Anlamlarına Göre Cümleler

Cümleler bildirilen işin yapılıp yapılmamasına, sözü edilen­lerin bulunup bulunmamasına göre de gruplandırılır. Yüklem iş, oluş yönüyle bazen olumlu, bazen olumsuz olur. Bir işin yapılıp yapılmaması emredilebilir, istenebilir. Bazen bir soru yöneltilir, bazen bir dilek, istek bildirilir.

I. Olumlu Cümle

Yüklemi olumlu olan ve anlamca olumluluk bildiren cüm­ledir.

"Biliyorum gölgede senin uyuduğunu"

"Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerini"

"Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner."

"Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda."

Olumlu cümlelerde yüklemin bildirdiği iş ya da eylem olma doğrultusundadır.

Türkçede bütün fiiller ve isimler asıl olarak olumludur.

Yukarıda verilen örnekler birer olumlu cümledir.

 

* Olumlu cümleler yüklemine göre fiil cümlesi ise yüklemde belirtilen eylem, iş yapılmıştır, yapılacaktır ya da yapılmak­tadır.

"Bir yaz günü, odamda kaparken bavulumu

Çekecek koltuğumun parmakları kolumu

Her zamanki sesiyle bana "Otur!" diyecek."

"Beni uyutmak için yatağım esneyecek."

"Son kampana çalacak ve son düdük ötecek

Mesafeler bir nokta halinde küçültecek

Kül rengi istasyonda mendil sallayan beni."

"Adımlar derinleşir renklerin vedaında."

* Yüklemi isim olan cümleler de olumlu olabilir. Böyle cüm­leler olumlu isim cümlesi olur.

"Önce baygın bir iniltiydi yamaçtan duyulan."

"Gene bir devr açacakmış gibi en başta o var.

Hıçkıran seste o var, sessiz akan yaşta o var."

"Kalbinden kalbime akan bir sesti,

Akşam gölgesinde çağlayan o su."

"Şu yanda yaralı bir delikanlı,

Ötede matemli bir taze dul var."

"Bu toprağın bağrında bir coşkun çağlayanız

Türkün kolunda kuvvet, damarlarında kanız;

Biz tarihe bir altın yaprak açan erleriz."

 

* Bir cümlede istenmeyen bir iş, eylem ya da durumun olması o cümlenin anlam bakımından olumsuz cümle olduğunu göstermez.

"Deprem sırasında hepimiz çok korktuk." cümlesi anlam bakımından olumlu fiil cümlesidir.

"Ağaçtan düştü, kolunu kırdı." cümlesi de anlamca olum­ludur.

* Ölmek, korkmak, yaralanmak, düşmek... gibi hoşa git­meyen eylemlerle kurulan cümleler de olumlu cümledir. Önemli olan eylemin gerçekleşmesidir.

"Kazada iki kişi öldü." cümlesi de olumludur. "Savaşta en az beş bin düşman askeri öldü." cümlesi de olumludur.

 

II. Olumsuz Cümle

Yüklemde bildirilen işin, eylemin gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğini ya da sözü edilenlerin var olmadığını bildiren cümlelerdir, "değil, yok" sözcükleriyle, "-sız, -siz; -me, -ma; -mez, -maz" ekleri ile olumlu cümleler olumsuz cümle durumuna getirilir.

Aşağıdaki örnekler olumsuz isim cümlesidir:

"Şimdi bu yerlerde bir aşina yok."

"Bu gelen bir yuvasız kuş gibi pervasızdı."

Hiçbiri doğru değilmiş bize anlatılanların.

Sesimize ses veren bir dost da yok.

Ne kadar acımasızsın sen bize karşı.

Böyle davranmanız hiç şık değil.

Aşağıdaki cümleler ise birer olumsuz fiil cümlesidir:

"Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz."

"El gibi dolaşma, Anadolu'nda."

"Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti."

"Gözüm imza yerinde başka bir ad görmedi."

"Bu öksüz tavrını takmayacaktın

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın."

"Tarihin dilinden düşmez bu destan."

"Beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak."

"Güzel yüzü görülmezdi,

Bu aşk bende dirilmezdi

Güle kıymet verilmezdi

Âşık ve maşuk olmasa."

* Bazı cümleler biçim yönüyle olumsuz olduğu halde anlam bakımından olumludur.

Çocuğun bu kadar hasta olduğunu fark etmemiş ola­mazdı.

Bu cümlede olduğu gibi bir cümlede iki olumsuzluk birlikte kullanıldığında, o cümle anlamca olumlu olur. Yukarıdaki cümlede "fark etmiştir" anlamı vardır.

Aşağıdaki cümleler de biçimce olumsuz, anlamca olum­ludur:

Onun böyle bir işe girişeceğini tahmin etmiyor değildi. (Tahmin ediyordu)

Eskiden bu tepeler böyle ağaçsız değildi. (Ağaçlıydı)

Okulların kar yüzünden tatil edildiğini duymamış ola­maz. (Duymuştur)

Siz bizi yemeğe davet edersiniz de gelmez miyiz? (Geliriz)

Çocuklar bahçeye çıkmasın demiyoruz. (Çıksın)

Onun ne kadar fedakâr olduğunu bilmez olur muyum?

(Biliyorum)

Uçak bileti alacak kadar parası yok değil. (Var)

Yaz tatillerinde  memleketime  gitmez  olur  muyum?

(Elbette giderim)

 

* Sonuna "yok" sözcüğü getirilerek kurulan olumsuz soru­lu isim cümleleri anlamca olumludur:

Sen niye sızlanıyorsun; evin mi yok, işin mi yok? (ikisi de var)

Senin burada beklemekten daha önemli işin mi yok? (Elbette var)

* "Ne...ne" bağlacı kullanılarak oluşturulan cümleler anlamca olumsuzdur. Böyle cümleler yapı bakımından olumludur; çünkü herhangi bir olumsuzluk eki yoktur; ama anlam bakımından olumsuzdur.

"Ne hudut kaldı bugün; ne askerlik, ne savaş

"Ne uzun yol yürümüş hali, ne yorgunluk izi..."

"Şimdi ne akşam var, ne ses, ne dere."

"Ne hasta bekler sabahı,

Ne taze ölüyü mezar

Ne de şeytan bir günahı."

* Sonuna "var" sözcüğü getirilerek oluşturulan olumlu soru cümleleri anlamca olumsuzdur:

Senden başka yakınları mı var; elbette sen yardım ede­ceksin. (Senden başka yakınları yok)

"Ölmemeye elde fermanım mı var?" (Yok)

"...ne arar, ...ne gezer" biçiminde biten cümleler anlamca olumsuzdur.

"Dertleri zevk edindim Bende neşe ne arar."

Bu adamda para ne gezer

* Yeterlilik fiilinin şart çekiminden sonra aynı kökten fiilin emir kipiyle çekimlenmiş hali kullanılacak olursa böyle cümleler de anlamca olumsuz olur:

Adam öyle hızlı yürüyor ki yetişebilirsen yetiş. (Yetişe­mezsin)

Her taraf kar, buz; yola çıkabilirsen çık. (Çıkamazsın)

* Yüklemi emir kipinden çekimlenmiş cümlelerin yüklem­lerinden önce "gel de" sözü eklendiğinde cümle anlam­ca olumsuz olur:

Bu trafikte sen gel de yarım saatte karşıya geç. (Geçe­mezsin)

Böyle sevimli bir çocuğa sen gel de kız. (Kızamazsın)

* "Olmak" yardımcı fiili ile kurulan olumlu soru cümleleri de anlamca olumsuzdur:

İnsanın hoşuna giden bir işte çalışmasından daha güzel şey olur mu? (Olmaz)

Böyle çalışan bir insan hiç başarısız olur mu? (Olmaz)

* Başına  "sanki"  sözcüğü  getirilerek  yapıca  olumlu, anlamca olumsuz cümleler kurulabilir:

Sanki bu sözlerin hepsini ben söyledim. (Söylemedim)

Sanki sınavda daha kolay sorular çıkacak. (Çıkmayacak)

III. Soru Cümlesi

Bir soruya cevap almak amacıyla kurulan cümlelerdir.

Soru cümleleri soru eki ya da soru sözcükleri ile oluşturu­lan cümlelerdir.

* "mı, mi" soru eki ile soru anlamı sağlanabilir:

Sen mi çağırdın onları buraya?

"Bu gördüğüm düş benim mi?"

"Ne o gözlerin dolmuş, yoksa ağlıyor musun?

Kırk yılda bir olsun beni anıyor musun?"

* İsim ve fiil cümleleri, soru eki kullanılarak soru biçimine dönüştürülebilir:

"Özlediğin hayatı buldun mu?"

"Gene aşksız, bomboş mu için?

"Niye ellerin soğuk, yoksa üşüyor musun?

Mutluluğun peşinde hâlâ koşuyor musun?

Kar mı yağdı güvendiğin dağlara?

Seni de bir türlü umdurmadı mı kader?"

(İlhan GEÇER)

"Ses mi var ne, yoksa yine yağmur mu,

Böyle beni uzaktan çağıran kim?"

 

* Cümlelere soru anlamı sıfat, zamir, zarf gibi sözcük tür­leriyle de kazandırılabilir:

"Yeşeren bir ağacım dünyada

Kuruyup gittiğimde kim bilecek?"

(Soru zamiriyle)

"Bu eller kaç günahın, kaç sevabın sahibi?"

(Soru sıfatıyla)

Hele şu ağzı kırık boş sürahi,

Ne durup duruyor sanki masada?

(Soru zarfıyla)

"Gene yüzün gülmüyor, anlat nedendir?" (Soru zamiriyle)

"Söyle kaç yıl sürecek bu sebepsiz ayrılık?" (Soru sıfatıyla)

"Nerelerde gezmiş tozmuş?"

(Soru zamiriyle)

"Bu ceza ne kadar sürecek böyle?"

(Soru zarfıyla)

"Gök boş, nereye bağlasam atımı? "

(Soru zamiriyle)

 

* Sınav sorularında, soru cümlesindeki sorunun hangi öğeye yönelik olduğu da sorulur:

"Sen, sıcak döşeğinde rahat uyuyor musun?" (Soru yükleme yönelik)

"Kar mı yağdı güvendiğin dağlara? (Özneye yönelik)

"Kim esir değildir,

Kendi içerisinde?"              (Özneye yönelik)

"Nerelerde eğleneyim, gezeyim?" (Dolaylı tümlece yönelik)

"Söyle bugün niçin, neden

Bunca Hanlığınla sen, Kulluğa almadın bizi?"

(Edat tümlecine yönelik)

Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz? (Yükleme yönelik)

"Kaç mevsim bekleyim daha kapında, Ayağımda zincir, boynumda kement?" (Zarf tümlecine yönelik)

* Bazı soru cümleleri bir cevabı gerektirmez:

Tek başıma kalınca hiç korkmaz olur muyum? (Elbette korktum)

Bütün bu anlatılanları ben mi söylemişim. (Şaşırma)

* Biçim olarak soru cümlesi gibi görünen cümlelerde bazen soru anlamı dışında farklı anlamlar bulunabilir:

Sizin gibi bir insan hiç tanımadığı birine nasıl güvenir? (Şaşırma anlamı)

Ben orada tek başıma ne yaparım? (Çaresizlik)

Buraya gelip de dondurma yememek olur mu? (Kesinlik)

Şu kapıyı kapatır mısınız? (Emir)

Bana bir gazete verir misiniz? (istek-rica)

 

IV.  Emir (buyruk) Cümlesi

Bir işin, eylemin yapılması ya da yapılmaması isteğini kesin biçimde ortaya koyan cümledir.

Dışarı çık.

Burada beklemeyin.

Bugün sokağa çıkma.

Bir daha buraya gelmesinler.

* Türkçede emir cümleleri ikinci, üçüncü kişilerin tekil ve çoğullarıyla ilgilidir. Birinci tekil ve çoğul kişi için emir olmaz.

"Okuma, anlama bizi."

"Sen kes sesini!"

"Kederli durma, güzel rengin uçmasın."

"Unutma sakın dünü!"

"Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al!"

"Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı!"

"Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!"

"Ürkmeden su içsinler, yavaşça susun, susun."

* Emir kipi ile çekimlenmiş fiillerin kullanıldığı her cümlede emir anlamı olmayabilir.

Aşağıdaki dizelerde emir anlamı yoktur:

"Cihan da bizimle ağlasın gayrı."

"Ata'n gitti, millet başın sağ olsun

Ölümü devr açsın, yeni çağ olsun

Dağlar birer yanardağ olsun

Gök düşsün toprağa toza belensin

Gece mezarına yıldız elensin

Şehitler doğrulsun, nöbet dolansın"

(Behçet Kemal ÇAĞLAR)

 

V. Ünlem Cümlesi

İçinde ünlem ya da ünlem anlamı taşıyan sözlerin bulun­duğu cümlelerdir.

Ünlem cümleleri sevinç, korku, panik, ürkme, şaşkınlık, acı gibi duyguları ortaya koyar.

"Bu ne müthiş fırtınadır, savrulur enkaz-ı beşer!"

"Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

"Karşı vadilerde yok bir köy bile!"

"Nisan bulutu gibi Ufkumda çakıp geçme!"

"Sen de gönlüm gibi loştun ey deniz!"

"Ey yâdı kalan sevgili yurdum seni andım!

"Bir saltanatın kalbi olan sevgili beldem!"

"Ademi hatırlatan ufuklarınla deniz

Azap çeken şu hasta göğsümüze dol boşal!"

 

VI. Dilek Cümlesi

Bir dileği, arzuyu, isteği ortaya koyan cümlelerdir.

Dilek cümlelerinde yüklem istek kipiyle (-e, -a) çekimlenir; ayrıca dilek-şart kipiyle, dilek-şart kipinin hikâye ya da rivayet bileşik zamanıyla çekimlenir.

"Çatma kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

"Varayım bari onun heykeline."

"Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyeyim."

"Şehirden kaçsam bu bahar Varsam dumanlı dağlara."

"Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil"

"Son bir kez görseydim o gül yüzünü"

Dünyaya biraz erken gelseymişiz.

Bursa'ya gelmişken Uludağ'a da çıksaydık.

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

Kayıt - Giriş



Bunlari Biliyor musunuz?

Türk edebiyatında ilk edebi öykü Ahmet Mithat Efendi'nin "Letaif-i Rivâyet" adlı eseridir.
Perşembe, 08/21/2014 16:01
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.