Öğelerinin Dizilişine Göre Cümleler

Öğelerin dizilişine göre cümle çeşitlerinde yüklemin yeri önemlidir. Yüklemin, cümlenin sonunda olup olmadığına bakılır.

Türkçenin cümle kuruluşunda yüklemin olması gereken yer cümlenin sonudur.

Türkçede yardımcı, tamamlayıcı öğe ve sözcükler başta; asıl öğe ve sözcükler sonda yer alır. Cümlede de önce öteki öğeler yer alır, yüklem cümlenin sonunda yer alır. Öğe dizilişi, genel olarak

 

ÖZNE + TÜMLEÇLER + YÜKLEM düzenindedir.

 

Sorularda öğelerin dizilişine (sözdizimine) göre cümle çeşitleri sorulduğunda, yüklemin yerine bakılır. Öğelerin dizilişine göre iki tür cümle vardır:

 

 

Kurallı Cümle

Yüklemin cümlenin sonunda yer aldığı cümle çeşididir.

"Derinden derine ırmaklar ağlar."

 

"Mermeri oyardı, taşı delerdi;

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi."

 

"Kuruyan gözlere yaş gönderen bu."

"Ben de ah etsem eğer, karşıki dağlar kül olur."

 

"Gözlerim gözlerinde dinlenirken eriyor

Zerrelerim çözülmüş gibi sesler veriyor

Ben sıcak denize inen buzdan bir dağım."

 

"Neşemin tılsımı hâlâ o demir pençededir."

"Gurbet ademden kara, hasret ölümden acı"

"Ben ömrümü harcadım; bu yollar tükenmedi."

 

* Hem fiil cümleleri, hem de isim cümleleri kurallı cümle ola­bilir.

 

Aşağıdaki paragrafta yer alan cümleleri inceleyelim:

 

"Eylül bir ruh çözümlemesi romanıdır. Edebiyatımızda bu yolda yazılmış romanların başarılı ilk örneğidir.

Vakası yok denecek kadar basittir. Üslup, Halit Ziya'nın üslubundan daha sade ve özentisizdir. Romandaki kişi kadrosu son derece sınırlıdır. Eserin asıl olarak üç temel kahramanı vardır. Bu üç kişiden ikisi olan Suat ile Süreyya evli bir çifttir."

 

Bu parçadaki bütün cümleler kurallı cümledir; ayrıca cüm­lelerin hepsi kurallı, isim cümlesidir.

 

Şimdi bir de aşağıdaki paragrafın cümlelerine bakalım:

 

"Bazı söz kalıpları ve söyleyiş biçimleri ulusların nitelik­lerini yansıtır. Böyle sözlere bakıldığında, o ulusun ya­şam biçimi, zenginliği-yoksulluğu kolayca anlaşılabilir. Atasözleri toplumun niteliklerini çok iyi yansıtır. Bu sözler, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca yaşadığı deneyimlerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğ­muştur. Ulusun ortak düşünce, inanış ve tutumunu belirtir; bize yol gösterir. Atasözüyle belgelendirilen tutumun doğruluğu, herkesçe kabul edilir."

 

Bu parçadaki tüm cümlelerin yüklemleri, cümlenin sonun-dadır; yani bu cümleler birer kurallı (düz) cümledir. Ayrıca bütün yüklemler birer çekimli fiil olduğu için, bu cümleler fiil (eylem) cümlesidir.

 

II. Devrik Cümle

Yüklemi sonda yer almayan cümlelere devrik cümle denir.

Cümlenin yüklemi başında, ortasında bulunabilir; ama cümlenin sonunda değildir.

Günlük konuşma dilinde devrik cümle çok sık kullanılır. Önceden planlanmayan konuşmalarda insan, öncelikle dikkatini söylemek istediğine yoğunlaştırır; cümlenin yapısına ve kuruluşuna çok dikkat etmez. Ayrıca sürekli kurallı cümlelerle sürdürülen bir konuşma monoton ola­cağından sıkıcı da olur.

Bazı yazarlar ise sürekli devrik cümle kurmaya özen gös­terir. Nurullah Ataç devrik cümleye çok rağbet eden yazar­lardandır:

"...Öyle derin anlamı yoktur benim yazdıklarımın. Gele­cek yüzyılların kişileri yeni bir acun görüşü, bir yaşama yolu bulamayacaklardır benim yazılarımda (...) Okurlar çoğunluğu tanımaz beni. Beni yazarlar, şairler tanır, daha çok genç yazarlar, genç şairler. Bugün Ataç diye bir efsane, bir mythe varsa genç şairler, genç yazarlar kurmuşlardır onu. Hepsi de yılar benden, yılgı salmışımdır onların arasına. Suç bende değil, ben bir şey yapmadım onları yıldırmak için..."

(Nurullah ATAÇ)

 

Bu parçadaki neredeyse bütün cümleler öğe dizilişine göre devrik cümledir.

 

* Devrik cümleler bir anda ortaya çıkan panik, sevinç, ürkme, tepki, korku gibi duyguların anlatımında da kullanılır:

Gidin burdanl

Kaçın, hemen burdan!

Kazandık çok şükür.

 

* Şiirlerde devrik cümle daha sık kullanılır.

 

* Devrik cümleler yüklemlerine göre isim cümlesi de olabilir, fiil cümlesi de.

 

Aşağıdaki örnek dizeleri inceleyelim:

"Senden aldım bu feryadı.  (Devrik fiil cümlesi)

Bu imiş dünyanın tadı         (Devrik isim cümlesi)

Anılmazdı Veysel adı       (Devrik fiil cümlesi)

O sana aşık olmasa"  

(Âşık Veysel)

"Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi" (Devrik fiil cümlesi)

"Hoyrattır bu akşamüstüler daima." (Devrik isim cümlesi)

"Hatıraların bu uyanma vaktinde

Sensin hep sen, esen dallar arasından." (Devrik isim cümlesi)

"İplik iplik sarıyor sükûtu bir yumakta" (Devrik fiil cümlesi)

"Serpilen aydınlıkta dalların arasından,

Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman" (Devrik fiil cümlesi)

 

Eksiltili Cümle

Eksiltili cümle yüklemi söylenmemiş olan cümledir.

Eksik cümle ya da bitmemiş cümle olarak da bilinir.

* Eksiltili cümleye yüklemi olmayan cümle denmesi doğru değildir. Bu cümlelerde yüklem vardır, ancak yüklemin söylenmesi gereksiz görüldüğü için yüklem söylenmez.

 

Günlük konuşma dilinde eksiltili cümle çok sık kullanılır:

-  Az önce yanında kim vardı?           

Arda...

Yukarıdaki konuşmada soruya tek sözcükle cevap verilme­si yeterli görülmüştür. Baştaki soruya, hemen hemen hiç kimse "Arda vardı." biçiminde cevap vermez. "Arda..." dendiğinde anlaşma sağlanmış olur.

-  Yarınki yemeğe kimleri çağıracaksınız?

Üst kattaki komşuları ve sizi...

Bu diyalogda da cevap cümlesinin sonunda "çağıracağız" yüklemi kullanılmaz. İlk cümlenin yüklemiyle idare edilir, sözcük tasarrufu yapılır.

Eksiltili cümle ile ilgili örnekler verelim.

Atasözlerimizde eksiltili cümlenin çok güzel örnekleri vardır:

Aba vakti yaba, yaba vakti aba... (al)

Bağ bayırda, tarla çayırda... (olmalı)

incir babadan, zeytin dededen... (kalmalı)

Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz... (yeter)

Azıcık aşım, kaygısız başım... (olsun)

Kiminin parası, kiminin duası... (makbuldür)

Berberin solumazı, tellağın terlemezi, kahvecinin söyle­mezi... (iyidir)

 

Şiirlerde de eksiltili cümle örneği dizeler zaman zaman görülür:

"Her dilde bir şarkı, her dudakta bir ıslık... (var)

Ne yoksul ahi, ne dul hıçkırığı, ne hasta iniltisi..." (olsun)

"Ah, bir deniz kıyısında, buralardan uzak,

Başımızı sokacak bir kovuk;

Çoluk çocuk Yaz kış..." (olsa)

"Günler ya serin ya sıcak... (olacak)

Ne kin, ne garez, ne hırs, ne tamah..." (olacak)

"Ne uzun yol yürümüş hali, ne yorgunluk izi..." (var)

* İsim cümlelerinde ekfiilin geniş zamanında üçüncü tekilde­ki "-dır, -dir" eki çoğu zaman düşer. Bu ekin düştüğü örnek­ler eksiltili cümle değildir, böyle cümlelerde yüklem vardır.

"Kaldırımlar, ıstırap çekenlerin annesi

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır."

Bu iki dizeden birincisine eksiltili cümle denmesi doğru değildir, ikinci dize nasıl eksiltili cümle değilse, birinci dize de eksiltili cümle değildir. Bu dizenin yüklemi "ıstırap çekenlerin annesi" tamlamasıdır.

Aşağıdaki dizelerde der "-dır, -dir" eki düşmüştür; bu dize­ler de eksiltili cümle değildir:

"Boyu ince bir fidan, sinesi gül bahçesi."

"Hayal meyal şeylerden(di) ilk aşkımız,

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var

Dünyada sakınacak bir kuru başınız var."

"Evet her şey bende gizli bir düğüm."

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Tanıtım

8-sinif-teog

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk edebiyatında ilk Sosyolog “Ziya Gökalp”tir.
Salı, 11/25/2014 02:15
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.