), -mez(-maz), -ar(-er), -dik (-dik, -dük, -tık ...), -ecek(-acak), -mîş(-mış, -müş, -muş) ekleri getirilerek türetilmiş eylemsiler­dir. Bir adın sıfatı gibi kullanılarak sıfat tamlaması görünümlü yan cümlecik oluştu­rurlar.

* Bekleyen derviş, muradına ermiş.

* Ocağın sönmeye yüz tutan ateşine baktı.

* Rakibi, yenir yutulur lokma değildi.

* Akla sığmaz başarılar elde ettiler.

* Adam olacak öğrenci, çalışmasından bellidir.

* Akla gelebilecek tüm soruları hesaba kattık.

* Pişmiş aşa su katıyorsunuz.

* Konferans sırasında tanıdık yüzlerle karşılaştık.

* Ele alınmadık sorun kalmadı.

* Kör olası hastalık belimi büktü.

 

Örnek Soru:

(I) Ankara'da kendini hemen göstermeyen bir güzellik vardır. (II) Bundan dolayı kentin kimilerine hiç de çekici gelmeyen doğasıyla ilgili ilginç izlenimler aktarılır. (III) Örneğin şair Yahya Kemal Beyatlı'nın "Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü severim." sözü de bunlardan biridir. (IV) İstanbul'dan gelmiş öğrencilerin dillerinde de henüz bu şehri keşfedememişlikten gelen "çorak", "bozkır" sözleri dolaşır. (V) Oysa Ankara, kendiliğinden değil; ancak dikkatli bakışlarla gizini açığa çıkarır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden han­gisi yanlıştır? (2008 - ÖSS)

A) I. cümlede dönüşlülük zamiri kullanılmıştır.

B) II. cümlede belirtme sıfatı kullanılmıştır.

C) III. cümlede azlık - çokluk zarfı kullanılmıştır.

D) IV. cümlede -miş ekiyle türetilmiş bir sıfat fiil vardır.

E) V. cümlede birden fazla bağlaç kullanılmıştır.

Cevap: B

 

 

Not: Sıfat-fiillerin önemli özelliği, zaman kavramını güçlü olarak taşımalarıdır, "-dik" ve "-miş" eklerinde geçmiş zaman; "-en", "-er" ve "-mez" eklerinde geniş zaman; "-ecek" ve "-esi" eklerinde gelecek zaman anlamı vardır. Bu bakımdan sıfat-fülle-ri çekimli fiillerle karıştırmamak için asıl yargıyı mı, yan yargıyı mı bildirdikleri­ne; sıfat görevi yapıp yapmadıklarına dikkat etmek gerekir.

Not:  Sıfatlar gibi, sıfat filler de çekim eki aldıklarında ya da çekim eki almayan cümlede doğrudan öge olduklarında adlaşırlar.

 

* Atı alan Üküdar'ı geçti.

* Kaçanının anası ağlamamış.

 

** -dik ve -ecek ekiyle türetilen sıfat fiiller iyelik eklerini aldıkları halde adlaşmayabilir:

 

* Bildiğim konuları tekrar çalışacağım.

* Geçeceğimiz yollara çalı döşeyebilir.

 

Not: Sıfat fiil ekleriyle türetilmiş bazı sözcükler eylem anlamını yitirip doğrudan adlaşmıştır Bunları eylemsi saymak yanlış olur.

 

* Geçmişe takılık kalan, geleceği kaybeder.

* Çekeceği verir misiniz?

* Hacı Bektaş Veli, Anadolu ermişlerinin piri sayılır.

 

Örnek Soru:

Oyunda üç arkadaşın 1980'den bugüne kadar gelen birlikteliği, zaman zaman mi­zahi, zaman zaman da hüzünlü bir dil kullanılarak anlatılıyor.

Bu cümleyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır? (ÖSS - 2003)

A) İlgeç vardır.

B) Sıfat-fiil vardır.

C) Yüklem, çatısı bakımından etkendir.

D) Zarf tümlecinde ikileme yer almıştır.

E) Belgisiz sıfat kullanılmıştır.

Cevap: C

 

 

Uygulama:

Dünyanın en tanınmış orkestralarından biri olan bu grup, 18. yüzyıl bestecilerinin yapıtlarını yorumluyor; ayrıca unutulmuş ve az tanınan bestecilerin yapıtlarını bulu­yor ve seslendiriyor. Bu topluluk için "geçmiş" kavramı önemli. Geçmişi unutturma­mak için akıllarına gelen yapılacak her şeyi yapıyorlar. Böylece hafızanıza yüzyıllar öncesinden bile tanıdık simalar yerleşiyor.

Aşağıdaki soruları bu parçaya göre cevaplayınız.

1.   Bu parçada kaç tane sıfat - fiil vardır?

2.   Adlaşmış sıfat - fiil var mıdır?

 

Zarf Fiiller (Bağ Eylem - Ulaç)

Cümlede zarf (belirteç) göreviyle kullanılan eylemsilerdir. Doğrudan fiil kök veya gövdelerinden türetilebildikleri gibi adeylem ve ortaçlardan (sıfat-fiillerden) çeşitli ekler ve edatlar yardımıyla da oluşturulabilir. Bağeylem, öbekleştiği (yan cümlecik oluşturduğu) sözcüklerle birlikte temel cümlede zarf tümleci görevi yapar.

 

Sözcük türü olarak da zarf (belirteç) olarak değerlendirilir. Arka arkaya gerçekleşen eylemleri birbirine bağlayarak anlatmak için kullanıldığından "bağ-eylem" olarak da adlandırılır. Ancak doğrudan bağlaç sayılması yanlış olur. Bağ-fiilleri, cümlede kazandıkları anlamlara ve aldıkları eklere göre gruplandırmakta yarar vardır:

 

1.  Bağlama Ulacı

 

Eylemden -ip (-ip, -üp, -up; -ip, -ip ...) yapım ekiyle türetilir. Bağlaca en yakın ulaçtır.

 

* Sandallara binip gittiler. (... bindiler ve gittiler.)

* Kır at, yanımızdan süzülüp geçti. (... süzüldü ve geçti.)

* Dişimi sıkıp dayandım. (... sıktım ve dayandım)

* Toplantıya katılıp katılmamak elinizde. (... katılmak veya katılmamak...)

 

Not: Bağlama ulacı, çekimli fiillerle öbekleşerek sürerlik bileşik fiili oluşturabilir.

 

* Şu adam niçin bize bakıp duruyor.

* Bu hep böyle sürüp gidecek sanma.

* Ayıyla burun buruna gelince donup kalmış.

 

2.   Durum Ulaçları

 

Eylemlere-erek,-a,-e,-meden,-meksizin,-asıya gibi yapım ekleri getirilerek yapılan ve durum zarfı görevi yapan eylemsilerdir. "Nasıl?" sorusuna  yanıt olurlar.

 

* İnsanoğlu dünyaya ağlayarak gelir, ağlatarak gider.

* Önündekileri iterek ilerlemeye çalışıyordu.

* Önündekileri ite kaka ilerlemeye çalışıyordu.

* Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti.

* Ara vermeden, soluk almadan anlatıyordu.

* Durmaksızın anlatıyor, anlatıyordu.

* Onu ölesiye seviyorum, diyordu.

 

3.   Zaman Ulaçları

 

-dikçe, -diğinde, -eli, -ir - mez, -inceye (dek), -ken gibi eklerle yapılan eylem­silerdir. Temel yükleme sorulan "Ne zaman?" sorusunun yanıtı olurlar.

 

* Güldükçe yüzünde güller açılıyor.

* Aklıma geldikçe utanıyorum.

* Sen eve girdiğinde o arka kapıdan çıkıyordu.

* O adamı tanıyalı daha birkaç yıl oldu.

* Borcumu bitirir bitirmez bir kitaplık yaptıracağım. (İkileme biçimli)

* Senden bir yanıt alıncaya dek beklerim, ("dek" edatıyla öbekleşti.)

 

-ken (iken), ekeylemin ulacıdır. Ortaçların arkasından gelerek zaman anlamlı ulaç kurar. Adlardan sonra da kullanılır.

 

* Tam anlaşacakken adam, satmaktan vazgeçti.

* Irmaktan geçerken at değiştirilmez.

* Hazır gelmişken o kitaba da bakalım.

 

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçen bağ-fiil, ötekilerden farklı bir sorunun cevabıdır?

A) Eve gelince hemen beni arasın.

B) Havalar soğuyalı gölün de neşesi kaçtı.

C) Arkadaşım gülümseyerek bana doğru geldi.

D) Buradan gittiğinizde sen beş yaşındaydın.

E) Ortalık aydınlanmadan ağları toplamalıyız.

Cevap: C

 

 

 

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçen bağ-fiil, ötekilerden farklı bir sorunun yanıtıdır? (2004 - ÖSS)

A) Düşüncelerini hiç çekinmeden söylerdi.

B) Soruları bütün yönleriyle düşünerek yanıtlıyordu.

C) Sınavdan hemen sonra güle oynaya evine gitti.

D) İşi zamanında bitirmek için ölesiye çabalıyordu.

E) Bence o buraya geleli çok değişti.

Cevap: E

 

 

 

Uygulama:

Kara gözlüm efkârlanma gül gayrı

İbibikler öter ötmez ordayım

Mektubunda diyorsun ki "gel gayrı"

Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.

a)   Bu dörtlükteki bağ - fiilleri bulunuz.

b)   Bağ - fiillerin cümle içindeki görevlerini tespit ediniz.

c)   Son dizedeki sözcüklerin türlerini yazınız.

 

 

** Cümlelere neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul, durum gibi anlamlar kazandırma­da; bazı eylemsiler, özellikle ulaçlar, etkili olur. Bu ulaçların oluşumunda edatlar da kullanılabilir:

 

* Utandığından içeri girmedi. ("Neden" anlamlı ulaç)

* Son iki maçta sarı kart gördüğü için oynayamadı. ("Neden" anlamlı ulaç öbe­ği, aynı zamanda edat öbeği)

* Sizinle tanışmak için geldim. (Adeylemle edattan oluşmuş, "amaç" anlamlı ulaç öbeği, aynı zamanda edat öbeği)

* Sizinle tanışmak istediğim için geldim. "Amaç" anlamlı ulaç öbeği, aynı zamanda edat öbeği)

* Çekine çekine yaklaştı. (Durum anlamlı, ikileme biçimli ulaç öbeği)

Bunlari Biliyor musunuz?

Musamatların on dizeden oluşanlarına "muaşşer" denir.
Salı, 02/28/2017 11:50
Telif Hakkı © 2017 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.