Şemseddin Sami

Arnavutluk'ta doğdu. Yanya Mektubî Kalemi'ne girdi. Bektaşi tekkesine de­vam etti. 1871'de İstanbul'a geldi. Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı. Tercümân-ı Şark gazetesini çıkardı. Trablusgarp vilayeti gazetesini çıkar­makla görevlendirildi. Arnavutluğun Osmanlı Devleti'nden ayrılmasına karşı çıktı. Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen'in babasıdır.

Sanat Anlayışı - Edebi Kişiliği

Çok yönlü bir kişiliği olan sanatçı, yazı hayatına gazete­cilikle başlamıştır. Mihran Efendi Nakkaşyan'la birlikte Sabah gazetesini çıkarmıştır. Bu gazete kısa zamanda büyük bir popülerlik kazanarak Türk basınında görülme­miş bir tiraja kavuşur. Kalitesi ve içeriğiyle diğer gazete­lere örnek olur. Sanatçı, Sabah'ta yazdığı "Şundan Bun­dan" başlıklı köşesini daha sonra Tercüman-ı Şark gaze­tesince sürdürmüştür. Zamanının en büyük dil bilgini ka­bul edilen sanatçı, sözlük, ansiklopedi ve dil alanındaki çalışmalarıyla Türk kültürüne katkıda bulunmuştur.

Türk harfleriyle yazılan ilk Türkçe roman kabul edilen "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat"ı yazmıştır. Batıdan yapılan ilk çevirilerde de onun imzası vardır. Fransızcadan çevirdi­ği "İhtiyar Onbaşı" adlı trajedisinin sahnede kazandığı başarı üzerine, Arnavut sorunlarını ele alan "Besa" ad­lı oyunu da GedikpaşaTiyatrosu'nda (Osmanlı Tiyatro­su) sahnelenmiştir. Daniel Defoe'dan "Robenson Kruzo" ve Victor Hugo'dan "Sefiller" romanlarını Türkçeye çevirmiştir.

Sözlük alanındaki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. Bu alan­da ilk olarak Fransızca-Türkçe olan "Kamus-ı Fransevi"yi yayımlamıştır. Bu eserden dolayı II. Abdülhamit tarafından ona "İftihar Madalyası" verilmiştir. "Kamus-üi A'lâm" adlı ansiklopediyle, ülkenin en popüler yazarla­rından biri hâline gelmiştir. Bugüne dek hazırlanmış en kapsamlı Arapça-Türkçe sözlük olan "Kamus-ı Arabî" adlı büyük sözlüğü fasıl fasıl çıkarmıştır.

Gazetelerde Türkçenin ıslahı üzerine bir dizi makalesi çıktı. Modern ilkelere göre hazırlanmış ilk Türkçeden-Türkçeye sözlük olan "Kamus-ı Türkî"yi yazdı. Eserin "İfade-i Meram" adlı ön sözünde Türk dilinin tarihi gelişi­mini ve coğrafi durumlarını incelemiş, Türkçenin kolları­nı gözden geçirmiştir. Yazar, bu eseri yayımladıktan son­ra kendini tamamen Türk dili araştırmalarına verdi. Kutadgu Bilig ve Orhun Abideleri'nin izahlı çevirilerini hazır­ladı. Ortaçağ Kıpçakçası hakkında araştırmalar yaptı.

Bütün bu çalışmalarıyla o, Osmanlıcılığın en önemli temsilcilerinden biri oldu. Aslen Arnavut olduğu hâlde, Osmanlı Devleti'nin modernleşerek güçlenmesini sa­vundu. Bunun için imparatorluğun ortak dili olan Türk­çenin önemini vurguladı. Türkçeyi incelemek, modernize etmek, geliştirmek ve öğretmek için emek harcadı. Dilin sadeleşmesini ve Türkçeleşmesini savundu. Bu­nun için gerekirse Türkçenin en eski kaynaklarına ve Doğu Türkçesine (Çağatayca) başvurulmasını önerdi.

Ağabeyi ile birlikte, Latin ve Yunan harflerini kullanan ilk Arnavut alfabesini geliştirmiş ve Arnavutça bir gra­mer kitabı da yazmıştır.

Eserleri:

  • Roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
  • Sözlük: Kamus-ı Fransevî, Kamus-ül A'lâm, Kamus-ı Arabî, Kamus-ı Türkî
  • Çeviri: Robenson Kruzo, Sefiller, Şeytanın Yadigârları
  • Tiyatro: Besa yahut Ahde Vefa, Şeydi Yahya, Gave

Eserlerinden Seçmeler:

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat: Roman, 1872 Kasım'ından itibaren Hadika gazetesinde tefrika edildi. 1873 yazında tamamlanan eser, Türk edebiyatının "İlk Türkçe romanı" kabul edilir. Yazar bu eserinde dile hâkim olmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir Roman, Talat ile Fitnat arasındaki acıklı aşk hikâyesini anlatır. Romanda daha sonraları da sıklıkla işlenen kadın eğitimi ve görmeden evlenme ile bunun doğurduğu acıklı sonuçlar en belirgin temalardandır. Ayrıca bu kitapta aşkın ve sevdanın önemine değinilmiş.

Kamus-ı Türkî: Adında "Türk" kelimesi geçen ilk Türkçeden Türkçeye sözlüktür. Türkçe kelimelerin alfabetik bir sıraya göre verildiği eser, Osmanlı Türkçesini üç dilden oluşan bir "karma" sayan eski zihniyetten, bağımsız ve bütünlüklü bir dil olarak gören, yeni anlayışa geçişte kilit bir aşamayı temsil eder Eserde Arapça ve Farsça kelimeler eski sözlüklerdeki gibi gelişigüzel aktarılmamış, güncel yazı dilinde kullanılma ve yaşayan bir unsur olma özelliklerine dikkat edilmiştir. Batı dillerinden alman yeni kelimelere yer vermeye özen gösterilmiştir Dilin bel kemiğini oluşturan "Türkçe" unsurunun yapısı ve etimolojisi üzerinde dikkatle durulmuştur. Osmanlıcada kullanılan, ancak konuşulan Türkçeye girmeyen Arapça ve Farsça sözcükleri ayıklanmış, Türkçe kökenli sözcüklere ağırlık verilmiştir.

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Batılı anlamda ilk eleştiri "Namık Kemal'in "Tahrib-i Harabat" adlı eseridir.
Cuma, 10/31/2014 08:08
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.