Yusuf Ziya Ortaç

İstanbul'da doğdu (1895). Ortaöğrenimini Vefa İdadisi'nde tamamladıktan sonra sınav kazanarak öğretmen oldu. İzmit Sultanisi'nde, İstanbul'da yabancı okullarda çalıştı. 1923'ten sonra "Akbaba" dergisini çıkardı. Ordu'dan milletvekili seçildi (1946-1950). Ölümünden (11 Mart 1967) önce "Akbaba"nın başyazarlığını yapıyordu.

Yusuf Ziya'nın ilk gençliği ortak coşkular, ortak estetik ölçü. birbirine çok benzer tekniklerle şiir yazıldığı savaş ve mütareke dönemine raslar. O da bu hava içinde daha önce Mehmet Emin (Yurdakul), Ali Canip (Yöntem), Rıza Tevfik tarafından hece ölçüsüyle yapılan yeni deneyler doğrultusunda kendisine bir yer edinmeye çalışırken görülür. Dönemin ünlü dergilerinde (Türk Yurdu, İnci. Büyük Mecmua) yazma fırsatları bulmuş, ama özelliği olan bir şiir kuramamıştır.

Benim yârim al yanaklı bir kızdır,
Gözleri pek sevimli bir yıldızdır.
İşte benim yârim de bu güzel kız.                 
Ömrüm günüm ona feda yalınız.

(Benim Yârim)

dizelerinde görüldüğü gibi söyledikleriyle yüzeysel, hiçbir özelliği olmayan söyleyişiyle de ilkeldir. Bu evresini kendisi şöyle anlatır:

Ziya Gökalp'ın bir konuşması, hepimize elimizden aruzun rübabını attırmış, hecenin sazını aldırtmıştı. Şimdi o birkaç telden sesler çıkarmaya çalışıyorduk. Yine çocuksu bir şiirdi denememin birincisi: Bir Gecenin Hamamı.

Ay bir altın hamam tası kavakların ellerinde
Sırma işli bir peştemal mehtap ince bellerinde.

Yeryüzünde ne varsa deniz, ağaç, kaya,ışık, her şey bu hamamdan bir parçaydı.

Kayaların kurnasında şarkı söyler esen rüzgâr,
Sonra koşar ayağında yıldızlardan nalınları
Küçük oynak dalgacıklar.bir aşağı bir yukarı.
Şimdi kopuk kopuk mısralar hatırladıkça gülüyorum.

Ama Ziya Gökalp gülmemişti, hemen "Türk Yurdu"nda çıktı bu manzumem. Ali Canip gülmemişti, hemen bir övgü yazdı bu gülünç şiir için.

Ne ki, olgunluk dönemi sayılan 1923'ten sonraki şiirlerinde de ününe yaraşır bir düzeye ulaştığı söylenemez Ortaç'ın. Bir ölçüde tekniği gelişir, ama çok söylenmiş duyarlıkları, "klişeleşmiş" ifadelerle yazmaktan kurtulamaz.

İki donuk gözbebeği

Aynadan bana bakıyor;

İçime serviliklerin

Gölgesini bırakıyor.

Başarılı örneklerini Kemalettin Kamu'da gördüğümüz 7'li, 81i kuruluşlarda dizenin istediği işlerliğe ulaşmış, ama değişik bir öz getirememiştir.

Saçında çoğalmış aklar,
Soluk bir çizgi dudaklar
Neden bu çökük yanaklar
Üstünde yaşlar akıyor?

(Ayna Karşısında)

 

Bu tür örnekler bakımından pek cömert olan Yusuf Ziya'nm hecenin beş şairi'nden biri olarak kabul edilmesine karşın, şiirimize de, hece ölçüsüne de önemli bir katkıda bulunduğu söylenemez.

ŞİİR KİTAPLARI: Akından Akına (1916), Cenk Ufukları (1917), Âşıklar Yolu (1919), Yanardağ (1928), Bir Servi Gölgesi (1938), Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri, 1938), Bir Rüzgâr (manzum Binnaz oyunu ile birlikte, 1962).


 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Bunlari Biliyor musunuz?

İlk yerli roman Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eseridir.
Pazartesi, 01/21/2019 19:24
Telif Hakkı © 2019 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.