Halk Edebiyatının Önemli Şairleri

 HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI 

Göçebe(Gezgin) Şairler

Bir yere bağlı kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiyatı'ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını sürdürürler.

Yeniçeri Şairler

Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasında şairler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.

Köylü Şairler

Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı'ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.

Kentli Şairler

Genellikle Divan Edebiyatı'nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.

Tasavvuf (Tekke ) Şairleri

Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı'nın dil, anlatım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Örneğin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü'n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir.

 TASAVVUF ŞAİRLERİ 


 

 YUNUS EMRE (13. yy) 

  • Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Allah aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.
  • Tekke edebiyatının en lirik şairidir.
  • Halkın konuştuğu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmiştir.
  • Yalın ve içten bir söyleyişi vardır.
  • Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve Divan edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.
  • Tüm insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır.
  • Türkçe divan sahibi ilk şairdir. Ayrıca Risaletü'n - Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.


 HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209 - 1270) 


  • 13.yy’da yaşamıştır, Türkistan’ın Nişabur şehrinde doğmuştur. Ahmet Yesevi’nin isteğiyle Anadolu’ya gelmiştir.
  • Bilinen en önemli eseri ‘’Makâlât’’tır.
  • Bektaşilik tarikatının kurucusudur.

Makâlât: Sohbetler sözler anlamına gelir. Hz Âdem’in yaratılışı, Şeytan ve Şeytani işler, Allah’ın birliği gibi konuları ele almıştır. Arapça yazılan bu eserin aslı elde bulunmadığı gibi Hacı Bektaş’ın kaleminden çıktığı da tarihi açıdan henüz kesin değildir.

Vilâyetnâme: Eserde Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşamı ile ilgili menkıbeler anlatılmaktadır.

 HACI BAYRAM VELİ (1352 - 1430) 

  • Ankara’da tarikat kurmuş bir bilgin ve şairdir.
  • İlahi ve şathiye tarzı birkaç şiiri günümüze kadar ulaşmıştır.
  • Sade ve coşkun bir dili vardır.
  • Hece ölçüsü yanında aruzu da kullanmıştır.

 EŞREFOĞLU (1353 - 1469) 

  • Bursa, Ankara, Suriye gibi yerleri dolaştıktan sonra İznik’te bir tekke ve tarikat kurmuş, Hacı Bayram Veli’nin etkisinde bir tasavvufçudur.
  • Bir divan oluşturan şiirlerinden bir bölümü aruzla bir bölümü ise sade halk diliyle ve dörtlükler halinde yazılmıştır.
  • Müzekki’n-Nüfus adlı düzyazılı, tasavvufla ilgili bir eseri vardır.

KAYGUSUZ ABDAL (15. Yüzyıl)

  • Asıl adı Alaaddin Gaybi’dir. “Sarayi” adını da kullanmıştır.
  • Efsaneye göre Alanya Beyi’nin oğlu iken tasavvufu tercih etmiştir.
  • Şiirlerinde Yunus Emre etkisi sezilir.
  • Hece ölçüsüyle ve sade bir dille ilahiler, nefesler ve şathiyeler ilginçtir. Aruzla da yazdığı şiirleri vardır.
  • Manzum ve mensur eserleri vardır.

Manzum olanlar:

  • Gülistan
  • Minbernâme
  • Gevhernâme
            

Mensur Olanlar:

  • Budalanâme,
  • Kitâb-ı Miglate,
  • Vücûdnâme

PİR SULTAN ABDAL (16. Yüzyıl)

  • Alevi - Bektaşi şiir geleneğinin en ünlü şairidir.
  • Dinsel inançların etkili olduğu bir ayaklanmanın önderliğini yapmış, asılarak öldürülmüştür.
  • Şiirini bir araç olarak kullanmasına rağmen kuru bir öğreticiliğe düşmemiş, şiirini duygu yönünden de beslemiştir.
  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.
  • Divan şiirinden hiç etkilenmemiş tüm şiirlerini hece vezniyle yazmıştır.
  • Aşkı, doğayı, halkın gerçek yaşayışını duru bir halk diliyle anlatan şiirleri de vardır.

KAZAK ABDAL (16. Yüzyıl)

  • Romanya Türklerinden olduğu söylenir.
  • Bektaşi tarikatına bağlıdır.
  • Taşlama özellikli şiirleriyle bilinir.

 NİYAZİ MISRİ (17. Yüzyıl) 

           

  • Aruz ve hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerini Divân-ı İlâhiyat isimli  eserinde toplamıştır.
  • Tasavvuf konulu  eserlerinin yanında  tefsir  kitapları da kaleme almıştır.
  • Yunus Emre’ye hayranlık duyan şair, Yunus  tarzı  tasavvuf şiirinin bu yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.

 AŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI 


 NASREDDİN HOCA 

  • Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde 1208 yılında doğmuş, 1284 yılında Akşehir'de ölmüştür. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi görmüş, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı olmuştur. 1237’de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinlemiştir. Bir söylentiye göre medresede ders okutmuş, kadılık görevinde bulunmuştur. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır.
  • Onun hayatıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlâna Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.
  • Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen fıkralara göre o, belli bir dönemin değil; Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.

 KÖROĞLU (16. Yüzyıl) 

  • Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş, coşkulu şiirler söylemiştir.
  • Bolu Beyi'yle olan mücadelesi efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır.
  • Kavganın ve özgürlüğün sembolü olan bir şairdir.
  • Şiirlerini sade bir dille söylenmiştir.

 GEVHERİ (17. Yüzyıl) 

  • Doğum ve ölüm tarihleri, hayatı hakkında esaslı bir bilgi yoktur. Kırımlı olduğu, 1730’lu yıllara kadar yaşadığı söylenmektedir. Bir ara Rumeli sınır boylarında bulunduğu, İstanbul’a gelerek bir padişahın divan kâtipliğini yaptığı bilinmektedir.
  • Âşık Ömer gibi, medrese tahsilinden geçtiği, Divan tarzında şiirler de yazdığı bilinmekle birlikte, asıl ününü koşma, semai, varsağı, türkü biçimli şiirleriyle yapmıştır.
  • Halk şiir zevkine uygun, akıcı bir dili vardır.
  • Yabancı sözcük ve tamlamaları oldukça az kullanır.

 AŞIK ÖMER (17. Yüzyıl) 

  • Konya-Karaman yöresine doğup yetişmiş bir ordu ozanıdır. Birçok sefere katılmış, sınır boylarında bulunmuş İstanbul’da da uzun süre kalmış, 1707’de (İstanbul’da) ölmüştür.
  • Âşık tarzının en ünlü ve usta ozanlarındandır. 
  • Gerçek ününü koşma, semai ve varsağı biçimli şiirleri ile yapmıştır.
  • Aruz ölçüsüyle kaside ve gazeller de denemiştir.
  • Doğal ve coşkun bir dili vardır.
  • Dilindeki yabancı sözcük sayısı Karacaoğlan’a göre daha fazladır.

 KAYIKÇI KUL MUSTAFA (17. Yüzyıl) 

  • Deniz seferlerine de katılmış bir yeniçeri ozanıdır.
  • Koşma ve semai biçimli bazı şiirleri ile “Bağdat Seferi” ile ilgili bir destanı günümüze kadar gelmiştir.

 KARACAOĞLAN (17. Yüzyıl) 

  • Âşık edebiyatının en büyük şairi sayılır.
  • Din dışı konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini dile getirmiştir.
  • Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin ve güçlü şairidir.
  • Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı bilinmektedir.
  • Daha çok koşma ve semai tarzında eserler vermiştir.
  • Aruzla şiiri yoktur. Tüm şiirlerini heceyle söylemiştir.
  • Dili sade, arı ve duru bir Türkçedir.
  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm, doğal bir içtenlik vardır.

 GEVHERİ (17. Yüzyıl) 

  • Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk ozanıdır.

 SEYRANİ (19. Yüzyıl) 

  • Kayseri'nin Develi kasabasında doğdu. İstanbul'a geldi. Devrin büyüklerini hicvedince memleketine dönmek zorunda kaldı. Orada çok kötü bir durumda, yoksulluk içinde öldü.
  • Seyrani çağının aksaklıklarını, değersiz yöneticileri yerden yere vurur.
  • Halk şiirimize hicivle mizah karışımı çok kuvvetli örnekler kazandırmıştır.

 DERTLİ (19. Yüzyıl) 

  • Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı eleştiren şiirleriyle tanınan Bolulu bir halk ozanıdır.

ERZURUMLU EMRAH (19. Yüzyıl) 

  • Zamanının en ünlü şairlerindendir.
  • Asıl kişiliği hece ölçüsüyle yazdığı koşma ve semailerinde görülür.
  • Emrah gazel, murabba, muhammes tarzında şiirler de yazmıştır.

BAYBURTLU ZİHNİ 

  • Divanı ile başından geçen olayları anlatan Sergüzeşt-name adlı eseri bulunan Zihni, daha çok divan şairi olmak kaygısı gütmüştür. Ama adını yine sayıları az olan, hece ile söylenmiş koşmaları ve destanları yaşatmaktadır.
  • Divanında divan şiirinin bütün şekilleri ile yazılmış şiirler vardır.
  • Usta bir taşlamacıdır.

 DADALOĞLU (19. Yüzyıl) 

  • Osmanlılarla, Toroslar'da göçebe yaşayan Türkmenlerin (Avşarlar) çatışmalarını dile getiren şiirler yazmıştır.
  • Özgün ve yiğitçe söyleşi olan bir şairdir.

ÂŞIK VEYSEL (20. Yüzyıl) 

  • Âşık edebiyatının en güçlü, son temsilcilerinden olan şair; insan, yurt ve doğa sevgisi konularında şiirler söylemiştir.
  • Şiirlerini "Deyişler", "Sazımdan Sesler" ve "Dostlar Beni Hatırlasın" adlı kitaplarda toplamıştır.
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

İlk yarı resmi gazete “Ceride-i Havadis”tir.
Cumartesi, 08/23/2014 13:23
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.