Realizm

Realizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında Romantizme tepki olarak doğmuştur. Bu akım, gerçeği olduğu gibi anlatmayı ilke edinmiştir.

19. yüzyılda deneysel bilimler alabildiğine gelişmiştir. Bu dönemde bilim, insan yaşamına uygulanmış, yaşam çok kolaylaşmış; bilim adamları toplum katında büyük değer kazanmışlardır. Bir başka deyişle yaşam gerçeğinin algılanmasında ve sorunların çözümünde bilimsel ilkelerden hareket edilmiştir. Aynı dönemde ortaya çıkan August Comteun pozitivizm (olguculuk) felsefesi, edebiyatta Realizmin doğmasına yol açmıştır. Pozitivizm, doğadaki olayları metafizik düşünceler yerine bilimsel gözlem ve deneylerle açıklamaya çalışan, neden - sonuç ilkesine önem veren bir felsefe akımıdır.

“Olayları gözleyerek onları yöneten yasaları bulma” yöntemi toplumsal olaylara, bu arada edebiyata da uygulanmış, bundan da Realizm akımı doğmuştur.

Romantiklerle çağdaş olan Balzac, Stendhal, Merimee gibi sanatçılar realist akımın müjdecisi ve hazırlayıcıları olmuş, bu akım Gustave Flaubert’in “Madame Bovary” romanını yayımlaması ile kesin biçimini almıştır. G. Flaubert, realist akımın kuramcısı sayılmaktadır.

Realizmin Özellikleri:

  • Realizm, duyguya ve hayale geniş yer veren Romantizme bir tepkidir. Bu akımda gözlem ve araştırma ön plana çıkmıştır.
  • Realist yazarların çoğu anket yöntemiyle bilgi toplamışlar, gözlemlerini günlük olarak kaydetmişler sonra da bunları eserlerinde malzeme olarak kullanmışlardır (Bu özellik natüralist yazarlarda da vardır).
  • Realizmde gerçekler olduğu gibi yansıtılmış; sanatçılar eserlerine kişiliklerini (duygularını) katmamış, nesnel davranmışlardır. Realist sanatçı, bir bilim adamı gibi davranmıştır.
  • Realist eserlerde olağanüstü kişi ya da olaylara yer verilmemiş günlük yaşamda görülen ya da görülebilecek olaylar anlatılmış, “fotoğrafçı gerçekçilik” anlayışı benimsenmiştir.
  • Realist eserlerde insan yaşadığı çevre içinde ele alınmış, kişiliğin oluşmasında çevresel koşullara dikkat çekilmiş ve eserlerde çevre betimlemeri kahramanların psikolojilerini yansıtmak amacıyla yapılmıştır.
  • Romantik eserlerde betimlemeler süs olsun diye yapılıyordu. Realizmde ise betimlemeler kişilerin iç ve dış yapılarını etkileyen bir öğe olaral düşünülmüştür. Betimlemelerde aşırılığa kaçılmamıştır.
  • Realist eserlerde üslubun açık, sağlam, yapmacıksız, söz sanatlarından uzak olmasına önem verilmiş; biçimsel güzelliğe dikkat edilmiş, “sanat için sanat” ilkesi benimsenmiştir.
  • Realist yazarlar insan - toplum ilişkisini kuru denilecek denli, yalın bir anlatımla vermişler; insanı toplumsal çevresi içinde anlatmışlardır.
  • Realizmde en çok gelişen iki tür roman ve öyküdür. Diğer türler ikinci planda kalmıştır.
  • Realist yöntemle yazılan şiir akımına “Parnasizm” adı verilmiştir.

Realizmin Önemli Sanatçıları:

  • H. de Baizac: roman, öykü, tiyatro
  • Stendhal: roman
  • Gustave Flauberte: roman
  • Dostoyevski: roman
  • Tolstoy: roman
  • Çehov: öykü, tiyatro
  • M. Gorki: roman
  • Daniel de Foe: roman
  • Charles Dickens: roman
  • Ernest Hemingway: roman, öykü
  • Jack London: roman
  • Mark Twain: roman

Realizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri:

  • Recaizde Mahmut Ekrem: roman
  • Samipaşazde Sezai: roman, öykü
  • Halit Ziya Uşaklıgil: roman
  • Mehmet Rauf: roman
  • Refik Halit Karay: roman
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu: roman
  • Halide Edip Adıvar: roman
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Bunlari Biliyor musunuz?

İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşa'nın, Faransız yazar Fenelon'dan çevirdiği "Telemak" adlı eserdir.
Cuma, 06/23/2017 00:13
Telif Hakkı © 2017 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.